ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki KORKU İMPARATORLUĞU’NUN SIRLARI Deşifre Oldu!

ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki KORKU İMPARATORLUĞU’NUN SIRLARI Deşifre Oldu!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 3, 2026 - 20:18

Dünyadaki (saklanan/maskelenen) siyasi, ekonomik, ticari, askeri, istihbarı tüm gizemler/sırlar dijital çağın ışığıyla aydınlandı ve artık hiçbir şey gizlenemez/saklanamaz hale geldi. Süper güçlerin balonlaştırarak şişirdikleri güçlü/üstün olma stratejik büyülü dünyası çözüldü ve her şey şeffaflaştı. Küresel büyüler bozuldu ve Alaaddin’in sihirli lambası patladı! Artık Cinler kaçacak delik aramaya başladı! Psikolojik harp/savaş, algı operasyonları, yalan/hile ve kurnazlıklar köpük misali su yüzüne çıktı! Küresel dünyanın karanlık sahte sırları deşifre oldu ve artık insanlık rahat bir nefes almaya başladı.

Teknoloji de sınır tanımayan gelişmeler, bilişim ve dijital alandaki yenilikler, insani ilişkiler ve sosyal yaşamdaki çağdaş atılımlar dünyayı tek çatı altında küresel bir eve dönüştürdü. Ulaşım, iletişim ve ticaret (yapay zekanın da yardımıyla) dünyaya çağ atlattı. Artık sorunlar; yılı aya, ayı güne, günü saate, saati saniyelere düşürerek (zamanı kısaltarak) bir ‘tuş’la çözülür oldu! Uluslararası ilişkilerde ‘dil’ sorunu ortadan kalktı ve dünyadaki bütün diller anında çevrilir hale geldi. Ulusal ve uluslararası siyaset/politika da dijital çağın nimetlerini insanlığın hizmetine sundu.

Ve sözü getirmek istiyorum ABD ve İsrail’in Ortadoğu’yu dizayn etmek için yapmış oldukları tüm planların artık eskisi gibi işe yaramadığına… Çünkü ABD ve İsrail’in de maskesi düştü ve bütün gerçekler ortaya çıktı. Yani, ABD’nin İran üzerinde 47 yıllık, İsrail’in Filistin/Gazze ve diğer Ortadoğu ülkelerindeki yarım asırlık baskısı ve tehdidi artık işe yaramıyor. O yüzden ABD ve İsrail, ellerindeki son koz olan son derece gelişmiş teknolojik silahlarına güvenerek İran, Filistin/Gazze ve diğer Ortadoğu ülkelerine havadan, karadan ve denizden saldırıyor. ABD ve İsrail, Filistin/Gazze/Hamas’ı terörist, İran’ı da (dünya ve Ortadoğu için) tehdit unsuru bir ülke olarak gösteriyor.

Artık bu konu hem ABD, hem İsrail, hem de bazı Avrupa ülkelerinde tartışılır ve konuşulur hale geldi. Bazı stratejistler, akademisyenler, siyasetçiler, istihbaratçılar (bilhassa emekli olanlar!) ve gazeteci-yazarlar bu GERÇEĞİ yazılı, görsel ve dijital medya üzerinden açıklamaya başladılar. İşte bunlardan birisi olan İngiltere/Londra merkezli Middle East Eye’de (Ortadoğu, Kuzey Afrika ve İslam dünyasıyla ilgili haber, analiz ve yorumlarıyla ünlü bağımsız/tarafsız bir dijital medya yayın organıdır) İsrail ve ABD’nin yıllardır Ortadoğu’da bölgenin güvenliği yönünde en büyük tehlike olarak gördükleri İran’la ilgili yapmış olduğu ‘tehdit’ algısının artık inandırıcı olmadığını ve bu algının zayıflayarak tartışmalı hale geldiği yorumu yapıldı.

Oysaki tam aksine asıl tehdidin ABD ve İsrail olduğu ifade edildi. Bu konuda Middle East Eye'da yapılan analizde ABD ve İsrail’in, İran’ın Ortadoğu ve dünya için yıllardır tehdit unsuru oluştuğu algısının artık çöktüğü aleni/açık bir şekilde belirtildi. Gelmiş-Geçmiş ABD başkanları ve Pentagon uzmanlarının, İsrail’in (bilhassa şu andaki İsrail Başbakanı Netanyahu’nun) 30 yıldır İran ile söyledikleri tehdit algısının yalan olduğunun ortaya çıktığı ifade edildi. Artık bundan sonra ABD ve İsrail’in, İran hakkındaki bu tür iddia ve söylemlerin dünya kamuoyunda inandırıcı bulunamayacağının altı çizildi. Zaten ABD ve İsrail’in bu tür asılsız/yalan algı operasyonlarının asıl amacının, arkalarına uluslararası desteği alarak mobilize hale getirmek için kullanıldığını da ayrıca belirtildi.

İngiltere merkezli dijital Middle East Eye'da medya organında yapılan analizin devamında New York Times’te yayınlanan bir habere dikkat çekilerek İran’da olması muhtemel bir hükümet/iktidar değişikliğinde eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın yeni lider olarak ilan edileceği hususu (güya) ABD’ye iletilmiş! Ne yaman bir çelişki! Ki İsrail yıllar önce İsrail tarafından en büyük tehdit unsuru olarak gösterdiği İran’ın eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad şimdi yeni lider ilan edilecek! Yahu, böylesi bir algı operasyonuna pes doğrusu… Haberin devamında, yıllar önce İsrail medyasının İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile ilgili “İsrail için en büyük tehlike oluşturan ve İsrail’i yok etmek isteyen adam” şeklinde haberler yapıldığı hatırlatıldı.

Hatta dönemin İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bile İran’ı Nazi Almanya’sına benzeterek (sözde) dünya barışı için büyük bir tehdit unsuru olduğu açıklamaları yaptığına dair vurgulamalar yapıldı. Aynı şekilde İran’ın Nükleer Program çalışmalarına ‘küresel tehdit’ denilerek İran’ı dünyanın gözünde küçük düşürmek ve şeytanlaştırmak için ellerinden geleni yaptıkları üzerinde duruldu. Oysaki İran eski dini lideri Ali Hamaney’in ‘Nükleer Silah’ gelişmelerini yasaklanması gerektiği yönünde fetva verdiği GERÇEĞİ, ne ABD ne İsrail ne İngiltere ve ne de diğer Avrupa ülkeleri tarafından dikkate alınmadı ve görmezlikten gelindi!

İngiltere/Londra merkezli Middle East Eye dijital medya organı, öyle bir gerçeğe parmak bastı ki… Ortadoğu’daki yıkıcı/bölücü tüm askeri operasyonların aslında İran’dan dolayı kaynaklanmadığına dikkat çekerek bu operasyonların İsrail’den kaynaklandığı ifade edildi. Ve son yıllarda Filistin/Gazze ve Lübnan’a yapılan tüm saldırıları örnek göstererek Ortadoğu’daki istikrarsızlığın, huzursuzluğun ve karışıklığın gerçek sorumlusunun ve kaynağının İran olmadığı belirtilerek asıl/gerçek kaynağının ABD ve İsrail politikaları olduğu açık/aleni bir şekilde ifade edildi.

İngiliz/Londra merkezli Middle East Eye dijital medya organının İran/ABD/İsrail ile ilgili yapmış olduğu analizin sonunda 20 yıldır İran üzerine yönelik suçlamaların tamamen siyasi amaç için yapıldığına işaret edilerek küresel ve bölgesel asıl tehdit unsurunun İran/Tahran değil İsrail/Tel Aviv ve ABD/Washington olduğu belirtilerek bu tür politika, tehdit ve algı operasyonlarının asıl amacının küresel ve bölgesel güvenliğin tehlikede olduğundan dolayı değil tam aksine İran üzerinde tahakküm oluşturularak İsrail’in güvenliğini garantiye almak ve İran’ın bölgedeki gücünü zayıflatıp devre dışı bırakmak olduğu hususu özellikle belirtilmiştir.

Yazımızın giriş bölümündeki iki paragrafta bu konunun psikolojik, sosyal ve istihbarı derinliğinden bahsederek ABD ve İsrail’in dünyada bilhassa Ortadoğu’da estirdikleri yalan rüzgarı ile döndürmeye çalıştıkları yel değirmenlerinin artık bir işe yaramadığı üzerinde durarak bu konudaki kendi düşüncelerimizi de ifade etmeye çalıştık.

Oysaki BİZ, bu konuyu yıllarca gündeme getirerek derin/yatay/dikey analizler, yorumlar ve tespitler yaparak yazıyorduk. Hatta bu konuyla ilgili (belki de dünyada çok az kişinin elinde bulunma ihtimali olan) belgeler, doneler, deliler ve veriler ışığında o kadar çok makale yazdık ki… Sadece 2011 yılında yayınlamış olduğum ŞER ÜÇGENİ kitabı bile okunsa bu konuyla ilgili neler yazıp-düşündüğümüz çok iyi anlaşılacaktır.