Tarihte Gerçekten 30 Şubat Yaşandı mı? İşte Şaşırtan Gerçekler
Şubat ayı her zaman yılın en kısa ayı olarak bilinse de, tarihte iki kez 30 Şubat günü resmen takvimde yer aldı. İsveç ve Sovyetler Birliği'nin yaptığı takvim değişiklikleri, 30 Şubat'ın bir gün olarak kayıtlara geçmesine neden oldu. Peki, bu ilginç olay nasıl yaşandı ve neden tekrar edilmedi?

Şubat ayı, takvimde hiçbir zaman 30 gün sürmeyen en kısa ay olarak bilinir. Ancak tarihte iki istisnai durum yaşanmış ve 30 Şubat resmi olarak takvimlere eklenmiştir. Bu olaylar, 18. yüzyılda İsveç’te ve 20. yüzyılda Sovyetler Birliği'nde meydana geldi.
İsveç’te 30 Şubat nasıl ortaya çıktı?
1582 yılında Papa XIII. Gregory, Jülyen takvimindeki hataları düzeltmek amacıyla Gregoryen takvimine geçişi başlattı. Ancak İsveç, bu takvimi 1700 yılına kadar benimsemedi. 1700 yılında, Gregoryen takvimine geçiş için artık yıl uygulanmadı. 1704 ve 1708 yıllarında da aynı hata devam edince İsveç, iki takvim arasında uyumsuz hale geldi.
Bu sorunu düzeltmek isteyen İsveç, 1712 yılında takvime fazladan iki gün ekleyerek şubat ayını 30 güne çıkardı. Böylece, İsveç’te 30 Şubat resmi olarak takvimde yer aldı. Bu hata, 1753 yılında İsveç’in tamamen Gregoryen takvimine geçmesiyle son buldu.
Sovyetler Birliği’nde 30 Şubat deneyi
İsveç’ten yaklaşık 200 yıl sonra, Sovyetler Birliği de takvim üzerinde radikal bir değişiklik yapmaya karar verdi. 1929 yılında, işçi verimliliğini artırmak amacıyla haftalar 7 gün yerine 5 gün olarak düzenlendi ve her ay 30 gün sürecek şekilde ayarlandı. Kalan günler ise “ayı olmayan günler” olarak ilan edildi.
Bu sistem günlük hayatta tam olarak uygulanmadı ve Gregoryen takvimiyle çelişen bir yapıya sahipti. 1932 yılında 6 günlük hafta düzenine geçildi ve 1940’ta eski 7 günlük hafta sistemine geri dönüldü. Böylece, Sovyetler Birliği'nin 30 Şubat’ı da tarih sayfalarında bir deney olarak kaldı.
Her iki olay da, takvim sistemlerinde yapılan deneylerin bazen nasıl karmaşaya yol açabileceğini ve sonunda geleneksel sistemlere geri dönüldüğünü gösteriyor.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI