TEK PROBLEM SAÇIMIZDI

TEK PROBLEM SAÇIMIZDI

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 8, 2026 - 21:12

Tek problem beyaz mendilin olmayışıydı.

Tek problem, kokulu silgimizin kayboluşuydu.

Hâlâ ortaokulda bile kitaplarımızı özenle kaplamaktı.

“Eskiden okulda saçımız, kravatımız, ceketimiz konuşulurdu; bugün ise bıçak, silah ve şiddet konuşuluyor.”

Bazen insan, geçmişi özlediğini ve geçmişte yaşananların kıymetini, onları kaybedince anlıyor.

Bizim zamanımızda okula gitmenin de kendine göre kuralları vardı.

Saçımız uzunsa, dağınıksa, saç örgümüz okul düzenine uygun değilse uyarılırdık. Kravatımız, beyaz önlük yakamız, fularımız yoksa ya da kıyafetimizin bir parçası eksikse okul kapısından içeri girmek kolay değildi.

Okula berber ya da kuaför geldiği günleri hatırlıyorum. Öğrencilerin saçları tek tek kesilir, hatta bazen “aslan yelesi” denilen şekilde, kısacık öğrenci saçları kesilirdi. Ceket giymek zorunluydu. Süvetersiz, ceketsiz okula gelmek ne mümkün...

Bizim o zamanlar konuştuğumuz meseleler bunlardı.

Saçımızdı, örgümüzdü, kravatımızdı, ceketimizdi.

BİZ BUGÜNLERİ BİLMİYORDUK

Biz okul kapısından içeri girerken “Bugün başıma ne gelecek?” diye düşünmezdik.

Çantamızı alır, arkadaşlarımızın yanına koşardık. Teneffüsü bekler, güler, bazen öğretmenden azar işitirdik.

Ama okuldan korkmazdık.

Bugün ise okul kelimesinin yanında çok daha ağır kelimeler konuşuluyor:

Bıçak, silah, şiddet, tehdit...

İnsanın yüreğini asıl acıtan da bu.

Bir anne, çocuğunu okula gönderirken “Bugün ne öğrenecek?” diye düşünmeli.

“Başına bir şey gelir mi?” diye değil.

ÖĞRETMEN DE KORKARSA...

Öğretmen yalnızca ders anlatmaz.

Öğrencisinin yüzündeki değişikliği fark eder, “Neyin var?” diye sorar. Bazen bir cümlesiyle bir çocuğun hayatına dokunur.

Fakat öğretmen öğrencisine yaklaşırken bile tedirgin oluyorsa, eğitimden çok daha önemli bir şey zarar görüyor demektir:

Güven.

Bugün yaşanan her olumsuzluğun sorumlusu öğretmenlerimiz değildir. Çocuklarımız için emek veren, onların derdiyle dertlenen binlerce öğretmenimiz var.

Çünkü öğretmenin istediği, öğrencisinin korkması değil; ona güvenmesidir.

ÇOCUKLARIMIZA NE BIRAKACAĞIZ?

Bizim çocukluğumuzda,

“Saçın uzun, saçın dağınık, örgün düzgün değil.”

denirdi.

Bugün bazı anne babaların aklından ise çok daha ağır bir soru geçiyor:

“Çocuğum okuldan sağ salim dönecek mi?”

İşte bu soru bile nereden nereye geldiğimizi anlatmaya yetiyor.

Çocuklarımızın kendilerini güvende hissettiği, öğretmenin öğrencisinden korkmadığı, öğrencinin öğretmenine güvenebildiği okulları yeniden kurmak zorundayız.

Çünkü okul sadece dört duvar değildir.

Okul, çocukluğun en güzel yıllarının geçtiği yerdir.

Bizim tek derdimiz saçımızdı.

Dilerim çocuklarımızın da yeniden böyle küçük dertleri olur.

Ne güzel günlermiş...