Güçlü Kadın Neden Kandırılır?

Güçlü Kadın Neden Kandırılır?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 17, 2026 - 11:04

Son günlerde "Güçlü kadın neden kandırılır?" sorusunu sıkça duyuyorum. Yıllardır kadın, aile ve toplum alanında yürüttüğüm çalışmalar bana bu sorunun cevabının yalnızca aldatılmak ya da duygusal ilişkiler olmadığını gösterdi. Asıl mesele, yükün paylaşılmaması ve rollerin dengesini kaybetmesidir.

Modern hayatın içinde birçok kadın, güçlü olmayı her işi tek başına yapabilmek olarak yorumluyor. Kimseye minnet etmemek adına kendi omuzlarına taşıyabileceklerinden çok daha fazla sorumluluk yüklüyor.

Sabah çocukları okula yetiştiriyor, işe gidiyor, alışverişini yapıyor, faturalarını ödüyor, aracının bakımını takip ediyor, evin eksiklerini tamamlıyor, tamir işlerine koşturuyor. Gün bitince sofrayı hazırlıyor, mutfağı topluyor, ertesi günün planını yapıyor. Yorulduğunu söylemeye bile fırsat bulamadan kanepede uyuyakalıyor.

Bir süre sonra güçlü görünmeye çalışan kadın aslında sadece yorulmuş bir insana dönüşüyor.

İşte tam da bu noktada, ona biraz ilgi gösteren, birkaç güzel söz söyleyen, yükünü kısa süreliğine hafifleten biri, olduğundan çok daha büyük bir anlam kazanabiliyor. Çünkü insan bazen aşka değil; anlaşılmaya, dinlenmeye ve omuz vermeye ihtiyaç duyar.

Ancak burada durup şu soruyu da sormamız gerekir.

Neden bu yükü en başından beri tek başımıza taşımayı seçiyoruz?

Yardım istemeyi zayıflık sanıyoruz. Görev paylaşımını yetersizlik olarak görüyoruz. Oysa aile dediğimiz yapı tam da yükü paylaşmak için vardır.

Mutlu ailelere baktığınızda herkes gücü kadar sorumluluk alır. Hayat müşterektir. Birlikte yürümek, birlikte yorulmak ve birlikte dinlenmektir.

Toplumda sıkça dile getirilen "kadın ve erkek her konuda aynıdır" söylemi ise çoğu zaman hayatın gerçekleriyle örtüşmüyor. Kadın ve erkek aynı değere sahiptir; ancak aynı olmak zorunda değildir. Fiziksel yapı, yaratılış özellikleri ve üstlenilen roller birbirinden farklı olabilir. Önemli olan bu farklılıkların bir üstünlük değil, tamamlayıcılık olarak görülmesidir.

Evdeki her tamiri, her ağır yükü, her sorumluluğu tek başına üstlenmek ne kadını daha değerli yapar ne de erkeği daha sorumlu hâle getirir. Tam tersine, paylaşılmayan görevler zamanla alışkanlığa dönüşür. Sürekli yapan yapmaya devam eder, yapmayan ise bunu normal kabul etmeye başlar.

Bazen kadın, "Ben zaten her şeyi yapıyorum." diyerek yalnızlaşır.

Bazen erkek, kendisine sunulan konforu hak edilmiş bir düzen zanneder.

Ve iki taraf da farkında olmadan birbirinden uzaklaşır.

Sonrasında ise herkes birbirini suçlamaya başlar.

Oysa mesele güçlü olmak değildir.

Mesele, yükü paylaşabilmektir.

Sadece kadınlar değil, gücünü ispat etmeye çalışan erkekler de aynı yanılgıya düşebilir. Kendini sürekli kanıtlamaya çalışan insan, en çok onay arayan insandır. Onay arayan kişi ise manipülasyona ve kandırılmaya daha açık hâle gelir.

Belki de artık "Güçlü kadın nasıl olur?" sorusunu bırakıp şu soruyu sormalıyız.

Neden kadın sürekli güçlü olmak zorunda hissediyor?

Çünkü yük paylaşılmadığında güç mecburiyete dönüşür.

Oysa gerçek güç; her şeyi tek başına yapmak değil, gerektiğinde sorumluluğu paylaşabilmek, destek istemekten utanmamak ve aile olmanın ruhunu birlikte yaşayabilmektir.

Unutmamakta fayda var ki!...

Bir aileyi ayakta tutan, yükü tek kişinin taşıması değil; herkesin omuz vermesidir.