TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Finlandiya ve İsveç Ziyaretinin Türkiye Açısından Önemi
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Geçtiğimiz günlerde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İskandinav ülkelerinden Finlandiya ve İsveç’e bir ziyaret gerçekleştirdi. Finlandiya ve İsveç, Türkiye için çok önemli iki ülkeydi. Çünkü NATO üyelik sürecinde Türkiye, her iki ülkenin NATO’ya üye olabilmesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürütmüştü.
Çok çetin geçen bu diplomasi trafiği zaman zaman aksasa da Finlandiya ve İsveç, Türkiye’nin şartlarını yerine getirmişti. Finlandiya ve İsveç NATO üyesi olduktan sonra Türkiye ile ilişkilerini daha da iyileştirdiler ve dostluklarını devam ettirdiler.
Bu yüzden Finlandiya ve İsveç, Türkiye açısından önemli iki ülkedir.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç’e yaptığı resmi ziyaretlerde Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve İsveç Kralı Carl XVI. Gustaf tarafından üst düzeyde büyük bir ilgiyle karşılandı.
Ayrıca Finlandiya Parlamentosu Başkanı Jussi Halla-Aho ve İsveç Parlamento Başkanı Andreas Norlen ile de heyetler arası görüşmeler gerçekleştirildi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç ziyaretlerinde görüşmelerin çok iyi ve verimli geçtiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
"Her iki ülkenin meclis başkanı da 28-29 Haziran’da İstanbul’da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi’ne katılıyorlar. Bizim açımızdan son derece verimli ve faydalı bir ziyaret oldu."
Ayrıca görüşmelerde küresel sorunlar, Avrupa’nın ve bölgenin geleceği, Birleşmiş Milletler’in mevcut fonksiyonu, Türkiye’nin Suriye, Azerbaycan ve Ermenistan ilişkileri, Rusya-Ukrayna Savaşı, Amerika/İsrail-İran Savaşı ve İsrail-Filistin/Gazze meselesi gibi konular masaya yatırıldı.
Asıl önemli başlıklardan biri de Türkiye’nin AB üyeliğinin gündeme getirilmesiydi.
Bunun yanında Avrupa’daki ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı üzerine de fikir alışverişinde bulunuldu.
İskandinav ülkeleri olan Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik sürecinde Türkiye’nin yardımı, katkıları ve oynadığı kilit rol yeniden gündeme getirildi.
Zaten TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un her iki ülke tarafından üst düzeyde ve olağanüstü bir ilgiyle karşılanmasının sebeplerinden biri de NATO üyelik sürecinde Türkiye’nin yardım ve katkılarının unutulmamasıydı.
Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği sürecinde Başkent Postası’nda çok önemli üç yazı kaleme almıştım.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Finlandiya ve İsveç ziyaretlerinin önemine binaen bu yazıyı değerli okuyucularımın dikkatine sunuyorum.
Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya Girmesine İzin Vermesi Dünyada Ses Getirdi
28 Ocak 2024 – Muhsin AKIL – Başkent Postası
Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya girmesine izin vermesi dünyada ses getirdi.
Dünden bugüne İsveç’in NATO’ya girme süreci ve Türkiye-İsveç gerilimi, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğinin Türkiye tarafından neden veto edileceği, İsveç ve Finlandiya’nın sözde terör örgütlerine destek vermedikleri iddiası, “O eski Türkiye yok artık” vurgusu ve NATO’da zirvedeki Türkiye gerçeği bu süreçte öne çıkan temel başlıklardı.
Ayrıca şu sorular da gündemdeydi:
Sonunda Türkiye kazançlı çıkacak mı?
ABD, Finlandiya ve İsveç sözünde duracak mı?
Terör örgütü PKK/PYD İsveç’in NATO’ya girmesini sabote mi etti?
Ukrayna-Rusya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte İsveç ve Finlandiya NATO’ya girebilmek için karar almış, ancak bu süreç Türkiye engeline takılmıştı.
Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın terör örgütlerine destek vermeleri ve silah ambargoları nedeniyle her iki ülkenin NATO’ya girişine vize vermemişti.
Daha sonra İsveç ve Finlandiya Türkiye ile defalarca görüşerek terör örgütleri ve silah ambargosu konularını ele almıştı.
Türkiye, İsveç ve Finlandiya’dan yükümlülüklerini yerine getirmelerini bekledi.
Yükümlülüğünü ilk yerine getiren ülke Finlandiya olmuştu.
Ve Türkiye Finlandiya’nın NATO’ya giriş biletini kesmişti.
Sıra İsveç’teydi. Çünkü İsveç yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi, terör örgütlerinin Türkiye aleyhindeki iğrenç eylemlerine de göz yummuştu.
Türkiye, Müslümanların kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’in yakılmasına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ağır provokatif eylemlere izin verilmesi nedeniyle İsveç’in NATO üyeliği yolunu kapatmıştı.
Nihayetinde 23 Ekim 2023’te Türkiye’nin hazırladığı İsveç’in NATO üyeliğine yönelik protokolle ilgili kanun teklifi, 2024 Ocak ayında TBMM tarafından 346 kabul, 55 ret ve 4 çekimser oy ile sonuçlandı.
Böylece İsveç’in NATO üyeliğinin önü açılmış oldu.
Türkiye’nin bu olumlu kararı sonucunda İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, memnuniyetini belirterek şu ifadeyi kullandı:
"Terörizme karşı mücadelemiz Türkiye ile yakın iş birliği halinde sürecek."
Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay veren kararı dünyada ses getirdi.
Dünya basını, siyasi liderler ve uluslararası kuruluşlar Türkiye’nin bu kararı üzerine memnuniyet ifade eden açıklamalar yaptılar.
Dünyanın önemli haber ajansları arasında yer alan Reuters ve Associated Press başta olmak üzere birçok gazete ve televizyon Türkiye’nin İsveç ile ilgili kararını bütün dünyaya duyurdu.
Uzun süredir gündemde olan İsveç’in NATO üyeliğinin TBMM tarafından onaylanması, ABD, İngiltere ve AB ülkeleri tarafından memnuniyetle karşılandı.
Başta NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve NATO Parlamenter Asamblesi Başkanı Michal Szczerba olmak üzere İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib, Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lökke Rasmussen, Estonya Cumhurbaşkanı Alar Karis ve Başbakan Kaja Kallas, Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, eski Finlandiya Başbakanı ve Cumhurbaşkanı adayı Alexander Stubb, Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkēvičs ve Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide önemli açıklamalar yaparak Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya üye olması önündeki engeli kaldırmasından duydukları memnuniyeti ifade ettiler.
Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya girişine izin vermesi, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde önemli adımların atılmasına da sebep oldu.
ABD, sürüncemedeki F-16 savaş uçaklarının Türkiye’ye satımı ve modernizasyonu ile ilgili olumsuz yöndeki kararını değiştirdi.
F-16’ların Türkiye’ye satışı ve modernizasyonu konusunda ilk adımlar atılmaya başlandı.
Ardından Kanada da benzer bir adım atarak 2020’den beri Türkiye’ye uyguladığı silah ihracatı kısıtlama kararında değişikliğe gitti.
Gerek ABD gerekse Kanada’nın bu kararlarının İsveç’in NATO üyeliğinin onayı sonrası yürürlüğe gireceği tahmin edilmektedir.
Türkiye’nin İsveç’e NATO’ya giriş vizesi vermesi sonucu Alman basınında da çarpıcı yorumlar yapıldı.
Alman Die Welt gazetesi, dünyadaki güç dengelerinin değiştiğine değindi. Türkiye’nin giderek önem kazandığını belirterek ABD’nin dünyada nüfuzunu kaybetmeye başladığının altını çizdi.
Gazete, NATO için Türkiye’nin Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Kafkaslar ve Karadeniz’de vazgeçilmez bir ülke konumuna yükseldiğini ifade etti.
Ayrıca Türkiye’nin baskıları sonucu İsveç’in terörle mücadele konusundaki yasasını değiştirmek zorunda kaldığını belirtti.
Dünden Bugüne İsveç’in NATO’ya Girme Süreci ve Türkiye-İsveç Gerilimi
Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya girmesine izin vermesinin dünyada yankılanmasından önce Türkiye ve İsveç arasında uzun süre büyük gerilimler yaşanmıştı.
İsveç’in NATO’ya girme sürecini geçmiş tarihlerde Başkent Postası’nda enine boyuna, yatay, çapraz ve derinlemesine irdeleyerek yazmıştık.
Aşağıdaki yazılar okunduğu zaman Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya girmesine izin vermesinin neden dünyada bu denli yankılandığı çok daha iyi anlaşılacaktır.
Ayrıca 14 Ocak 2023 tarihinde Başkent Postası’nda yayımlanan “Terör Örgütü PKK/PYD İsveç’in NATO’ya Girmesini Sabote Etti…” başlıklı yazım üzerine Uluslararası Haber Ajansı Haber Portalı detaylı ve geniş bir analiz yaptı.
Yazının sonunda bu analizi de okuyabileceksiniz.
Finlandiya ve İsveç’in NATO Üyeliği Türkiye Tarafından Neden Veto Edilecek?
20 Mayıs 2022
Bundan önceki “Emperyalist Güçlerin 100 Yıllık Planlarının Son Yılı: 2023” başlıklı yazımda ipucu vererek asıl bahsetmek istediğim çok önemli hususlardan birinin 2023 yılında Türkiye’ye büyük bir saldırı yapılacağı olduğunu söylemiştim.
Zaten bugüne kadar PKK/YPG ve FETÖ üzerinden yapılan saldırılarda sonuç alamayan emperyalist güçlerin tek ve son umudu, Türkiye’nin 2023 Projesi’ni tamamlamasının önüne geçmek ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidarını devirmekti.
Bu nedenle içimizdeki işbirlikçilerine her türlü siyasi, ekonomik ve istihbari desteği vererek hem içeriden hem dışarıdan mevcut iktidarı devirmek için adeta küresel boyutta seferberlik ilan ettiler.
Emperyalist güçlerin yegâne amacı; Türkiye’nin siyasi, ekonomik, askeri, teknolojik ve istihbari büyümesinin önüne geçmek ve şu andaki gücünü bertaraf etmektir.
İşte bu yüzden son umut olarak Ukrayna-Rusya Savaşı üzerinden Türkiye’yi hedef göstererek Yunanistan’ı kışkırtmak istediler.
Aynı zamanda Türkiye’den gelebilecek herhangi bir tehdide karşı Yunanistan’da aleni şekilde askeri üsler kurmaya devam eden ABD, bütün bu oyunların planlayıcısı olarak yeni oyunlarını sahneye koymayı sürdürmektedir.
ABD ve AB iş birliği doğrultusunda İsveç ve Finlandiya’yı bir an önce NATO üyesi yapabilmek için Türkiye’yi bertaraf etmek üzere kolları sıvadılar.
Zaten yıllardır PKK terör örgütüne en büyük desteği veren ülkelerden olan İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olabilmesinin önündeki en büyük engel Türkiye’dir.
Çünkü 2019’da Türkiye’nin Suriye’nin Fırat Nehri doğusunda başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’ndan sonra Finlandiya ve İsveç Türkiye’ye silah satışlarını kısmen durdurarak ambargo uygulamışlardı.
Türkiye bu durumu nasıl sinesine çekebilir ve nasıl unutabilirdi?
Bu yüzden Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olabilmesini veto etmesi kesin gözüyle görülüyordu. Bunun üzerine ikna çalışmaları başlatıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu konuda asla taviz verilmeyeceğini aleni şekilde bütün dünyaya duyurdu.
Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olabilmesinin önündeki en büyük engel Türkiye olduğu için ABD ve AB ülkeleri daha şimdiden baskı yapmaya başladı.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson’un ülkelerinin NATO üyeliği için başvuru yapacaklarını açıklaması hem Rusya’yı hem de Türkiye’yi öfkelendirmişti.
Rusya’nın tutumu ne kadar anlaşılırsa anlaşılsın, asıl dikkat çekici olan Türkiye’nin öfkesiydi.
Türkiye’nin, Finlandiya’nın NATO üyesi olmasına karşı çıkmasının elbette çok önemli gerekçeleri vardı.
Bugün Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olabilmesi için başvuru yapmaya karar vermesinin temel sebebi Ukrayna’dır.
Çünkü Ukrayna’nın NATO’ya üye olmak istemesi üzerine Rusya’nın harekete geçerek Ukrayna’yı karadan ve havadan işgal etmesi, Finlandiya ve İsveç’i olağanüstü korkutmuştu.
Rusya’nın Ukrayna’yı tümüyle ele geçirmesi halinde sıranın kendilerine geleceğini düşünen Finlandiya ve İsveç, hemen NATO üyesi olabilmek için kolları sıvamıştı.
Ayrıca Rusya, yaptığı açıklamada Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olmasının Kuzey Avrupa’da barış ve istikrarı bozacağını ve bu üyeliklerin olumsuz sonuçlara sebep olacağını söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Rusya’nın güvenliği ABD tarafından tehdit edilmektedir” derken kastettiği konu, önce Ukrayna’nın sonra Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olmaya kalkışmalarıydı.
Öte yandan Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelikleri önündeki en büyük engellerden biri de Türkiye’ydi.
Çünkü Türkiye’nin, NATO Genel Sekreteri’nin de ifade ettiği gibi, müttefiklik ve güvenlik endişeleri vardı.
Türkiye, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın ilk başladığı günden bu yana tarafsız, adil ve dengeli bir şekilde savaşan her ülke ile olağanüstü diplomatik temaslar kurarak barış için elinden gelen her şeyi yapmış ve hâlâ da yapmaktadır.
Bu durum ABD ve AB’yi ne kadar memnun etmiş görünse de aslında Türkiye’ye karşı öfkeleri hiçbir zaman geçmez.
Bilhassa ABD’nin Türkiye’ye olan öfkesi ve kini, şu anda Yunanistan’a verdiği siyasi, ekonomik ve askeri destekle aleni şekilde ortadadır.
Yunanistan’da kurulan askeri üslerin amacı nedir?
Ege’de Yunan adalarını üslerle donatarak Türkiye’ye aba altından sopa gösteriyorlar.
Türkiye’nin gözünün içine baka baka tehdit ediyorlar.
Yunanistan’a da “Sakın korkma arkandayım” diyerek kışkırtmaya ve destek vermeye devam ediyorlar.
Bütün bunlardan sonra ABD, Türkiye’nin müttefiki mi?
Aynı şekilde PKK/YPG’ye destek veren AB, Türkiye’nin müttefiki mi?
Türkiye her ne kadar görünürde ABD ve AB’nin dostu ve müttefiki, AB adayı ve NATO üyesi olsa da uluslararası politika ve stratejik anlamda izlediği yol kendine münhasırdır.
Türkiye tek başına ve bağımsız hareket etmektedir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olmasını veto edeceklerini açıklaması ABD ve bazı AB ülkelerini telaşlandırmıştır.
Hatta hiç bozuntuya vermeden, etkilenmemiş gibi görünerek saçma sapan açıklamalar yapıp Türkiye’yi ikna edeceklerine inanmaktadırlar.
Oysa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem İsveç’i hem de Finlandiya’yı, barındırdıkları teröristleri yıllardır iade etmemekle suçlamasına rağmen, bu ülkeler hâlâ Türkiye’ye gelerek Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusunda ikna gayreti içindeydi.
Türkiye, iki ülkenin dışişleri bakanları düzeyinde yaptığı görüşmede, bu ülkelerin terör örgütlerine karşı açık ve net bir tavır almadıklarını ifade etmiştir.
Teröristlere destek veren ve Türkiye’ye karşı yaptırım uygulayan Finlandiya ve İsveç ile Türkiye nasıl anlaşabilir?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle teröristlerin kuluçka merkezi olan İsveç ve Finlandiya’nın samimiyetine nasıl inanılabilir?
Türkiye’nin bütün ricalarına rağmen ülkelerindeki teröristleri iade etmeyen Finlandiya ve İsveç’ten nasıl bir dostluk beklenebilir?
Türkiye, şartlar yerine gelmedikçe, teröristler iade edilmedikçe, yaptırımlar kalkmadıkça bu iki ülkenin NATO üyesi olmasına asla evet demeyeceğini ve veto edeceğini açık şekilde bütün dünyanın gözleri önünde izah etmiştir.
Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği başvurusu artık kesinleşmişti.
Fakat karşılarında Türkiye engeli vardı.
Başvuruların NATO liderler zirvesi öncesi yapılması düşünülüyordu. Arkasından da müzakere sürecinin başlatılacağı ifade ediliyordu.
Elbette müzakereler tamamlandıktan sonra katılım kararının müttefik 30 ülkenin parlamentolarının onayından geçmesi gerekmektedir.
NATO dahil olmak üzere Finlandiya ve İsveç, Türkiye’nin şartlarını yerine getirmedikçe alınan katılım kararını Türkiye onaylamayacaktır.
Öte yandan, aynen Finlandiya ve İsveç gibi Norveç, Danimarka ve İzlanda’nın da Rusya’nın herhangi bir tehdidi veya saldırısı karşısında Finlandiya ve İsveç’i destekleyeceklerini açıklaması bir hayli manidardır.
Bütün bu tavırlar gösteriyor ki önümüzdeki günlerde Ukrayna, Finlandiya ve İsveç’i konuştuğumuz gibi Norveç’i, Danimarka’yı ve İzlanda’yı da konuşmaya başlayacağız.
İsveç ve Finlandiya’nın Maskeleri Düştü: Sözde Terör Örgütlerine Destek Vermiyorlardı
26 Mayıs 2022
Türkiye, PKK ve PYD/YPG terör örgütlerine para, silah ve her türlü desteği veren İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini veto edeceğini açıklamasından sonra her iki ülkenin üst düzey heyetleri, Türkiye’yi ikna etmek için alelacele Türkiye’ye geldi.
Finlandiya adına Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Jukka Salovaara, İsveç adına da Başbakanlık Ofisi Devlet Sekreteri Oscar Stenström Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile görüştü.
Yaklaşık 5 saat süren bu görüşme basına kapalı yapıldı.
Görüşme sonrasında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından yapılan açıklamada Finlandiya ve İsveç heyetlerine Türkiye’nin beklentilerinin iletildiği ifade edildi.
Her iki ülkenin barındırdığı terör örgütlerinin medyadaki örgütsel ve finansal propagandalarının önüne geçilmesi, PYD ve YPG’nin PKK’nın uzantısı olduğunun kabul edilmesi, ülkelerinde barındırdıkları teröristlerin iadesi konusunda somut adımlar atılması ve bugüne kadar Türkiye’ye karşı uyguladıkları yaptırımların kaldırılması gibi Türkiye’nin taleplerinin karşılanması istendi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın açıklamalarından, Türkiye’deki görüşmelerde Finlandiya ve İsveç heyetlerinin yaptırımların kaldırılması yönünde olumlu tavır sergiledikleri anlaşılıyordu.
Tabii ki önemli olan bu konuda somut adımların atılmasıdır.
Türkiye ancak somut adımlarla ikna olur.
Türkiye’de bu görüşme yapılırken İsveç Başbakanı Magdalena Andersson da AB Konseyi Başkanı Charles Michel ile Stockholm’de görüşme halindeydi.
Bu görüşme neticesinde Andersson, Türkiye ile diyaloğun devam ettiğini ifade ederek Türkiye’nin NATO üyelikleri konusundaki tavrı üzerinde durdu.
Türkiye ile ilişkilerini barış, güvenlik ve terörizmle mücadelede daha da güçlendirmek istediklerini söyledi.
Ayrıca Türkiye’nin iddialarına yönelik olarak şu ifadeyi kullandı:
“Terör örgütlerine silah ve para göndermiyoruz.”
İsveç ve Finlandiya, Türkiye’nin terör örgütlerine destek verdikleri yönündeki iddialarını kabul etmeseler de gerçekler tam tersini söylüyordu.
Çünkü her iki ülkenin heyetleri Türkiye’de toplantıdayken ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson Stockholm’de “Terör örgütlerine silah ve para göndermiyoruz” açıklamasını yaptığı sıralarda İsveç devlet televizyonunda Türkiye’yi haklı çıkaracak çok önemli bir olay yaşandı.
Terör örgütü YPG elebaşı Salih Müslim, İsveç Devlet Televizyonu SVT’ye röportaj vererek İsveç’in YPG/PYD’yi terör örgütü olarak kabul etmeyeceğini söylüyordu.
Ayrıca röportaj sırasında İsveç Devlet Televizyonu görüntülerinde teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafları da yer alıyordu.
Bu durum düpedüz terör örgütü propagandası değil miydi?
Hem de İsveç devlet televizyonu aracılığıyla…
Türkiye’yi haklı çıkaran olay sadece bu değildi.
Benzer bir olay da Türkiye’de yaşandı.
İsveç ve Finlandiya heyetleri ile Türk heyetinin görüştüğü sıralarda Milli Savunma Bakanlığı, Pençe-Kilit Operasyonu kapsamında ele geçirilen ve medyada yayınlanan silahlar arasında İsveç yapımı Tanksavar Silah AT-4’ün de olduğunu açıkladı.
Hani İsveç PKK ve PYD/YPG terör örgütlerine silah yardımı yapmıyordu?
Bütün bu gelişmeler apaçık gösteriyordu ki İsveç de Finlandiya da ikiyüzlüydü.
Türkiye’ye gelen İsveç ve Finlandiya heyetleri ile İsveç Başbakanı Magdalena Andersson’un Stockholm’de yaptığı “Terör örgütlerine silah ve para desteği vermiyoruz” açıklamalarını çürüten bu iki olay, maskelerini düşürmeye yetti.
O Eski Türkiye Yok Artık: NATO ve Zirvedeki Türkiye
08 Temmuz 2022
Batı’nın Türkiye üzerindeki 100 yıllık amacı fiyaskoyla sonuçlanmıştı.
Artık karşılarında boyun eğen, diz çöken, her dediklerini yapan o eski Türkiye yoktu.
Yani kukla, taşeron ve uydu bir Türkiye yoktu.
Artık bağımsız, kendi ayakları üzerinde durabilen ve büyüyüp gelişmiş bir Türkiye vardı.
Bilhassa Türkiye’nin son 20 yıl içinde siyasi, ekonomik, teknolojik ve askeri alanda büyümesi, gelişmesi ve uluslararası arenada adından söz ettirmeye başlaması Batı’yı olağanüstü rahatsız ediyordu.
Bu yüzden Batı, Türkiye’yi sürekli tehdit ediyor, baskı altında tutuyor ve ambargo uyguluyordu.
Ta ki son NATO Zirvesi’ne kadar…
Türkiye’nin son NATO Zirvesi öncesine kadar ABD, Fransa ve Yunanistan başta olmak üzere bazı AB ülkeleri, İsrail ve Suudi Arabistan ile ilişkileri sürekli sorunlu geçmişti.
Ne zaman ki Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdi, işte o günden sonra küresel arenada Türkiye’nin adı gündemden düşmedi.
NATO, ABD ve AB ülkeleri; Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik değerini Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verince anladı.
Elbette Türkiye ile arası bozuk olan İsrail, Suudi Arabistan ve bazı ülkeler de zamanla Türkiye’nin ne kadar önemli bir ülke olduğunu anlamaya başladılar.
Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı’na seyirci kalmadı.
Arabuluculuk konusunda her iki ülke arasında mekik dokuyarak diplomaside son derece olumlu adımlar attı.
Türkiye’nin bu çabaları hem ABD hem de Rusya tarafından takdirle karşılandı.
Arkasından Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği tartışılmaya başlandı.
Çünkü Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye olabilmesi için Türkiye’nin veto engelini aşması gerekiyordu.
Son NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin şartlarını kabul eden Finlandiya ve İsveç rahat bir nefes aldı.
Çünkü Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olabilmesinin yolu Türkiye’den geçiyordu.
O yüzden Türkiye’nin şartlarını yerine getireceklerine söz vermişlerdi.
Türkiye de her iki ülkenin sözlerini yerine getirip getirmeyeceğinin takipçisi olacağını açıkladı.
Nihayet PKK/PYD ve FETÖ ilk defa terör örgütü olarak tescillenerek NATO arşivine girmiş oldu.
Türkiye’nin NATO’dan zaferle çıkması geleceğe yönelik umutları artırmıştı.
Artık Batı, Türkiye’yi her konuda ciddiye almak zorundaydı.
Türkiye’nin doğu ile batı arasındaki dengeli, adil ve cesur politikası; haklarını tavizsiz savunması ve uluslararası arenada söz sahibi olduğunu ispatlaması açısından son NATO Zirvesi çok önemliydi.
Türkiye sahadaki Irak, Suriye ve Akdeniz başta olmak üzere birçok alandaki başarısını, son NATO Zirvesi ile masada da Batı’ya kabul ettirmiş oldu.
Ne yazık ki Batı’nın Türkiye içindeki siyasi uzantıları bu durumu bir türlü hazmedemediler.
Her şey bir yana, keşke Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda bir duruş sergileyebilselerdi.
Sonunda Türkiye Kazançlı Çıkacak: ABD, Finlandiya ve İsveç Sözünde Duracak mı?
18 Temmuz 2022
Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alması, ABD’nin Türkiye’yi F-35 programından çıkarmasına yol açmıştı.
Bu durum Türkiye-ABD arasında tansiyonu yükseltmiş ve uzun süreli gerilimler doğurmuştu.
ABD, Yunanistan’ın ekmeğine yağ sürmüştü.
Ayrıca ABD-Yunanistan arasında olağanüstü bir yakınlaşmayı tetiklemişti.
ABD’nin son birkaç yıldır sözde Rusya tehdidine karşı Yunanistan’ı topyekûn askeri üslerle doldurması ne anlama geliyordu?
Rusya-Ukrayna Savaşı da işin bahanesiydi.
Bütün bu yaşananlar, Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan’ın ABD’yi arkasına alarak açık şekilde Türkiye’yi tehdit etmesinden başka bir şey değildi.
ABD Başkanı Biden, Madrid NATO Zirvesi’nde F-16’ların satışıyla ilgili söz vermişti.
ABD Temsilciler Meclisi’nin 14 Temmuz’daki Kongresi’nde bu karar 179’a karşı 244 oyla onaylansa da Yunanistan şerhi engeli vardı.
ABD Senatosu’ndan da benzer bir karar çıkarsa Biden’ın tek yapacağı şey veto etmekti.
Geçmişte olduğu gibi yine Yunanistan ve Ermeni lobileri devreye girmişti.
F-16’ların Türkiye’ye satılabilmesi için Yunanistan hava sahasının ihlal edilmemesi gerekiyormuş.
Bu durum açık şekilde Türkiye’nin egemenlik haklarına ipotek koyma anlamına geliyordu.
Türkiye bunu asla kabul edemezdi.
Yunanistan yine yapacağını yapmıştı.
Öte yandan NATO Zirvesi’nde Finlandiya ve İsveç’in üyelik konusundaki Türkiye engeli kalkmış gibi görünse de verilen sözlerin yerine getirilmesi konusunda o tarihe kadar kesin ve net bir adım atılmamıştı.
Böyle bir durumda Finlandiya ve İsveç nasıl NATO üyesi olacaktı?
Bugüne kadar gerek AB ülkeleri gerekse NATO’ya bağlı bazı ülkeler Türkiye’ye verdikleri sözlerden hangisini yerine getirmişti?
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle ateş bacayı sarmıştı.
ABD’nin de AB ülkelerinin de NATO’nun da paçası tutuşmuştu.
Ve Türkiye’nin kapısını çaldılar.
Türkiye nasıl olsa NATO ülkesi…
Türkiye dengeleri korumak için ABD, AB ve NATO ülkeleri ile ilgili yapıcı bir dış politika izledi.
Hatta Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk konusunda hiçbir ülkenin yapamadığı birçok şeyi icraata döktü.
Türkiye olumlu, pozitif ve insani yönden o kadar çok şey yaptı ki…
Dünyadaki gıda krizini çözmek için NATO, Rusya ve Ukrayna arasında büyük bir diplomasi trafiği yürüttü.
Başardı ve iyi sonuçlar aldı.
Böylece Türkiye’nin siyasi, stratejik ve jeopolitik konumu ile gücü bir kez daha dünya gündemine gelmiş oldu.
ABD ne kadar ikiyüzlü olsa da Türkiye’nin bu başarısından dolayı minnet duydu.
NATO, Türkiye’nin bu başarısını takdir etti.
Bazı AB ülkeleri de memnuniyetlerini bildirerek Türkiye’ye şükranlarını sundular.
Bütün bu gelişmeler sonucunda Finlandiya ve İsveç sözünde duracak mı?
Yunanistan-Türkiye gerilimi sona erecek mi?
Rusya-Ukrayna Savaşı sona erecek mi?
ABD-Türkiye arasındaki F-16 sorunu neticeye kavuşacak mı?
Eğer söz konusu bütün bu ülkeler iyi niyetli ve dürüst olurlarsa neden olmasın…
Fakat bize göre ne Finlandiya ve İsveç, ne ABD, ne de Yunanistan sözünde duracak.
Sözünde duracak olanlar yapıcı adımlar atar ve iyi niyetlerini gösterebilirdi.
Sözünde duracak olanlar Türkiye’nin istediği terör örgütü mensuplarının iadesi konusunda güven verici adımlar atabilirdi.
Sözünde duracak olanlar Yunanistan’ı askeri üs deposuna çevirmekten vazgeçer ve Türkiye’nin istediği F-16’lar konusunda şerh koymazdı.
Peki bu durumdan kim kazançlı çıkacak?
Biz diyoruz ki bütün bu ülkeler sözlerinde dursalar da durmasalar da bütün bu gelişmelerden Türkiye kazançlı çıkacak.
Terör Örgütü PKK/PYD İsveç’in NATO’ya Girmesini Sabote Etti
UHA Haber Ajansı, 14 Ocak 2023
Muhsin AKIL – Gazeteci/Yazar
Gazeteci-yazar Muhsin Akıl, Başkent Postası için kaleme aldığı “Terör Örgütü PKK/PYD İsveç’in NATO’ya Girmesini Sabote Etti: İsveç Kendi Ayağına Kurşun Sıktı!” başlıklı yazısında, 11 Ocak 2023 tarihinde terör örgütü PKK/YPG yandaşlarının İsveç’in başkenti Stockholm’de tarihi belediye binası önünde toplanarak ve ünlü Kungsgatan Caddesi üzerinde Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan tehdit ve hakaret içerikli pankartlarla sözde izinsiz gösteri ve yürüyüş yaptıklarını hatırlatıyor.
Yazıda, terör örgütü yandaşlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’a benzetilen bir kukla maketi direğe ayaklarından ters asarak hakaret ettikleri belirtiliyor.
Akıl yazısında, İsveç’in Stockholm şehrinde izinsiz gösteri yapan terör örgütü PKK/YPG yandaşlarının sosyal medya hesaplarında yayımladıkları hakaret ve tehdit dolu yorumların bulunduğu görüntülerde, asıl gösterinin 21 Ocak 2023 tarihinde yapılacağının propagandasının da yapıldığını dile getiriyor.
“İsveç’te Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik iğrenç bir gösteri yapılması üzerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına İsveç’e en üst düzeyde çok sert eleştiriler yapıldı” diyen Akıl, Türkiye’nin bu konuda haklı olduğunu vurguluyor.
Çünkü İsveç, Türkiye’ye verdiği sözü tutmamıştı.
Terör örgütlerine yönelik herhangi bir tedbir almamıştı.
Oysa İsveç’ten beklenen, bu tür gösteri, yürüyüş ve eylemlerde seyirci kalmaması, bu tür hakaret ve tehditler karşısında sessiz kalmaması ve böylesi iğrenç olaylara müsamaha göstermemesiydi.
Gazeteci-yazar Muhsin Akıl, şu değerlendirmede bulunuyor:
“Ayrıca İsveç, Türkiye’ye söz verdiği gibi böylesi alçakça bir gösteriye, yürüyüşe ve eyleme asla müsaade etmemeliydi. Çünkü Türkiye’nin böylesi bir olayda nasıl bir tepki vereceğini çok iyi bilmesine rağmen maalesef terör örgütü PKK/PYD’nin gösteri yapmasına izin vermiştir. İsveç bunun vebalini nasıl ödeyeceğini çok iyi hesap etmeli ve sonucuna katlanmalı.”
Akıl, 2022 Kasım ayında da benzer bir olay yaşandığını hatırlatarak, İsveç’in başkenti Stockholm’de Norra Bantorget Meydanı’nda terör örgütü PKK/PYD yandaşlarının ellerinde terör örgütü paçavraları ve terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın posterleri ile polis eşliğinde yaptıkları yürüyüşte, Türkiye’nin Suriye ve Irak’a yönelik sınır ötesi operasyonlarını protesto ederek Türkiye ve İsveç arasında yapılan NATO anlaşmasının iptalini istediklerini belirtiyor.
Terör örgütü yandaşları tarafından Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik yapılan böylesi iğrenç bir gösteri, yürüyüş ve eylem aslında bütün dünya tarafından lanetlenmeli ve kınanmalıdır.
Çünkü benzer bir terör eyleminin yarın kendilerine yönelik yapılmayacağının herhangi bir garantisi yoktur.
Bilhassa bu eylem NATO üyelerinin kulağına küpe olmalıdır.
Terör, nasıl ki Türkiye’nin başına bela olmuşsa bir gün kendi başlarına da bela olabilir.
Geçtiğimiz dönemde Fransa’nın başına bela olduğu gibi…
Ve şimdi de İsveç’in başına bela olacağı gibi…
Terör örgütü yandaşlarını kim barındırıyor, besliyor ve destekliyorsa ileride olacaklardan sorumlu olacağını unutmamalıdır.
NATO ülkeleri madem terörle mücadelede hemfikir, o halde bu kadar ayrıcalık ve ikiyüzlülük niye?
Bu kadar vurdumduymazlık nedir?
Bu kadar umursamazlık neden?
Muhsin Akıl, bu tür terör eylemlerinin sadece Türkiye için değil İsveç demokrasisi için de bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek şu soruları gündeme getiriyor:
İsveç bu acı gerçeği nasıl görmezden geliyor?
Bu tür eylemlerin ne kadar tehlikeli olduğunu ve kendisine zarar vereceğini göremeyecek kadar adalet ve hukuk yoksunu bir ülke midir?
Böylesi iğrenç, çirkin ve menfur bir olaya nasıl göz yumdu?
Bu eylem nedeniyle Türkiye’nin İsveç’i kınaması yeterli olacak mı?
İsveç bu eylemden ders çıkarabilecek mi?
Yoksa geçmişte olduğu gibi bu eylemi de görmezden gelip terör örgütlerine müsamaha göstermeye devam mı edecek?
İsveç, Türkiye’nin hassasiyetini ve titizliğini görmezden gelip terör örgütü yandaşlarını koruyarak kendi ayağına kurşun sıktığının, kendi bindiği dalı kestiğinin ve kendi ipini çektiğinin farkında mı?
Türkiye, NATO içinde PKK/YPG’yi barındıran, destekleyen, koruyan ve kollayan ülkeleri uyarmıştır.
Terör eylemlerine izin veren, elebaşlarını Türkiye’ye teslim etmeyen, terör örgütlerine finans, lojistik, silah ve istihbarat desteği veren, bulundukları ülkelerde ofis açmalarına ve her türlü eylem ve propaganda yapmalarına müsamaha gösteren ülkelerin NATO savunmasında nasıl bir katkısı olabilir?
Aynı şekilde PKK/PYD’ye destek veren diğer ülkeler bu eylemden ders çıkarırlar mı?
Yoksa onlar da bu olayı görmezden mi gelecek?
Sözde dost ve müttefik ABD…
Türkiye’nin de içinde bulunduğu sözde NATO ülkeleri…
Bu ülkelerin İsveç’i uyaracağına ihtimal verir misiniz?
Muhsin Akıl, Türkiye’nin dünyadaki siyasi başarılarından dolayı yaşanan büyük bir hazımsızlık yüzünden bu tür eylemlerin inadına gerçekleştirildiğini, devamının da gelebileceğini vurguluyor.
İsveç yetkililerinin mutlaka birçok bahane ile Türkiye’nin karşısına çıkacaklarını ifade ediyor.
Türkiye ile arayı düzeltmek için farklı yaklaşımlarda bulunacaklarını, bu konuda başka ülkelerden ve özellikle NATO ülkelerinden yardım isteyeceklerini dile getiriyor.
Peki Türkiye’yi ikna edebilecekler mi?
Asıl soru da budur.
Bu eylem yüzünden daha önceden yapılan müzakerelerin ve anlaşmaların üzerine daha şimdiden gölge düştüğünü belirten Muhsin Akıl, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“İsveç, bu tür eylem ve gösterilerin olmaması için gerekli tedbirleri almadı. Şayet gerekli tedbir ve önlemleri almış olsaydı mutlak surette eylemlerin önüne geçebilirdi. Daha açıkçası İsveç sözünde durmadığı gibi taahhütlerini de yerine getirmedi. Türkiye’ye karşı saygısızlık yaparak büyük bir hadsizlikte bulundu. Bu yaptığı aleni şekilde ikiyüzlülük ve küstahlıktır.”
Türkiye bu ikiyüzlülüğü ve küstahlığı yutacak mı?
Terör örgütü mensuplarının sığınmacı olarak Avrupa ülkelerine nasıl sızdıklerini Türkiye çok iyi biliyor.
Peki İsveç bilmiyor mu?
Terör örgütü mensuplarının sığındıkları ülkelerde adalet, hukuk ve insan hakları şemsiyesi altında nasıl faaliyet yürüttüklerini Türkiye çok iyi biliyor.
Peki İsveç bilmiyor mu?
Terör örgütü mensuplarının geldikleri ülkeleri kötüleyerek nasıl duygu sömürüsü yaptıklarını Türkiye çok iyi biliyor.
Peki İsveç bilmiyor mu?
Terör örgütü PKK/YPG yandaşlarının Türkiye’ye yönelik yapmış oldukları gösteri, yürüyüş ve eylemin yegâne sebebi, İsveç’in NATO’ya girmesini engellemek için süreci sabote etmekten başka ne olabilir?
İsveç bu gerçeği göremiyor mu?
Türkiye, müzakereler öncesinde de sonrasında da bu konularda İsveç’i çok uyarmıştı.
Böylesi bir olayda Türkiye hedef tahtasına konulmuş olsa da ikinci hedef ülke İsveç’ti.
Bir ülke kendi ayağına kurşun sıkar mı?
Bir ülke kendi bindiği dalı keser mi?
Bir ülke kendi ipini çeker mi?
Daha doğrusu bir ülke kendi kuyusunu kazar mı?
Açıkça diyoruz ki İsveç bu olayla kendi ayağına sıktı, kendi bindiği dalı kesti, kendi ipini çekti ve kendi kuyusunu kazdı.
Böylesi bir terör eylemine İsveç’in devlet olarak müsaade etmesi o kadar anlamsız ki…
İsveç bu olayla Türkiye’ye vermiş olduğu sözleri çiğnemiş oldu.
Ve taahhüdünü yerine getirmemiş oldu.
Bu da Türkiye’ye karşı gayrisamimi olduğunun apaçık göstergesidir.
Güya NATO üyeliği konusunda Türkiye’ye zeytin dalı uzatarak yardım istedi ama yaptığı hiç hoş olmadı.
Çünkü terör örgütü yandaşlarının Türkiye’ye yönelik eylemine, gösterisine ve hakaretlerine göz yumdu.
Yani İsveç yediği çanağa tükürmüş oldu.
Türkiye’nin kendisine olan güvenini sarstı.
Kısaca şimdilik İsveç’in NATO hayali suya düştü diyebiliriz.
11 Ocak 2023 tarihinde İsveç’in başkenti Stockholm’de PKK/PYD terör örgütü yandaşlarının gerçekleştirdiği skandal gösteri, yürüyüş ve eylemde Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik iğrenç hakaret ve tehditler nedeniyle İsveç’in Ankara Büyükelçisi Staffan Herrström, Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak çok sert şekilde uyarıldı.
Dışişleri Bakanlığı bu konuda yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“PKK/PYD/YPG yandaşlarınca 11 Ocak günü Stokholm’de gerçekleştirilen, Sayın Cumhurbaşkanımızı da hedef alan terör propagandasıyla ilgili olarak İsveç’in Ankara Büyükelçisi Bakanlığımıza çağrılarak tepkimiz ifade edilmiştir. Büyükelçiye, bu menfur eylemi şiddetle kınadığımız ve protesto ettiğimiz güçlü ifadelerle bildirilmiş, İsveç’in Üçlü Ahitname’yle verdiği taahhütlerin açık bir şekilde ihlali olan ve ülkemizin açıkça tehdit edildiği bu tür terör eylemlerine müsaade edilmemesi talep edilmiştir. Bu çerçevede, eylemin faillerinin tespit edilerek gerekli işlemlerin yapılması ve İsveç’in taahhütlerini yerine getirmesi yönündeki beklentimiz vurgulanmıştır.”
Öte yandan bu iğrenç gösteri, yürüyüş ve eylemden dolayı önceden planlanan İsveç Meclis Başkanı Andreas Norlen’in 17 Ocak 2023 tarihinde Türkiye’ye yapacağı resmi ziyaret, TBMM Başkanı Mustafa Şentop tarafından iptal edildi.
Hatırlanacak olursa 21 Kasım 2022 tarihinde de terör örgütü PKK/PYD yandaşları, İsveç’te Stockholm Büyükelçiliği kançılaryasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik hakaret dolu görüntüler yansıtarak terör örgütü propagandası yapmışlardı.
O zaman da İsveç’in Ankara Büyükelçisi Staffan Herrström, Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak uyarılmış ve kınanmıştı.
Geçtiğimiz aylarda İsveç Başbakanı ve İsveç Dışişleri Bakanı’nın Türkiye ile ilgili yaptığı garip ve çelişkili açıklamalar, İsveç’in Türkiye ile müzakerelerinde geri adım atıyormuş hissi vermişti.
İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un bir düşünce kuruluşunun düzenlediği konferansta söylediği şu sözler, adeta Türkiye’den rahatsızlığını dolaylı da olsa ima ediyordu:
“Türkiye yapacağımızı söylediğimiz şeyi yaptığımızı teyit ediyor ama aynı zamanda yapamayacağımız ya da vermek istemediğimiz şeyleri istediklerini de söylüyor.”
İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström’ün bu olayla ilgili açıklaması da bir o kadar ilginçti:
“Halk tarafından seçilmiş bir başkanı belediye binası dışında idam ediliyormuş gibi tasvir etmek iğrenç.”
Görüldüğü gibi İsveç bir yüzüyle bu iğrenç gösteriye izin veriyor, diğer yüzüyle de kendi dışişleri bakanı tarafından söz konusu eylem iğrenç olarak değerlendiriliyor.
Zaten garip ve çelişkili olan da bu değil miydi?
Biz daha önceki yazılarımızın birinde İsveç’in Türkiye’ye verdiği sözü tutmayacağını, taahhütlerini yerine getirmeyeceğini belirtmiştik.
İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olabilmesi için Türkiye’nin güvenini kazanmaları ve verdikleri sözleri yerine getirmeleri gerektiğini anlattığımız yazılarımızdan bazı alıntılar yaparak gündemdeki İsveç’teki gösteri ve eylem meselesine ışık tutmak istiyorum.
18 Temmuz 2022 tarihinde “ABD, Finlandiya ve İsveç Sözünde Duracak mı?” başlıklı yazımda şöyle demiştik:
“NATO Zirvesi’nde Finlandiya ve İsveç’in üyelik konusundaki Türkiye engeli ne kadar kalkmış gibi görünse de verilen sözlerin yerine getirilmesi konusunda şu ana kadar kesin ve net bir adım atılmamıştı. Bize göre Finlandiya ve İsveç sözünde durmayacak. Sözünde duracak olanlar yapıcı adımlar atar ve iyi niyetlerini gösterebilirdi. Sözünde duracak olanlar Türkiye’nin istediği terör örgütü mensuplarını iade konusunda güven verici adımları atabilirlerdi.”
20 Mayıs 2022 tarihinde “Finlandiya ve İsveç’in NATO Üyeliği Türkiye Tarafından Neden Veto Edilecek?” başlıklı yazımda da Finlandiya ve İsveç’in saçma sapan açıklamalar yaparak Türkiye’yi ikna edeceklerine inandıklarını belirtmiştik.
İsveç ve Finlandiya, barındırdıkları teröristleri yıllardır iade etmemelerine rağmen o kadar vurdumduymaz davranıyorlardı ki hâlâ Türkiye’ye gelerek NATO üyeliği konusunda Türkiye’yi ikna etmeye çalışıyorlardı.
Teröristlere destek veren Finlandiya ve İsveç ile Türkiye nasıl anlaşabilir?
Teröristlerin kuluçka merkezi olan İsveç ve Finlandiya’nın samimiyetine nasıl inanılabilir?
Türkiye’nin bütün ricalarına rağmen ülkelerindeki teröristleri iade etmeyen Finlandiya ve İsveç’ten nasıl bir dostluk beklenebilir?
Türkiye, şartlar yerine gelmedikçe ve teröristler iade edilmedikçe bu iki ülkenin NATO üyesi olmasına asla evet demeyeceğini ve veto edeceğini açık şekilde bütün dünyanın gözleri önünde izah etmişti.
26 Mayıs 2022 tarihinde “İsveç ve Finlandiya’nın Maskeleri Düştü!” başlıklı yazımda ise şu ifadeleri kullanmıştım:
İsveç ve Finlandiya heyetleri Türkiye’de toplantıdayken, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson Stockholm’de “Terör örgütlerine silah ve para göndermiyoruz” açıklamasını yaptığı sıralarda İsveç devlet televizyonunda Türkiye’yi haklı çıkaracak çok önemli bir olay yaşandı.
Terör örgütü YPG elebaşlarından Salih Müslim, İsveç Devlet Televizyonu SVT’ye röportaj vererek İsveç’in YPG/PYD’yi terör örgütü olarak kabul etmeyeceğini söylüyordu.
Ayrıca röportaj sırasında İsveç Devlet Televizyonu görüntülerinde teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafları yer alıyordu.
Bu durum düpedüz terör örgütü propagandası değil miydi?
Hem de İsveç devlet televizyonu aracılığıyla…
Gazeteci-yazar Muhsin Akıl, Başkent Postası için kaleme aldığı “Terör Örgütü PKK/PYD İsveç’in NATO’ya Girmesini Sabote Etti: İsveç Kendi Ayağına Kurşun Sıktı!” başlıklı yazısını şöyle noktalıyor:
Öte yandan İsveç ve Finlandiya heyetleri ile Türk heyetinin görüştüğü sıralarda Milli Savunma Bakanlığı, Pençe-Kilit Operasyonu kapsamında ele geçirilen ve medyada yayınlanan silahlar arasında İsveç yapımı Tanksavar Silah AT-4’ün de olduğunu açıkladı.
Hani İsveç PKK ve PYD/YPG terör örgütlerine silah yardımı yapmıyordu?
Bütün bu gelişmeler apaçık gösteriyordu ki İsveç de Finlandiya da ikiyüzlüydü.
Türkiye’ye gelen İsveç ve Finlandiya heyetleri ile İsveç Başbakanı Magdalena Andersson’un Stockholm’de yaptığı “Terör örgütlerine silah ve para desteği vermiyoruz” açıklamalarını çürüten bu iki olay, maskelerini düşürmeye yetiyor.