Hobi Bahçeleri Yıkılırken Aslında Ne Yıkılıyor?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Son günlerde hobi bahçeleri üzerinden yürüyen tartışmalar giderek büyüyor.
Bir tarafta “Tarım arazileri korunmalı” diyenler var.
Diğer tarafta ise yılların birikimini harcayıp birkaç yüz metrekarelik bir alana küçük bir kulübe yapan insanlar…
Peki gerçekten mesele nedir?
Önce şu soruya cevap vermek gerekiyor:
Hobi bahçelerini kimler satın alıyor?
Toplumda oluşan algının aksine hobi bahçesi alanların büyük bölümü yüksek gelir grubundan oluşmuyor.
Çünkü gerçekten varlıklı bir insanın tercih edeceği yer hobi bahçesi değil; imarlı arsaya yapılmış bir villa, yazlık veya müstakil konuttur.
Hobi bahçelerinin asıl müşterisi genellikle şehir hayatından bunalmış orta gelirli vatandaşlardır.
Emekli öğretmenler…
Memurlar…
İşçiler…
Küçük esnaflar…
Hayatında ilk kez bir ağacın büyümesini izlemek isteyen insanlar…
Sabah kahvesini beton bloklar arasında değil de birkaç domates fidesinin yanında içmek isteyen aileler…
Aslında hobi bahçeleri biraz da şehirleşmenin insan ruhunda açtığı boşluğun sonucudur.
Fakat devlet meseleye başka bir pencereden bakıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın temel itirazı, tarım arazilerinin hisselere bölünerek küçük parçalara ayrılması ve zamanla üretim alanı olmaktan çıkarılmasıdır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu da bu nedenle tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını sınırlamaktadır.
Devletin korkusu aslında bahçedeki birkaç domates değil.
Devlet şunu görüyor:
Bugün 300 metrekarelik hobi bahçesi.
Yarın küçük bir kulübe.
Sonra elektrik.
Ardından su.
Daha sonra ikinci kat.
Ve birkaç yıl sonra ortaya çıkan fiili bir mahalle…
Bu nedenle son düzenlemelerle izinsiz yapıların kaldırılması ve arazilerin yeniden tarımsal üretime uygun hale getirilmesi yönünde uygulamalar getirildi.
Yıkım işlemlerinin uygulanmasında belediyeler ve il özel idareleri görevlendirildi.
Burada önemli bir ayrıntı var
Yıkım kararını doğrudan belediye vermiyor.
Mevzuat çerçevesinde süreç Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tespitleri ve ilgili idarelerin işlemleriyle ilerliyor.
Belediye sınırları içerisinde belediyeler, dışında ise il özel idareleri uygulayıcı konumunda bulunuyor.
Ancak işin siyasi boyutu da göz ardı edilemez.
Çünkü seçmen davranışları çoğu zaman hukuki gerekçelerle değil duygusal etkilerle şekillenir.
Siz bir vatandaşa yıllarca;
“Köye dönün”
“Üretin”
“Toprakla buluşun”
“Şehirlerden uzaklaşın”
derseniz…
Sonra da o vatandaşın yıllardır emek verdiği yapıyı yıkarsanız…
Haklı olsanız bile anlatmakta zorlanırsınız.
Siyasette bazen doğru olmak yetmez.
Doğruyu doğru zamanda ve doğru yöntemle anlatmak gerekir.
Bu nedenle hobi bahçeleri meselesi teorik olarak iktidarlara zarar verebilecek sosyal memnuniyetsizlik alanlarından biri olabilir.
Özellikle orta gelir grubunda oluşacak mağduriyet algısı siyasi sonuçlar doğurabilir.
Fakat aynı zamanda geniş bir kesim de tarım arazilerinin korunmasını desteklemektedir.
Dolayısıyla burada kesin bir siyasi sonuçtan söz etmek mümkün değildir.
Dünyada Benzer Uygulamalar Var mı?
Elbette var.
Başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde “allotment garden” veya “kleingarten” adı verilen hobi bahçeleri bulunuyor.
Ancak önemli bir farkla…
Bu alanlar planlı bölgelerde kuruluyor.
Yapılaşma sınırları çok net belirleniyor.
Tarım arazilerinin bölünmesine izin verilmiyor.
Yani sistem kontrol altında tutuluyor.
Belki de Türkiye’nin önündeki asıl soru budur.
Yıkmak mı?
Yoksa düzenlemek mi?
Çünkü bugün şehirlerde milyonlarca insan toprağa dokunmak istiyor.
Çocuklarının bir ağacın nasıl büyüdüğünü görmesini istiyor.
Köy hayatını tamamen terk etmek istemiyor.
Bir yandan köye dönüş projeleri konuşulurken, diğer yandan insanların doğayla bağ kurduğu alanların tamamen ortadan kaldırılması da yeni soruları beraberinde getiriyor.
Belki çözüm ne sınırsız serbestlikte ne de topyekûn yıkımdadır.
Belki çözüm;
Tarım arazilerini koruyan,
Kaçak yapılaşmayı önleyen,
Ama vatandaşın doğaya olan özlemini de dikkate alan yeni bir model geliştirmektedir.
Çünkü bazen yıkılan sadece bir kulübe olmaz.
İnsanların toprağa dair kurduğu hayaller de enkazın altında kalabilir.
Ve devletler, vatandaşın hayalini koruyabildikleri ölçüde güçlü kalırlar.
Hobi bahçesi sahipleri ise yapılanı yıkmak yerine bundan sonra yapılmak istenene bir düzenleme getirilsin diyor.
Elektriği çekilmiş, su hattı verilmiş bir alanı yok etmek yerine bundan sonrası için tarım arazilerini bölmeden mevcut diğer arazilerin değerlendirilmesi yönünde bir sistemin getirilmesini de hatırlatıyor.
Sosyal konut ve kiralama yöntemiyle atıl vaziyette duran arazilerin değerlendirilmesi, inşa ve ihyası ile hem vatandaşın hizmetine sunulması hem de bütçeye katkı sağlayacak bir modelin değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorlar.
Peki sizce devlet inşa edilmiş bu evleri yıkar mı?
Bahçenizi, yıllarca büyümesini izlediğiniz ağacınızı yok eder mi?
Mevcut olanı düzenleyeceğini, bundan sonrası için de belli kıstaslar çerçevesinde arazilerin hangi amaçla kullanılabileceğini netleştireceğini söyleyenler de var.
Ancak vatandaşın beklediği şey artık belirsizliğin sona ermesi.
Çünkü insanlar yalnızca yapılarını değil, gelecek planlarını da korumaya çalışıyor.
Yoksa bir zamanların gecekondu zihniyeti, bugünün hobi bahçeleri tartışmasına dönüşebilir.