Ezikliğini Dışa Vurmak
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bir milleti, bir bölgeyi, bir rengi ya da köyü fıkralarla, aşağılayıcı sözlerle küçük düşürmeye çalışmak, sadece derin bir cehaletin değil; kendini diğer insanlardan üstün görme hastalığının da en somut göstergesidir. Çağdaş bilimin ve teknolojinin zirveye ulaştığı, insan haklarının evrensel ölçekte savunulduğu bir çağdaş dünyada bu ilkel faşizan zihniyeti sürdürmek; kendisini "seçilmiş", geri kalan tüm insanlığı ise kendisine "köle" gören hastalıklı, Siyonist bir üstünlük illüzyonundan farksızdır. Asıl zillet, asıl çürümüşlük ve insanlık dışı tavır tam olarak budur.
98 yaşına gelmiş bir şahsın, üstelik bir hastane açılışı gibi topluma hizmet veren kutsal bir mekanda sarf ettiği o müstehcen, aşağılayıcı ve sefil sözler bu ülkenin tarihindeki en utanç verici sahnelerden biri olarak kayda geçmiştir. Yaşından ötürü "bilmeden, yanılarak söyledi" bahanesine sığınmak, kamuoyunun aklıyla alay etmektir. Etrafında basın danışmanları, asistanları ve özel kalem müdürleri olan, konuşacağı metinler önceden hazırlanan bu şahsın, bu talihsiz ve çirkin açıklamayı bilerek, isteyerek ve doğrudan bir milleti, bir toplumu aşağılama kastıyla yaptığı aşikardır. Dahası, bu rezilliğin ardından yanındaki ekiple birlikte patlatılan o ahlaksız kahkahalar, sergilenen terbiyesizliğin ve şımarıklığın daniskasıdır. Bu utanç, o malum kadroya ömür boyu yetecek kara bir lekedir.
Tek bir insanın dahi dili, rengi, boyu veya bedeni üzerinden küçümsenmesi insanlık suçu sayılırken; namusuyla, iffetiyle bilinen şerefli bir milletin namusuna dil uzatmak, insanı "esfeli safilin" bir dereceye indirir. Ancak bu çirkinliğin ardındaki psikolojik ezikliği görmek de zor değildir. Kendi geçmişinde yaşadığı terk edilmişliği, eşinin sadakatsizliğini, iki çocuğunu bırakıp en yakın dostuna kaçışıyla uğradığı ihaneti ve tam da kendi villasının karşısında nispet yapar gibi yaşanan balayının yarattığı o derin travmayı yıllardır içinden atamayan bir zihniyet, bu aşağılık kompleksiyle maluldür. İçindeki öfkeyi, utancı ve ezilmişliği başkalarının iffetine laf atarak, egosunu tatmin etmeye çalışarak bastırmak tam bir karakter erozyonudur.
Fakat unuttukları bir şey var: Bu ülkenin şerefli Türk, Kürt, Arap ve tüm dilleri ahlaksızlığa karşı dimdik durmayı bir toplumsal namus borcu bilir. Nitekim, söz konusu şahsın bu ahlaksızlığına karşı sosyal medyada yükselen çığ gibi tepkiler, aziz milletimizin ahlak ve şeref konusunda ne kadar tavizsiz olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Burada yapılan terbiyesizlik sadece bir kesime değil, topyekün Türk milletinin değerlerine saldırıdır.
Hafızalarımız tazedir; zamanında ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil’in bir televizyon programında bu milletin mukaddes bir mezhebine yaptığı terbiyesizlik karşısında, halkımız nasıl tek yürek olup onu tarihin karanlık sayfalarına gömdüyse, bu şahsın akıbeti de farklı olmayacaktır. Şerefli milletimiz, paranın ve gücün arkasına sığınan bu hadsize gereken dersi sadece sözle değil; topyekün bir boykot hareketiyle vermelidir. Tüm sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler bu milli duruşa öncülük etmeli, vatandaşlarımız bu şuursuz ahlaksızlığa karşı tüketimden gelen gücünü sonuna kadar kullanmalıdır.
Mesele, "önce hakaret et, tepki görünce alelacele özür dile" kurnazlığıyla geçiştirilemez. O zaman herkes birinin namusuna, karakterine sövsün, aşağılasın, sonra bir kuru özürle işin içinden çıksın! Yok öyle yağma. Bu ülkenin devleti var, kanunu var. Nitekim yargının konuya el atması, insani ve hukuki olarak bu şahsın suçluluğunun en açık tescilidir. Adalet önünde gereken en ağır cezayı almalı, aldığı o ceza ile bir kez daha yerin dibine batmalıdır.
Bir şahıs servetiyle, holdingiyle, parasıyla adam olamaz. İnsan; ahlakıyla, şerefiyle, namusuyla ve karakteriyle insandır. Paranın satın alamayacağı yegane şey olan toplumsal onur, bu millete dil uzatan her müstekbir zihniyeti eninde sonunda dize getirecektir.