“KAZAN DİBİN KARA, SENİNKİ BENDEN KARA” SİYASETİ YAPILIYOR

“KAZAN DİBİN KARA, SENİNKİ BENDEN KARA” SİYASETİ YAPILIYOR

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 4, 2026 - 16:38

Bu ülkenin gelişimine engel teşkil eden esas sorun toplumun yozlaşması ve toplumun cehaletidir. Ve daha da önemlisi; bu yozlaşma ve cehaletin sonucu olarak toplumun “Yüzbinli beşiklerde” uyutulmasıdır. Cehalet denilince hemen akla okur-yazarlık oranı veya her şehirde açılan üniversiteler gelmesin. Çünkü daha da tehlikeli olanı “Okumuş cahillerdir” ki, buna en güzel örnek futbol tribünleridir. Okumuşu da okumamışı da, hatta kulüp yöneticileri de birbirlerine ana-avrat, mukaddesat ayırt etmeden ağız dolusu küfürler ediyorlar. Üstelik yanında hanımı, kızı kızanı olduğu halde. Ve bunun adına da “Spora destek” diyorlar.
Gelelim cahilliğin ve yozlaşmanın toplumdaki SİYASİ yansımalarına. Sözümün başında “Yüzbinli beşikler” tabirini özellikle kullandım. Tarihte halkını diktatörlükle yöneten ülkelerin birinde krala sormuşlar. “Siz halkınızı böyle diktatörlükle ve oldukça sert politikalarla nasıl yönetiyorsunuz?” Kral kendinden emin bir şekilde şöyle cevap vermiş: “Ben bu cahil halkı yüzbinli beşiklerde uyutuyorum!” Burada kastettiği maalesef günümüze kadar gelen “Boğa” arenalarıdır. Hemen her ülkede benzer arenalarda halkların meşgul edilip uyutulduğunu görebiliriz. Bire bir örtüşmese de; futbol tribünleri de, siyasi miting alanları da böyledir maalesef. Hatta denilir ki; bir zamanlar “Kahrolsun Amerika!” diye atılan sloganlarla yapılan mitinglerin organizasyonu ve finansmanı yine Amerikan ajanları tarafından sağlanmıştır. Ta ki toplumun gazı alınsın, ta ki tepkilerin şiddeti hafiflesin…
Günümüzde de halkın cahilliğini ve yozlaşmasını siyasi arenada görebiliriz, görüyoruz da…
Hangi görüşten olursa olsun, sağcısı, solcusu, libareli, taraftar olduğu partisini tıpkı futbol takımı tutar gibi tutuyor ve destekliyor. Çeyrek asır iktidarda olan Ak Parti içinde yapılan adam kayırmacılıklar ve yolsuzluklar “Vardır bir sebebi ve hikmeti” mantığıyla görmezden gelinirken, CHP ve yavrusu YENİ PARTİ’de de, gözle görülüp elle tutulan, itiraf edilen, kayıtla ispatlanan, somut hırsızlık ve yolsuzluklar bile yüzbinlerce taraftarla miting meydanlarında destekleniyor, operasyonlar siyasidir diye toplum inandırılmaya çalışılıyor. Büyük oranda başarılıyor da. Tüm bunlar halkın yüzbinli beşiklerde uyutulması değil de nedir? Tüm bunlar “Kazan dibin kara, seninki benden kara” anlayışıyla tepinirken çimleri mahvetmek değil midir?
Olması gereken; Ak Parti kendi içinde temizliğini yapmalı ve dillere pelesenk olan ve malesef anlamını ve ağırlığını gittikçe yitiren “Fabrika ayarlarına dönme” iradesini ortaya koymalıdır.
İlk hükümet olduğunda ortaya koyduğu ve söz verdiği vaadlerden uzaklaştığını kabul etmeli ve o zamanın ruhuna dönmelidir. Zamanında kendisine yapılan haksızlıkların aynısını, mührü ele geçirince başkasına yapmamalıdır. Eski vekil, eski başkan, eski hazretlere makam üretmekten vazgeçmeli, liyakat esaslı yöneticilerle çalışılırken de denetim elden bırakılmamalıdır.
Aynı şekilde CHP ve Yeni Parti, yerel seçimde kendilerine gösterilen teveccühü yanlış insanlarla suistimal ettiğini kabul etmeli, hırsızın arsızın, ahlaksızın savunucusu olmamalıdır. Elbette haksızlığa uğrayanın yanında olmalı ama akla kara gibi bariz olan ayrılıkları da ayırt edebilmelidir.
Kısacası; iktidardakiler kendi içlerinde yapılan yanlışlara yanlış deyip cezalandırmadıkça, muhalefettekiler de iktidarın doğrularına doğru deyip takdir edip daha iyisini geliştirmedikçe, ülke olarak gelişmemiz ağır ve aksak olacaktır vesselam. Sağlıcakla…