MODERN İNSAN ZİNCİRLERİNİ KENDİ TAŞIYOR
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Güney Koreli filozof Byung-Chul Han’a göre “neoliberal” toplumda iktidar dışsal bir zor olmaktan çıkmış, içselleştirilmiş bir yönetime dönüşmüştür. Artık bireyler baskı altında değil, özgür olduklarına inanarak kendilerini sömürmektedir. Bu yeni iktidar biçimine Han, psikopolitika adını verir.
*
Byung-Chul Han’ın anlattığı mesele aslında bugün hepimizin yaşadığı ama çoğu zaman adını koyamadığı bir durumdur. Eskiden insanlar toprak ağasının, patronun, devletin ya da sistemin baskısını açık açık hissederdi. Emir vardı, yasak vardı, zulüm ve korku vardı. İnsan “zorla” çalıştırılır, karnını zor doyururdu.
*
Çoğu zaman emeğinin karşılığını bile alamazdı. Köylü toprağı işler, emek verir; hasat döneminde ürün toprak sahibinin ambarına girerdi. İşçi gün boyu madenlerde, fabrikalarda zor koşullarda çalışır, konuşacak hali kalmayacak şekilde evine döner, verilen üç kuruş maaşla aybaşını zor getirir, iş sahibi ise sermayesine sermaye katar, daha da zenginleşirdi.
*
Devletin baskısı kolluk kuvvetleri ve asayiş elemanları üzerinden toplum tarafından iyice hissedilirdi. Baskı, tehdit ve sansür en çok şikâyet edilen konular arasındaydı.
*
O dönemlerin zulmü sertti ama en azından gücün kimde olduğu biliniyordu.
*
Bugün ise çok farklı metotlar uygulanıyor. İnsanlara sürekli “özgürsün”, “kendini gerçekleştir”, “başarabilirsin”, “yeter ki iste” denilerek motivasyon artırılmaya çalışılıyor.
*
İşte tam burada yeni düzen başlıyor.
*
İnsan artık dışarıdan gelen baskıyı fark etmiyor; çünkü baskı insanın içine yerleşmiş durumda. Sürekli daha iyi görünmek, daha başarılı olmak, daha üretken olmak zorundaymış gibi hissediyor. Sosyal medya bu duyguyu sürekli besliyor. Patron dışarıda değil artık; insanın kendi içinde.
*
Sosyal medya platformlarında başkasının başarısını gören insanlar kendini yetersiz hissediyor. Kıskançlık ve haset duygusu insanda yetersizliği körüklüyor, kanaati yok ederek kişiyi görünmez bir yarışın içine sokuyor.
*
Üstelik bu yarışın sonu da yok. Çünkü artık sistem insanın bedeninden çok zihnini çalıştırıyor.
*
Eskiden fabrikalardan eve dönen insanlar hiç olmazsa dinlenebiliyordu. Bedenen sömürülse de zihnen bu kadar yorulmuyordu. Bugünün teknolojisi insana rahat vermiyor artık. Bulunduğu her yerde, her ortamda çalışmaya devam ediyor.
*
Telefon, mail, gece yarısı bakılan mesajlar, “kendimi geliştirmeliyim” baskısı… Tatilde bile dinlenemeyen milyonlarca insan var. Çünkü modern insan artık zincirlerini kendi taşıyor.
*
İşte Byung-Chul Han buna dikkat çekiyor. Ona göre modern insanın en büyük trajedisi, özgür olduğunu düşünürken aslında kendi kendisini sömürmesidir. Eskinin kölesi efendisini tanırdı; bugünün insanı ise efendisini kendi içinde taşıyor.
*
Kendini sürekli zorlayan, sürekli eksik hisseden, sürekli yetişmeye çalışan bir ruh hâli oluşuyor.
*
Byung-Chul Han’ın “psikopolitika” dediği şey tam da budur: İnsanların zorla değil, gönüllü şekilde sisteme bağlanması.
*
İnsan artık “mecburum” demiyor; “ben istiyorum” diyor. Ama gerçekten istiyor mu? Yoksa sistem ona bunu istemesi gerektiğini mi öğretiyor?
*
Bu yüzden çağımızın hastalıkları da değişti. Eskiden insanlar daha çok dış baskılarla mücadele ederdi; bugün ise depresyon, tükenmişlik, anksiyete ve yalnızlık yaygınlaşıyor.
*
Çünkü insan artık dışarıdan kırbaçlanmıyor; kendi zihninin içinde durmadan kırbaçlanıyor.
*
Modern dünyanın en büyük başarısı da belki burada yatıyor: İnsanlara zincir taktığını hissettirmeden onları koşturabilmek.