İNSANIN DEĞERİNİ HATIRLATAN BİR SES: İOANNA KUÇURADİ’YE VEDA

İNSANIN DEĞERİNİ HATIRLATAN BİR SES: İOANNA KUÇURADİ’YE VEDA

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 4, 2026 - 17:15

Bazı insanlar giderken yalnızca bir boşluk bırakmazlar.

Bir soru bırakırlar.

İoanna Kuçuradi’nin ardından benim zihnimde kalan soru da tam olarak bu:

Bir insanın değeri ne zaman başlar?

Başarılı olduğunda mı?
Toplum tarafından kabul edildiğinde mi?
Çoğunluğa benzediğinde mi?
Güçlü olduğunda mı?
Yoksa yalnızca insan olduğu için mi?

Bu nedenle İoanna Kuçuradi benim için yalnızca kitaplarda karşılaşılan önemli bir filozof olmadı. Onun düşüncesinde beni en fazla etkileyen şeylerden biri, insan haklarını yalnızca mevzuatın maddeleri arasında değil, insanın değeri üzerinden düşünmeye çağırmasıydı.

Çünkü hukuk bize hakkın nerede başladığını söyleyebilir.

Ama felsefe daha rahatsız edici bir soru sorar:

O hakkı neden koruyoruz?

İşte benim hukukla felsefenin kesiştiği yerde yıllardır aradığım şey biraz da budur.

Bir insanı “normal”, “anormal”, “hasta”, “başarılı”, “başarısız”, “makbul”, “öteki” diye kategorilere ayırmadan önce karşımızdakinin bir insan olduğunu hatırlamak…

Basit görünüyor.

Ama insanlık tarihinin belki de en zor sınavı bu.

Çünkü hak ihlalleri çoğu zaman insanların hakları bilmemesinden önce, karşılarındaki insanın değerini unutmasıyla başlıyor.

Birini susturduğumuzda…

Birini damgaladığımızda…

Bir insanın acısını, düşüncesini ya da varlığını küçümsediğimizde…

Önce onun değerini zihnimizde azaltıyoruz.

Sonra yapılan haksızlık bize daha kolay görünmeye başlıyor.

Benim bugün savunmaya çalıştığım “canlı hakları” düşüncesinin arkasında da benzer bir sorgulama var. İnsanları ve diğer canlıları sürekli kategorilere bölerek hak konuşmak yerine, yaşamın ve varoluşun değerini daha geniş bir yerden düşünmek mümkün mü?

Kuçuradi bana hazır cevaplardan çok bu tür soruların kıymetini hatırlatan düşünürlerden biri oldu.

Belki felsefenin en güzel tarafı da budur.

Size ne düşüneceğinizi söylemez.

Düşündüğünüz şeyin temelini sorgulatır.

Bir hukukçu için bundan daha kıymetli bir rahatsızlık olduğunu düşünmüyorum.

Çünkü kanun değişebilir.

İçtihat değişebilir.

Toplumun doğruları değişebilir.

Hatta bugün alkışlanan bir düşünce yarın sorgulanabilir.

Ama insanın değerini koruma meselesi, bütün bu değişimlerin ortasında yeniden ve yeniden önümüze gelir.

bugün onun ardından yazarken üniversite yıllarıma da dönüp bakıyorum.

İnsan bazen mezun olduğu okulun kendisine ne kattığını diplomasını aldığı gün anlamıyor.

Yıllar geçiyor.

Başka şeyler okuyorsunuz, başka hayatlara dokunuyorsunuz, haksızlıklarla karşılaşıyorsunuz, kendi düşüncelerinizi kurmaya başlıyorsunuz.

Sonra geçmişinizde duran bazı isimlerin ve bazı fikirlerin anlamı büyüyor.

İoanna Kuçuradi benim için böyle bir isim.

Onunla aynı düşünceleri paylaşmak zorunda değiliz.

Zaten gerçek felsefe bizden bunu istemez.

Fakat bazı düşünürler bize çok daha değerli bir miras bırakır:

Soru sorma cesareti.

İnsanı araç değil, değer olarak görebilme çabası.

Hakları yalnızca kâğıt üzerinde değil, insanın gündelik hayatında arama ısrarı.

Ve en önemlisi, çoğunluğun baktığı yere değil, bazen kimsenin bakmadığı insana bakabilmek…

Bugün bir filozofun ardından söylenebilecek en güzel sözün, onun bütün fikirlerini ezberlemek olduğunu düşünmüyorum.

Daha anlamlı olan, bıraktığı sorulardan birini alıp yolumuza devam etmektir.

Ben kendi payıma şu soruyu alıyorum:

Karşımızdakinin kim olduğuna bakmadan, onun değerini koruyabilecek miyiz?

Hukukun da etiğin de insan haklarının da gerçek sınavı belki tam burada başlıyor.

İoanna Kuçuradi’ye saygıyla…

:

Bazı düşünürler ölmez.
Çünkü cevapları değil, soruları yaşamaya devam eder.