Bazen En İyi Gelen Şey Bir Pati Sesidir
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Gün içinde kaç kişiye gerçekten nasıl olduğumuzu anlatabiliyoruz? “İyiyim” deyip geçtiğimiz, içimizde birikenleri kendimize bile söyleyemediğimiz zamanlar oluyor. Fakat eve geldiğimizde bizi kapıda karşılayan bir köpeğin heyecanı, yanımıza sessizce kıvrılan bir kedinin sıcaklığı ya da sokakta göz göze geldiğimiz bir hayvan, bütün o kalabalığın içinde bize kısa bir nefes alanı açabiliyor.
Bunu kendi hayatımda da hissediyorum. Köpeğimle paylaştığım sıradan bir anın, bazen uzun bir günün bütün ağırlığını nasıl hafiflettiğini görüyorum. O anda büyük cümlelere ihtiyaç kalmıyor; tanıdık bir bakış ve sessiz bir yakınlık yetiyor.
5 Eylül Uluslararası Hayvanseverlik Günü, hayvanlarla kurduğumuz bağın yalnızca sevgi ve merhametten ibaret olmadığını hatırlamak için de güzel bir vesile. Çünkü hayvanların hayatımızdaki yeri, çoğu zaman ruh sağlığımızla düşündüğümüzden çok daha yakından bağlantılı.
Hayvan Sevgisinin Ruh Sağlığına Etkisi
Hayvanlar bizden mükemmel olmamızı beklemiyor. Başarımızla, unvanımızla, görünüşümüzle ya da o gün ne kadar verimli olduğumuzla ilgilenmiyorlar. Onların dünyasında sesimiz, kokumuz, dokunuşumuz ve yanlarında oluşumuz yeterli.
Belki de hayvanlarla kurulan ilişkinin insan ruhuna iyi gelmesinin en önemli nedenlerinden biri bu: Yargılanmadan kabul edilmek.
Bilimsel çalışmalar da insan-hayvan bağının duygusal destek sağlayabildiğini; bazı insanlarda yalnızlık hissinin, stresin ve depresif belirtilerin azalmasıyla ilişkili olabileceğini gösteriyor. Ancak burada küçük fakat önemli bir ayrım var: Bir hayvanla yaşamak, her insan için aynı sonucu veren bir tedavi değildir. Ruhsal bir hastalığın profesyonel desteğinin yerini de tutmaz. Buna rağmen sevgi, temas, sorumluluk ve düzen üzerinden günlük hayatımıza güçlü bir destek sunabilir.
Kaygının Karşısında “Şimdi”yi Hatırlamak
Zihnimiz çoğu zaman ya geçmişte yaşananlarla ya da gelecekte olabileceklerle meşgul. Hayvanlarsa büyük ölçüde içinde bulundukları anı yaşıyor. Bir yürüyüşün heyecanı, güneş alan bir köşe, sevilen bir oyuncak veya başlarının okşanması onlar için o anın tamamı olabiliyor.
Bir köpekle yürüyüşe çıktığınızda adımlarınızın ritmi değişiyor. Bir kediyi severken farkında olmadan daha yavaş nefes alabiliyorsunuz. Kuşların sesini dinlemek ya da sokaktaki bir hayvana su vermek bile dikkatinizi bir süreliğine zihninizde dönüp duran düşüncelerden uzaklaştırabiliyor.
Bazen ruh sağlığımıza iyi gelen şey, bütün sorunları bir anda çözmek değildir. Birkaç dakikalığına durabilmek, nefes alabilmek ve bulunduğumuz ana dönebilmektir. Hayvanlar bunu bize hiç konuşmadan hatırlatıyor.
Yalnızlığı Sessizce Hafifleten Dostluk
Kalabalıklar içinde yalnız hissetmek, çağımızın en görünmez sorunlarından biri. Hayvanlar bu yalnızlığı tamamen ortadan kaldırmasa da evin içindeki sessizliği paylaşılabilir hâle getirebiliyor.
Sabah mama bekleyen bir çift göz, gün içinde yapılması gereken bir yürüyüş veya akşam yanınızda uyuyan bir dost, hayata küçük ama anlamlı bir düzen katıyor. Özellikle yalnız yaşayan, sosyal çevresi daralan veya zor bir dönemden geçen kişiler açısından bu bağ, “Bir canlı bana ihtiyaç duyuyor” duygusunu güçlendirebiliyor.
Bu sorumluluk bazen yorucu da olabilir. Bir hayvanın beslenmesi, sağlık kontrolleri, hareket ihtiyacı ve güvenliği düzenli emek ister. Bu nedenle hayvan sahiplenmek, yalnızca kendimizi daha iyi hissetmek için verilecek ani bir karar olmamalıdır. Çünkü hayvanlar ruhumuza iyi gelen birer araç değil; ihtiyaçları, duyguları ve yaşam hakları bulunan canlılardır.
Onlar Bize İyi Gelirken Biz Ne Yapıyoruz?
Hayvanların psikolojimize olumlu etkilerini konuşurken meselenin yalnızca insana dönük tarafında kalamayız. Onların sevgisinden, sadakatinden ve huzur veren varlığından söz ediyorsak bizim de onlara karşı sorumluluğumuzu konuşmamız gerekir.
Hayvanseverlik yalnızca bir hayvanın başını okşamak değildir. Susayan bir hayvana su bırakmak, satın almak yerine sahiplenmeyi düşünmek, terk edilen bir canlıya karşı duyarsız kalmamak, bakımını üstlendiğimiz hayvanın sağlık ihtiyaçlarını karşılamak ve bütün canlıların yaşam hakkına saygı göstermek de bu sevginin parçasıdır.
Çünkü gerçek sevgi yalnızca bize iyi geldiği sürece devam eden bir yakınlık değildir. Karşısındaki canlının iyiliğini de gözetmektir.
Ruhumuza Açılan Sessiz Bir Pencere
Hayvanlar hayatımızdaki sorunları sihirli bir şekilde ortadan kaldırmıyor. Fakat en zor günümüzde bile sevginin sade bir hâlinin var olduğunu gösteriyorlar. Bize sorular sormadan yanımızda duruyor, sevindiğimizde sevincimize katılıyor, sustuğumuzda sessizliğimizi paylaşıyorlar.
Belki de insan ruhunun zaman zaman en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur: Açıklama yapmak zorunda kalmadan kabul edilmek.
Bugün, Uluslararası Hayvanseverlik Günü’nde, yalnızca onların bize ne kadar iyi geldiğini düşünmeyelim. Bizim de onların yaşamına ne kattığımızı kendimize soralım.
Çünkü bazen bir insanın ruhuna en iyi gelen şey bir pati sesi, sıcak bir bakış ya da kelimelere ihtiyaç duymayan bir dostluktur. Fakat o dostluğun gerçek karşılığı, sevgimizi sorumlulukla gösterebilmektir.