Kusur Görmeden Muhabbetle Bakan Gözler

Kusur Görmeden Muhabbetle Bakan Gözler

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 18, 2026 - 20:56

Günümüzde insanların birbirine bakarken önce kusur, hata, eksiklik ve yanlış araması; buna karşılık bazı gözlerin insana “muhabbetle” bakması… Ne büyük bir farktır bu.

Aynı insana bakarsınız; biri yüzündeki çizgiyi görür, diğeri o çizgilerin ardında saklı yılları…

Biri sesindeki titremeye takılır, diğeri o titremenin içinde söylenememiş cümleleri duyar.

Biri suskunluğunu kibir zanneder, diğeri “Kim bilir içinde ne taşıyor?” diye düşünür.

Biri hatasını görür ve insanı o hatadan ibaret sayar. Diğeri hatayı görür ama insanı hatasından ibaret görmez.

İşte muhabbetle bakan gözler böyledir.

Çünkü muhabbet, insana yalnızca gözle bakmak değildir. Muhabbet, kalbin gözünü de açmaktır.

Bir insanı gerçekten görmek; onun yalnızca dışarıdan görünen tarafını değil, görünmeyen taraflarını da fark edebilmektir. Her gülüşün ardında bir yorgunluk, her suskunluğun içinde bir kırgınlık, her sertliğin altında belki de yıllardır korunmaya çalışılan bir incelik olabileceğini bilmektir.

Hepimiz biraz böylesi bir bakışa muhtacız.

Çünkü insan, sürekli yargılanarak değil; anlaşılarak güzelleşir.

Bugün birbirimize karşı ne kadar aceleciyiz…

Birinin bir sözünü duyuyor, hemen hüküm veriyoruz. Bir davranışını görüyor, bütün karakterini onun üzerinden tarif ediyoruz. Bir yanlışını yakalıyor, doğrularını unutuyoruz. Bir anlık öfkesini görüyor, yıllarca gösterdiği iyiliği görmezden geliyoruz.

Sanki insanın bütün hayatını tek bir cümleye, tek bir hataya, tek bir davranışa sığdırmak mümkünmüş gibi…

Oysa insan dediğimiz varlık, bir andan ibaret değildir.

İnsan; çocukluğudur, korkularıdır, kaybettikleridir, sevdikleridir, pişmanlıklarıdır, umutlarıdır.

Bazen kimseye anlatamadığı bir derdi vardır.

Bazen kendi içinde verdiği mücadeleyi dışarıdan kimse fark etmez.

Bazen gülümser ama içinden ağlar.

Bazen susar çünkü konuşursa kırılacağını bilir.

Bazen uzaklaşır çünkü kalmak için gücü kalmamıştır.

Ve bütün bunları bilmeden, yalnızca görünen üzerinden hüküm vermek ne kadar kolaydır.

Asıl mesele ise şudur:

Bir insanın görünmeyen tarafına ne kadar merhametle bakabiliyoruz?

Muhabbetle bakan göz, kusuru inkâr etmez.

Kusuru görür ama kusurun arkasındaki insanı da görür.

Yanlışı görür ama “Bu insan bundan ibarettir.” demez.

Eksikliği görür ama “Ne kadar eksik!” diye küçümsemez.

Aksine, “Hepimizin bir tarafı eksik.” der.

Belki de insanı insana yaklaştıran en büyük hakikat budur.

Çünkü hepimiz kusurluyuz.

Hepimizin geçmişinde keşke dediği şeyler var. Hepimizin yanlış anlaşıldığı zamanlar, yanlış anladığı insanlar, kırdığı kalpler, kırıldığı hâlde belli etmediği geceler var.

Ama nedense başkasının kusurunu büyüteçle ararken kendi kusurlarımıza merhametli bir gözlükle bakıyoruz.

Kendimize gelince “İnsanlık hâli.” diyoruz.

Başkasına gelince “Karakteri böyle.” diyoruz.

Kendimiz hata yapınca şartları anlatıyoruz.

Başkasının hatasında mazeret kabul etmiyoruz.

Kendimiz susunca “Canım sıkkındı.” diyoruz.

Başkasının susmasına “Bizi önemsemiyor.” anlamını yüklüyoruz.

Belki de biraz daha adil olmamız gerekiyor.

Biraz daha yavaş hüküm vermek…

Biraz daha çok dinlemek…

Biraz daha az konuşmak…

Ve en önemlisi, birbirimize kusur avcılığı yapan gözlerle değil, muhabbet taşıyan gözlerle bakmak.

Çünkü bazı insanlar hayatımıza geldiklerinde bizi değiştirmezler; bize kendimizi başka türlü görmeyi öğretirler.

Yanımızda rahat ederiz.

Kusurumuzu saklamak zorunda kalmayız.

Her kelimemizi tartmak, her hareketimizi kontrol etmek zorunda hissetmeyiz.

Çünkü biliriz ki karşımızdaki insan bizi yalnızca iyi hâlimizle sevmiyor.

Bizim de yorulduğumuzu, yanıldığımızı, bazen dağıldığımızı biliyor.

Ve yine de bakıyor.

Yine de dinliyor.

Yine de yanında yer açıyor.

İşte böyle insanların bakışında insan kendini eksik değil, tamamlanabilir hissediyor.

Belki de gerçek dostluk biraz budur.

Seni herkesten daha kusursuz görmek değil; kusurlarını herkesten daha iyi bildiği hâlde sana muhabbetini eksiltmemek.

Ne güzel bir nimettir böyle bir gözün varlığı…

Yüzündeki çizgilere yaşlılık değil, hatıra diye bakan…

Sessizliğine soğukluk değil, derinlik diye bakan…

Hatalarına hüküm değil, insanlık diye bakan…

Ve seni, herkesin görmek istediği kişi olduğun için değil; olduğun kişi olarak sevebilen…

Belki de hayatın en kıymetli insanları bunlardır.

Çünkü dünya zaten kusur bulacak insanlarla dolu.

Eksik tarafımızı gösterecek, yanlışımızı yüzümüze vuracak, düşüşümüzü konuşacak birilerini bulmak zor değil.

Zor olan, bütün bunların arasında bize muhabbetle bakabilen bir çift göz bulmaktır.

O yüzden insanın hayatında böyle gözler varsa kıymetini bilmeli.

Çünkü bazı bakışlar insana yalnızca bakmaz…

İnsanı iyileştirir.

Bazı insanlar yalnızca yanımızda durmaz…

Bize kendimizden utanmadan yaşayabileceğimiz bir alan açar.

Ve bazı gözler vardır ki insanın yüzündeki kusuru değil, kalbindeki güzelliği görür.

Belki de bu dünyada en çok ihtiyacımız olan şey, biraz daha güzel bakmaktır.

Birbirimizin kusurunu değil, hikâyesini görmek…

Birbirimizin yanlışını değil, mücadelesini anlamaya çalışmak…

Birbirimize hükmetmeden önce hâlimizi sormak…

Ve insanı, tek bir hatasının içine hapsetmemek.

Çünkü insan, baktığınız yerden ibaret değildir.

Her insanın görünmeyen bir tarafı vardır.

Ve bazen o tarafı görebilmek için gözden önce gönül gerekir.

Ne mutlu, baktığında kusur değil insan görene…

Ne mutlu, eksikliklerin arasından güzelliği seçene…

Ne mutlu, bir insanın yüzüne değil, yüreğine bakabilene…

Ve ne mutlu, dünyada hâlâ muhabbetle bakan gözlere rastlayabilene.

Çünkü bazı gözler vardır…

İnsana kendisini yeniden sevdirir.