5 METRE LASTİK 1 LİRA

5 METRE LASTİK 1 LİRA

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 20, 2026 - 19:31

Kulağımda hala çınlıyor 60 yıl önceki bu sözler.

Beş metre lastik bir lira.

Panayırda normal elinde beyaz don lastiği olan satıcılar vardı.

Aslında dört metresi bir lira da bir metre de hediyesi bugünün deyimiyle promosyon olarak veriyorlardı.

Yani dört metre alana bir metre de bedava.

Sadece bu mu?

“Koş vatandaş koş” diye çığırtkanların kulaklar yırtarcasına seyirci toplamak için sihirbaz çadırları önündeki o çırpınışları.

İçerde gösteride yarı beli olmayan genç kız en sonunda Türk bayrağını iki eliyle kaldırması ve muazzam alkış tufanı asla unutlmayacak güzel anılar.

Bu arada kaleciye gol atma, sigara almak için halka atma, bir de küçük de olsa para makineleri de olurdu.

Ayrıca destancılar vardı. Elinde tek sayfa, o da ikinci hamur kağıda teksir edilmiş dönemin ünlü şarkı ve türkü sözlerinin olduğu kağıt parçaları satan, satmak için de sesleri güzel olmasa da şarkı türkü söyleyerek dolaşan.

O panayır ki asırlardır devam eden Türkiye’nin en büyük panayırlarından olan Gerede hayvan ve emtia panayırı.

Her yıl mutad olarak eylülün ortasınada üç gün Cuma cumartesi Pazar ve 15 gün sonra da ekimin ilk haftasında yine üç gün haftasonuna denk gelir toplam altı gün sürer.

Türkiyenin dört bir tarafından gelen satıcılar ve çoğunluğu Geredeli olsa da yine birçok ilden de gelen alıcıların buluştuğu ticaret merkezi.

Ürünün tarladan kalktığı, ambara girdiği, hayvanların yayladan indiği, yağ yoğurt keş yapıldığı zaman dilimi.

Yöresel lezzetler tereyağı ve koyun peynirinin yanı sıra şakşak helvası, köfter, keş ve de mayhanın olmazsa olmazı kızarmış kaz eti.

Çocukluğumuzda panayırda kaynar tabir edilen gerçekten buz gibi kaynar suyunun başına oturulur alınan pişmiş kaz ailecek veya arkadaş gurupları ile paylaşılarak yenirdi.

Eğer bir kişi panayıra gelip kızarmış kaz eti yememişse o panayıra gelmiş sayılmazdı.

Sadece bunlar değil çocuklar için atlı karınca, uçan zincir, dönme dolap ve de üç tekerlekli bisikletler, motosiklete binme ve de sihirbazların o meşhur çadırları.

Aluç ipe dizilerek satılırdı adeta büyük bir tesbih gibi. Bazen Kızılayda da aluç satanları gördüğümde hep panayır gelir aklıma.

Bazen kar da yağmış olurdu özellikle ikinci panayırda.

Şimdiki panayır aynı yerde olsa da çok kalabalık, araç park edecek yer bulmakta zorlanıyorsunuz.

O zamanlar yayan gidilirdi zaten çok kimsede araba falan yoktu.

Çocuklar için üç tekerleli bisiklete binmek büyük mutluluktu.

Çünkü kimsede bisiklet yoktu.

Ah nerde o eski panayırlar...

Diyesi geliyor insanın.