NASIL BİR GENÇLİK ALKIŞLAYAN MI ALKIŞLANAN MI

NASIL BİR GENÇLİK ALKIŞLAYAN MI ALKIŞLANAN MI

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 5, 2026 - 14:06

TEKNOFEST sadece uçakların, roketlerin, dronların sergilendiği bir teknoloji şöleni değil. Bence asıl görülmesi gereken, Türkiye’nin değişen ruh hâliydi.

Bir tarafta ihtiyar bir amca vardı. Teknolojiye, emeğe, gençlerin başarısına bakıp dua etti. Hemen yanında başka biri, gözleri görmese de yapılanları eliyle dokunarak anlamaya, hissetmeye çalışıyordu. İki farklı insan, aynı manzaraya farklı pencerelerden bakıyordu. Ama ikisinin de ortak noktası şuydu: Ortada gurur duyulacak bir şey vardı.

Fakat TEKNOFEST’in bir başka yüzü daha vardı.

Bir tarafta sahnede, gençlere kötü örnek olabilecek kıyafetleri ve sözleriyle ortaya çıkan, adına “sanatçı” denilen yerli ve yabancı isimlere para verip alkış tutan kalabalıklar…

Diğer tarafta ise gecesini gündüzüne katarak bilim ve teknoloji için çalışan gençler.

Bir tarafta birkaç dakikalık gösteri ve alkış…

Diğer tarafta yılların emeği, sabrı, bilgisi ve alın teri.

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Çünkü bir milletin geleceğini, sahnedekilere attığı alkıştan çok; laboratuvarda, atölyede, bilgisayar başında ve gökyüzüne bakarak hayal kuran gençleri belirler.

Kendisi ile daha önce tanışma onuruna sahip olduğum Selçuk Bayraktar’ın gençlere söylediği şu sözler bu yüzden çok anlamlı:

“Bizim nesil ‘Yapabilir miyim?’ diyordu. Siz ‘Daha iyisini nasıl yaparız?’ diyecek nesilsiniz.”

Ben bu söze bir cümle daha eklemek istiyorum:

Bizim nesil de , ‘Biz bir şey yapamayız.’ diyen nesildi.

Batı karşısında ezilir, onların yaptıklarını hayranlıkla izlerdik. Okullarda Yerli Malı Haftası geldiğinde elma, portakal getirip yerli malını kutlardık. Ama bugün çocuklarımızın önüne yerli teknoloji, millî savunma sistemleri, insansız hava araçları, roketler ve uzay hayalleri koyabiliyoruz.

Bu değişim küçümsenecek bir değişim değildir.

TEKNOFEST’in en büyük başarısı belki de yaptığı teknoloji gösterileri değil; Türk gencinin zihnindeki “Biz yapamayız” cümlesini söküp atmasıdır.

Şimdi mesele sadece “Biz de yapabiliriz” demek değil.

Daha ileri gitmek.

Daha iyisini yapmak.

Dünyanın başkalarının yaptığı teknolojiyi izleyen ülkesi değil, teknolojiyi üreten ülkesi olmak.

O ihtiyar amcanın duası da, gençlerin gözlerindeki heyecan da aslında aynı şeyi söylüyor:

Bu ülkenin geleceği, alkışlayanların değil; üretenlerin ellerinde yükselecek.

Ve belki de TEKNOFEST’in bize verdiği en büyük ders şu:

Sahnede kimin alkışlandığına değil, geleceği kimin inşa ettiğine bakın.