Makam Geçici, Saygı Bakidir; Gönüllerde İz Bırakanlar

Makam Geçici, Saygı Bakidir; Gönüllerde İz Bırakanlar

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 6, 2026 - 10:42

Siyasette makam sahibi olmak, belki de madalyonun en kolay yüzüdür.

Bir imza ile gelirsiniz, gün gelir yine bir imza ile gidersiniz.

Asıl zor olan ise o parıltılı koltuklarda otururken, fani dünyada insanların gönlünde silinmez bir yer edinebilmektir.

Çünkü makamlar sadece anlık gücünüzü gösterir;

O gücü nasıl kullandığınız ise karakterinizi ve gerçekte kim olduğunuzu ortaya koyar.

Bugün etrafında yapay kalabalıklar, sahte tebessümler olanların çoğu ne yazık ki sadece sahip oldukları mevki nedeniyle ilgi görüyor.

Oysa hayatın şaşmaz bir terazisi vardır:

O makamlar ellerinden gittiğinde, etraflarında kimlerin kaldığına bakılır.

İşte insanın gerçek değeri, o sessizlik anında, yalnız kaldığı tam o zaman anlaşılır.

Çünkü gerçek siyaset;

Bir koltuk sevdası değil, halis bir millet sevdasıdır.

İnsanlara tepeden bakmak değil, onların derdiyle dertlenip hemhal olmaktır.

Makamı bir ayrıcalık veya saltanat olarak görmek değil, omuzlarda taşınan ağır bir emanet olarak hissetmektir.

Unutmamak gerekir ki makamlar insanı büyütmez; insan, duruşuyla o makamı büyütür.

Güç elindeyken adil kalabilmek, eleştirilirken vakur duruşunu bozmamak, çıkarlara değil dosdoğru olan değerlere göre hareket etmek...

İşte gerçek bir devlet adamının, hakiki bir siyasetçinin yegâne ölçüsü budur.

Gün gelip perdeler kapandığında insanlar sizin ne kadar yetkiniz olduğunu değil, ne kadar dürüst olduğunuzu konuşur.

Kaç tane makam eskitip koltuk sahibi olduğunuzu değil, ardınızda ne kadar insan, ne kadar dua bıraktığınızı hatırlar.

Bu yüzden siyasette asıl mesele bir koltuğa kurulmak değil;

O koltuktan kalktıktan sonra da sokakta başı dik, saygıyla anılabilmektir.

Mevki geçici, makam emanettir;

Gönüllerde ebedî kalmak için ise adam olmak gerekir azizim.

İşte tam da bu yüzden bu toprakların vicdanı bazı isimleri asla unutmaz.

Mesela Muhsin Yazıcıoğlu geçti bu hayattan…

Hayatı baştan başa bir mücadele, milli ve manevi değerlere adanmış şerefli bir ömürdü.

Toplumun her kesimi tarafından kabul görmüş, duruşuyla adeta abideleşmiş bir liderdi.

Bugün bile ölüm yıl dönümünde burnumuzun direğini sızlatan, gözyaşlarımızı tutamadığımız o derin özlem, belki de onu layıkıyla koruyamadığımızın iç burkan üzüntüsüdür, bilinmez…

Ama bilinen bir şey var ki;

Yüreklerde böylesine derin izler bırakanlar, musalla taşındaki “İyi bilirdik” sözünün arkasını tam hakkıyla dolduran gerçek kahramanlardır.

Yine bu millet; adaletli, vatanı ve milleti için bırakın koltuğu, makam odasında bile oturmayıp sürekli sahada, halkın içinde olan bir “Süper Vali” gördü:

Recep Yazıcıoğlu.

Bir vali bu kadar mı adil, bu kadar mı babacan ve sevilesi olabilirdi?

Yüreklerde yıllarca ismi bir efsane gibi dolandı durdu.

Sonra gün geldi, oğlu o asil soyismini alnında bir şeref nişanesi gibi babasından devralarak belediye başkanı oldu.

Şimdilerde o da babası gibi gönülleri fethediyor.

Sürekli sahada, her kuşaktan halkın yanında olarak insanların derdini dinliyor.

“Bana emredeceksin. Ben yapabilirsem, gücüm dâhilindeyse yapacağım; yapamayacağım şeye ise asla umut vermem” anlayışıyla yüzleri gülümsetiyor, gönülleri rahatlatıyor.

“Babasının oğlu” sözüyle ifade edilen o ağır ve onurlu mirası bugün de yaşatmaya devam ediyor.

Demek ki olabiliyormuş...

Demek ki güç ve yetki sahibi olunsa da insan kalınabiliyormuş.

Hayatımıza dokunan, içimizi ısıtan böyle güzel örnekler var ve inanıyorum ki hep olmaya da devam edecek.

Siyasetin ve bürokrasinin tüm gri bulutlarına rağmen, bu topraklardan yana umutvar olmaya, geleceğe inançla bakmaya devam ediyoruz.

Vefayla, adaletle, ahlakla ve iz bırakanlardan olmak duasıyla...