Dünya Kadar Servetim Olsa Neye Yarar?

Dünya Kadar Servetim Olsa Neye Yarar?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 6, 2026 - 00:59

Hayatın koşuşturması içinde çoğu insan daha çok kazanmanın, daha büyük bir eve sahip olmanın, daha lüks bir yaşam sürmenin hayalini kurar.

Sanki mutluluk, sahip olduklarımızın sayısıyla ölçülüyormuş gibi bir yarışın içinde buluruz kendimizi.

Oysa bazen sessizce oturup düşünmek gerekir:

Dünya kadar servetim olsa neye yarar?

İnsan, doğduğu gün bu dünyaya boş ellerle gelir.

İlk nefesini alırken yanında ne altını vardır ne de malı mülkü.

Yıllar boyunca çalışır, çabalar, biriktirir ve sahip olduklarını çoğaltmaya uğraşır.

Fakat hayatın en büyük gerçeği değişmez;

Bir gün geldiğinde yine boş ellerle gider bu dünyadan.

Servet elbette kötü bir şey değildir.

İnsanın ihtiyaçlarını karşılamasına, sevdiklerine daha iyi imkânlar sunmasına yardımcı olur.

Ancak servet, huzurun garantisi değildir.

Çünkü huzur satın alınamaz.

Bir market rafında bulunmaz, bir banka hesabında birikmez.

Huzur; sevgiyle kurulan bir yuvada, samimi dostluklarda, gönülden edilen dualarda ve vicdan rahatlığında saklıdır.

Bugün etrafımıza baktığımızda maddi açıdan çok güçlü olduğu halde yalnızlık içinde yaşayan insanlar görürüz.

Koca evlerin içinde sessizlikle baş başa kalanlar, milyonlarca lirası olduğu halde bir dost sohbetine hasret olanlar vardır.

Çünkü insanın gerçek ihtiyacı yalnızca para değildir.

İnsan anlaşılmak ister, sevilmek ister, değer görmek ister.

Kalbin açlığını hiçbir servet doyuramaz.

Bir annenin evladına sarılışı, bir babanın gurur dolu bakışı, gerçek bir dostun zor zamanda uzattığı el...

Bunların hiçbirinin fiyatı yoktur.

Çünkü bunlar parayla alınabilecek şeyler değildir.

İnsan bazen yıllarca peşinden koştuğu servetin, bir damla gözyaşını silemediğini fark eder.

İşte o zaman anlar ki hayatın en kıymetli hazineleri görünmeyenlerdir.

Ne yazık ki günümüzde insanlar çoğu zaman sahip olduklarıyla değer görmeye çalışıyor.

Oysa insanın değeri malıyla değil, ahlakıyla ölçülür.

Ardında bıraktığı iyiliklerle, gönüllerde kurduğu tahtla hatırlanır.

Çünkü öldükten sonra kimse bankadaki hesabımızı konuşmaz.

İnsanlar ya güzel hatıralarımızı anlatır ya da kırdığımız gönülleri hatırlar.

Hayat çok kısa...

Dün çocuk olanlar bugün yaşlandı.

Dün yanımızda olanların bazıları artık aramızda değil.

Zaman, elimizde tutamadığımız bir su gibi akıp gidiyor.

Böyle bir dünyada bütün ömrü sadece servet biriktirmeye adamak ne kadar anlamlı olabilir?

Dünya kadar servetim olsa neye yarar, eğer paylaşacak sevdiklerim yoksa?

Dünya kadar servetim olsa neye yarar, eğer geceleri başımı yastığa huzurla koyamıyorsam?

Dünya kadar servetim olsa neye yarar, eğer kalbim sevgiden yoksunsa?

Gerçek zenginlik;

Sahip olduklarımızın çokluğunda değil, sahip olduklarımız için şükredebilmemizdedir.

Bir bardak çayın huzurla içildiği bir akşam, sevdiğimiz insanların sağlığı, gönül rahatlığı ve içten gelen bir tebessüm;

Dünyanın bütün servetlerinden daha değerlidir.

Bu yüzden hayatı yalnızca maddi kazançlarla ölçmemek gerekir.

Çünkü gün gelir servet tükenir, makam sona erer, alkışlar susar.

Ama yapılan iyilikler, verilen emekler ve bırakılan güzel izler yaşamaya devam eder.

Ve insan bir gün dönüp geriye baktığında şunu söyleyebilmelidir:

"Ben sadece zengin olmak için değil, güzel yaşamak için yaşadım."

Çünkü dünyanın bütün serveti bir araya gelse bile;

Huzurla atan bir kalbin, sevgiyle bakan bir çift gözün ve samimiyetle edilen bir duanın yerini asla tutamaz.