İsrail Başbakanı Netanyahu, BM Kürsüsü’nde Yapmış Olduğu Konuşmada Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Hedef Alarak ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKTI!..
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
BM 81. Genel Kurulu’nda Başbakanı Netanyahu konuşma yapmak için salonda kürsüye çıkmasıyla birlikte yuhalanarak büyük bir protestoyla karşılaştı. Birçok ülke, Gazze’deki soykırım ve işgal altındaki Batı Şeria’daki toprakları işgal eden İsrail’i protesto ederek salonu terketti. Boş salona konuşma yapan Netanyahu, elinde çağrı cihazıyla tehditler savurdu! Netanyahu, 2024 Eylül ayında Lübnan’da Hizbullah’a yönelik çağrı ve telefon cihazlarının eş zamanlı nasıl patlattıklarını hatırlatarak “Çağrı cihazlarını hatırlıyor musunuz? Kesinlikle Hizbullah hatırlıyor" sözleriyle adeta meydan okudu.
BM salonunda Netanyahu konuşurken salonu terkeden ülkeler arasında başta Türkiye olmak üzere Kuzey Makedonya, San Marino, Slovenya, Bosna Hersek, İrlanda, İspanya, Suriye, Filistin, Ürdün, Lübnan, Irak, Katar, Kuveyt, Suud-i Arabistan, Umman, Yemen, Mısır, Sudan, Tunus, Cezayir, Libya, Moritanya, Somali, Komorlar, İran, Pakistan, Afganistan, Bangladeş, Endonezya, Malezya, Brunei Darüsselam, Maldivler vardı.
Netanyahu’yu protesto edenler arasında Oscar ödüllü Susan Sarandon ve yüzlerce protestocu vardı. BM salonu dışında Manhattan 1. Cadde ve 39 sokakta yine yüzlerce gösterici Netanyahu’yu protesto etmek için toplandı ve “Savaşa, silahlanmaya hayır, Filistin’e özgürlük” sloganları attı. Bunların arasında sivil toplum örgütü "Jewish Voice for Peace" üyesi olan Jay Saper “Buradayız çünkü itirazımızı dile getiriyoruz. Onun eylemlerine, Gazze'de yürüttüğü soykırıma, evlerin ve hastanelerin bombalanmasına karşı çıkıyoruz. Adaleti sağlamanın yolu, ABD'nin bu süregelen soykırımdaki suç ortaklığına son vermeye çalışmaktan geçiyor.” diyerek İsrail’i ve Netanyahu’yu niçin protesto ettiklerini açıkladı. Aynı şekilde New York Belediye Meclis Üyesi Diana Morena da “Burada çok net bir mesaj var, Binyamin Netanyahu bir savaş suçlusudur. Etnik temizlik projesinin finanse edilmesine, İran ve Lübnan'ın bombalanmasına izin vermeyeceğiz.” diyerek kendi çocuğunu örnek veren Morena "İki yaşında bir çocuğum var ve onun hayatının, dünyanın herhangi bir yerindeki bir çocuğun hayatıyla eşit değerde olduğuna inanıyorum." dedi.
Görüldüğü gibi İsrail’e yönelik protestolar sadece sözde ve şekilde yüzeysel kalmıyor aynı zamanda vicdanların en derininden gelen merhamet duyguları ile sözlere ve şekillere tercümanlık ediyordu! İsrail’in Filistin/Gazze halkı üzerinde yapmış olduğu zulüm, vahşet ve soykırım artık bütün dünya tarafından kanıksanmış ve İsrail’in nasıl bir devlet ve halkının da nasıl bir halk olduğu anlaşılmıştı…
Geçmişteki BM kürsülerinde böylesi protestolar görülmüyordu. Demek ki insanlığın vicdanı da küreselleşti ve ortak bir vicdana dönüştü. Bu gerçeği, BM 81. Genel Kurulu’ndaki İsrail ve Netanyahu protestolarından çok daha net/açık bir şekilde anlayabiliyoruz.
Protestocuların çoğu ABD polisi tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Hollywood sanatçılarından Susan Sarandan ile birlikte New York Şehir Konseyi üyesi Chi Osse, NY-13 Kongre adayı Darializa Avila Chevalier, komedyen Caleb Hearon'ın yanı sıra ABD'li aktristler Hannah Einbinder ve Cynthia Nixon ile eski asker Chelsea Manning da vardı.
İsrail Başbakanı B. Netanyahu, BM kürsüsünde yapmış olduğu konuşmada başta İran liderleri olmak üzere New York’un ilk Müslüman Belediye Başkanı, İngiltere ve Fransa’yı) sert bir dille eleştirdi.
Netanyahu, İngiltere ve Fransa için "İsrail'i, o küçücük İsrail'i sömürgecilikle suçluyorlar; hem de ne sömürgecilik... Peki, bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa'daki insanlar da var. Allah aşkına, bu terimi icat eden bizzat kendileriydi" dedi. İran için de “Katil diktatör” sözlerini sarfetti.
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun asıl hedefi Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. Netanyahu BM kürsüsünde Türkiye ve Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ı hedef alarak “Tiran, hadsiz ve alçak” vs. gibi sözlerle suçlayarak hakaretler etti. Kendisine sırtını dönenlere yönelik de "Bu salonu henüz terk etmemiş başka ahlaki korkaklar varsa, lütfen şimdi bunu yapsınlar" ifadelerini kullandı.
İsrail Başbakanı Netanyahu: “Birçok ülke, medya aracılığıyla İsrail hakkında yalanlar yaymak için milyarlarca fon sağladı. Bunların ilki Katar'dı, sonuncusu ise Türkiye'dir. Erdoğan, bir tirandır. Hamas'ın terör liderlerini barındırıyor. Ermeni soykırımını inkar ediyor. Gazetecileri ve muhalefet liderlerini hapse atıyor. Avrupa Birliği üyesi Kıbrıs'ın kuzeyini yasa dışı biçimde işgal ediyor, NATO üyesi Yunanistan'a karşı düzenli olarak ihlallerde bulunuyor. Şimdi de Suriye'yi ele geçirmek istiyor. Bu şaşırtıcı değil çünkü Erdoğan, İsrail'in yok edilmesini savunuyor. Neredeyse her gün, Kudüs'ün hakimi olacağını söylüyor. Hayır efendim, olamayacaksınız. Burası bizim ülkemiz, bizim şehrimiz, bizim ebedi başkentimizdir.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun BM kürsüsünde Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine yapmış olduğu konuşmasına (hakaretlere ve suçlamalara) yönelik çok sert bir şekilde cevap verdi.
Duran “Hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yakalama kararı çıkarılmış soykırımcı Netanyahu'nun BM kürsüsünü Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik mesnetsiz suçlamalar için kullanması Birleşmiş Milletlerin temsil ettiği barış, hukuk ve diyalog idealleriyle bağdaşmamaktadır. Netanyahu'nun Cumhurbaşkanımızı hedef alan hadsiz ve alçak sözleri onun katliamlarını, Gazze'de yaşanan insani felaketi ve uluslararası hukuk önündeki süreçleri görünmez hale getiremez. Bu durum, uluslararası toplum tarafından da görülmektedir ve Netanyahu hiç olmadığı kadar izole hale gelmiştir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere mazlumların haklarını, daha adil bir dünyayı ve barışı savunmaya; haksızlık ve zulüm karşısında durmaya devam edecektir.” diyerek İsrail Başbakanı Netanyahu’ya hak ettiği cevabı verdi.
Ayın şekilde AK Parti sözcüsü Ömer Çelik de Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a yönelik hakaret ve ağır sözlerine karşı “Bu sözleri söyleyen kişi bir katil, soykırımcı bir kişi. Bu suçu işlemekle kalmıyor, soykırım suçu işlediğini defalarca anlatıyor. BM kürsüsünü katliam propagandasının sahnesi haline getiren soykırımcı Netanyahu'nun, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve ülkemizi hedef alan hadsiz, saldırgan ve hezeyan dolu açıklamalarını en güçlü şekilde lanetliyoruz" diyerek tepki gösterdi.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Uluslararası Ceza Mahkemesi/(UCM)’nin kendisini savaş suçlusu göstererek yargılanmasını istemesini hatırlatarak bu iddiaları reddetmişti.
İsrail Başbakanı B. Netanyahu, BM kürsüsünde konuşurken salonu terkeden ülkeler oldu. Fakat BAE, Azerbaycan, Yunanistan gibi bazı ülkeler salonda kalmayı tercih etti. NATO Genel Sekreteri Rutte, BM kürsüsünde Netanyahu konuşurken salonu terkeden ülkeleri uyararak “Neden salondan çıkıyorsunuz?” diyerek tepki gösterip Natanyahu’nun dinlenmesi gerektiğini ifade etmesi bir hayli manidardı!
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak için İsrail'den ayrılırken binmiş olduğu uçak Yunanistan, İtalya ve Uransa hava sahalarını kullandı. Ayrıca Netanyahu, UCM (Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kendisi hakkında çıkardığı tutuklama kararı ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani endişesiyle Netanyahu'yu taşıyan uçak BM Genel Merkezi'ne 106 km uzaklıktaki sivil ve askeri amaçlarla kullanılan New York Stewart International Airport'a (SWF) havalimanına indi.
Nenanyahu’nun ABD/New York’a gelişinde ve gidişinde olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Hatta Netanyahu’nun ABD seyahatine güvenlik nedeniyle sınırlama getirilmişti. Programında Trump ile görüşme yoktu! Sadece Arjantin, Bolivya, Paraguay, Panama, Etiyopya cumhurbaşkanları, Yunanistan, Slovenya, Papua Yeni Gine başbakanları ve Kolombiya Başkan yardımcısı ile yapacağı görüşmeler programına dahil edilmişti.
İsrail’de şu andaki Netanyahu hükümetine karşı olan muhalifler varsa da aslında temel düşünce ve fikir hep aynıdır! Sadece Siyonizm’e karşı çıkan bazı akademisyenler ve gerçek Yahudiler hariç diyebiliriz ama bu da istisnadır. Netanyahu ve kabinesi neyse halkı da aynı düşünce ve fikirlere sahiptir. Medyası, akademisyenleri, sanatçıları ve hatta sporcuları da aynı görüştedirler. Örnek mi?! UEFA Uluslar Lig’nde Avusturya ve İsrail arasındaki karşılaşma sırasında İsrailli futbolcu (20) Saied Abu Farchi gol sevinci yaşarken korner direğini söküp silah yaparak tribünlere yönelerek ateş eder gibi hareketler yapması İsrail gerçeğini öyle bir sahneye koyuyordu ki… Gerçi İsrailli futbolcu bu hareketinden dolayı kırmızı kart görerek oyundan atılsa da yaptığı hareket hafızalarda iz bırakmıştı!