Uyku ve Ölümün İstenmeyişine Bedenin Galibiyeti Hakikattir

Uyku ve Ölümün İstenmeyişine Bedenin Galibiyeti Hakikattir

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 22, 2026 - 12:33

Hayatın temposuna kapıldığımızda, durmak, yavaşlamak ya da anı kaçırmak istemeyiz. Tıpkı uykuyu zaman kaybı olarak görüp uyanık kalmaya çalışmamız gibi, ölüm gerçeğini de zihnimizin arka planına iteriz. Oysa uyku da ölüm de bedenimizin irademiz dışında teslim aldığı mutlak gerçeklerdir.

Uykunun Hükmü ve Bedenin İtirafı

Uykusuzluğa ne kadar direnirsek direnelim, irademiz bir noktadan sonra devre dışı kalır.

Bedenimiz, organlarımızın görevlerini yerine getirebilmesi, sıhhatimizi ve zihinsel işlevlerimizi koruyabilmemiz için kontrolü ele alır. Uyumak istemesek bile uyuyakalırız; çünkü uyku, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmemiz için şarttır.

Ne var ki, her şeyi bilmek, kontrol etmek ve hiçbir şeyi kaçırmamak adına uyanık kalma isteğimiz ağır basar. Bu durum, insanoğlunun ölüm karşısındaki duruşuna oldukça benzer.

Ölüm Gerçeği ve İnsan Psikolojisi

Ölümlü olduğumuzu çok iyi bilmemize rağmen, çoğunlukla hiç ölmeyecekmiş gibi davranır ve yaşarız. Ölümü düşünmekten kaçınır, bu kaçınılmaz sonu zihnimizden uzak tutmaya çalışırız.

Ancak hayatın akışı içerisinde sevdiklerimizi, yakınlarımızı son yolculuğuna uğurladığımız anlar olur. O anlarda, hayata veda eden insanların yüzündeki huzuru ve teslimiyeti gözlemleriz.

Demek ki o insanlar, son anda öyle derin bir hakikatle karşılaşıyorlar ki, nefsane dirençler tamamen ortadan kalkıyor. Sıra bize geldiğinde şüphesiz biz de aynı gerçeği göreceğiz.

Nefse Rağmen Gelen Hakikat

Nasıl ki uykusuzluğa dayanamayan beden, nefsin "uyanık kal" ısrarını reddedip kendi otoritesiyle uykuya teslim oluyorsa; ölüm anında da beden artık nefsi dinlemiyor.

Ölümün hak olduğunu, bu geçişin kaçınılmaz ve gerekli olduğunu kavrayarak nefse rağmen teslim oluyor.

Yüce Kitabımız Kur'an’ Kerim'deki "Her nefis ölümü tadacaktır" ayetinin biricik tecellisi olarak, beden ve ruh bu ilahi düzene boyun eğiyor.

Tıpkı uykunun bedenimize getirdiği şifa gibi, ölüm de varoluşun en büyük ve en hakiki tamamlayıcısı olarak karşımıza çıkıyor.

Herkes ölümü tadacaktır;

yaptıklarınızın karşılığı size eksiksiz olarak ancak kıyamet gününde verilecektir.

Kim cehennemden uzaklaştırılır da cennete konursa artık kurtulmuştur. Dünya hayatı zaten aldatıcı şeylerden ibarettir. (Al-i İmran Suresi, 185)