GECEYE SÖZÜM VAR – III
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Günler geçiyor...
Takvimler değişiyor...
Saçlarımıza birkaç tel daha beyaz düşüyor.
Fakat farkında olmadan eksilen aslında zaman değil...
Ömrümüz...
Ömür, bir sınama perdesi gibidir.
Perde ağır ağır kapanırken, geriye ne alkışlar kalır ne de dünyalık hesaplar.
Sahne boşalır...
Işıklar söner...
Geriye yalnızca yaşadığımız hayatın izi kalır.
Kimse unutmasın ki dünya bir imtihandır.
Bu sınava girmeyen olmadı...
Olmayacak da...
Kiminin sınavı varlıkla, kimininki yoklukla...
Kiminin makamla, kimininki sabırla...
Kiminin sözüyle, kimininki susmasıyla...
Fakat sonunda herkes aynı kapıya çıkar.
Kimi sınavını alnının akıyla verir.
Kimi ise pişmanlıklarını da yanında götürür.
İnsan, çoğu zaman ömrü hiç bitmeyecekmiş gibi yaşar.
Kırar...
Üzer...
Erteler...
"Sonra konuşuruz."
"Sonra gönlünü alırım."
"Nasıl olsa vakit var."
Der durur.
Oysa hayatın bize verdiği en büyük yanılgı, zamanın hiç tükenmeyecekmiş gibi görünmesidir.
İşte bu yüzden yıllardır söylenen o sözü eksik anlıyoruz.
"Ölüm var, küslük olmasın." diyoruz.
Evet...
Ama asıl mesele bundan daha derindir.
Ölüm var, küslük olmasın demek kolay...
Ölüm, küsünce değil; bir kalbi kırarken de aklınıza gelsin.
Belki de söyleyeceğin o sert sözden vazgeçersin.
Belki de gururunu bir kenara bırakırsın.
Belki de bir gönlü yıkmadan susmayı seçersin.
Çünkü kırılan her kalp, tamir edilmeyi bekleyen bir emanettir.
Bir de gece uyumadan önce şunu düşünün...
Eğer gidişlerin dönüşü olsaydı...
Şimdiye kadar mutlaka gidenlerden biri dönerdi.
Eğer dönüş olsaydı...
Kazılan mezarlar böylesine sıkı kapatılmazdı.
Belki bir gün gelir diye açık bırakılırdı.
Ama biliyoruz ki...
Bazı yolların dönüşü yoktur.
Bazı vedaların telafisi yoktur.
İşte bunun için sevdiklerimizi yarına bırakmayalım.
Bir özrü ertelemeyelim.
Bir teşekkürü geciktirmeyelim.
Bir "Hakkını helal et." demeyi son ana bırakmayalım.
Çünkü ömür, sandığımız kadar uzun değildir.
Her gece eksilen bir sayfa...
Her sabah bize yeniden verilen bir emanettir.
Gelin, bu emaneti kırarak değil, gönül yaparak yaşayalım.
Arkamızda maldan çok dua...
Makamdan çok güzel hatıra...
Sözden çok vefa bırakalım.
Çünkü insan öldüğünde ardında bıraktığı ev değil...
Ardında bıraktığı iz konuşur.
Geceye sözüm var:
"Bir kalbi kırmadan önce ölümü, bir gönlü kazandıktan sonra da şükrü hatırla. Çünkü bazı vedaların dönüşü yoktur."
Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.
Tarafımız; menfaatin değil, hakkın; makamın değil, milletin; korkunun değil, hakikatin yanıdır.