AKTİF ROL OYNADIK
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Emre Uslu’nun son videosunda söylediği şu cümleyi bir kenara yazmak gerekiyor: “CHP’nin bölünmesini, Yeni Parti’nin kurulmasını alkışladık. Hatta bu konuda aktif rol de oynadık.”
Bunu söyleyen sıradan bir siyasi yorumcu değil. Emre Uslu, FETÖ soruşturma ve davalarında adı geçen, Türkiye’den kaçtıktan sonra yıllardır yurt dışından yayın yapan isimlerden biri. Aynı çevrede Tarık Toros’u, Cevheri Güven’i ve diğer firari isimleri görüyoruz. Türkiye’den kaçtılar ama Türkiye ile uğraşmayı bırakmadılar. Yıllardır bulundukları ülkelerden Türkiye’yi itibarsızlaştırmaya, devletin kurumlarını hedef almaya, FETÖ ile mücadeleyi sulandırmaya ve Türkiye’de yaşanan siyasi kırılmaları kendi propaganda alanlarına çevirmeye devam ediyorlar.
Şimdi ise işin içine doğrudan siyaset girmiş görünüyor.
Yeni Parti’nin kurulmasının ardından Tarık Toros’un kullandığı “Ana muhalefet olduk” sözü zaten dikkat çekiciydi. Ardından Emre Uslu çıktı; önce yeni siyasi oluşumu desteklediğini söyledi, sonra daha ileri giderek CHP’nin bölünmesi ve Yeni Parti’nin kurulması konusunda “aktif rol oynadıklarını” anlattı. Üstelik aynı konuşmada Gülen’in ölümünden sonraki dönemden, siyasi parti kurulması düşüncesinden ve Türkiye’deki “kripto” unsurlardan söz etti.
Bu açıklama artık sıradan bir siyasi destek beyanının ötesindedir. “Aktif rol oynadık” ifadesi, FETÖ’nün yurt dışındaki kadrolarının Türkiye’deki siyasi gelişmeleri yalnızca uzaktan izlemekle yetinmediği, bu süreçlerde etkili olma iddiası taşıdığı anlamına geliyor. Aynı konuşmada “kripto” unsurlardan söz edilmesi de bu iddiayı daha dikkat çekici hale getiriyor. FETÖ’nün geçmişte kullandığı gizlilik, sızma, farklı yapılar içerisinde konumlanma ve görünürde bağımsız kişiler üzerinden nüfuz oluşturma yöntemleri düşünüldüğünde, bu sözleri birkaç firarinin sosyal medya gevezeliği olarak görmek mümkün değil.
Çünkü Türkiye bu yapıyı tanıyor.
Yıllarca kendilerini eğitimci, gazeteci, iş adamı, polis, asker, hâkim, savcı görüntüsü altında sakladılar. Devletin içerisine yerleştiler, güçlendiler, kendilerinden olmayanları tasfiye ettiler. Sonunda 15 Temmuz gecesi gerçek yüzleri ortaya çıktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı, Özel Harekât Başkanlığı vuruldu, tanklar milletin üzerine sürüldü ve 251 insanımız şehit edildi.
Bugün aynı yapının firarileri ellerinde silahla dolaşmıyor olabilir. Ellerinde kamera, önlerinde bilgisayar ve arkalarında sosyal medya ağları var. Araç değişti ama Türkiye’ye karşı gösterdikleri refleks değişmedi.
Türkiye uluslararası alanda baskı altına girdiğinde aynı isimleri görüyoruz.
Devletin kurumlarını hedef alan bir tartışma çıktığında aynı isimleri görüyoruz.
FETÖ operasyonları gündeme geldiğinde aynı propaganda dilini görüyoruz.
Türkiye’de siyasi gerilim yükseldiğinde yine aynı çevrelerin bunu büyütmeye çalıştığını görüyoruz.
Bu yüzden Emre Uslu’nun “aktif rol oynadık” sözü üzerinde özellikle durmak gerekiyor. Çünkü FETÖ’nün geçmişi bize bir şeyi çok açık biçimde öğretti: Bu örgüt yalnızca kendi tabelası altında hareket etmez. Başka yapıların içine girer, başka kimliklerin arkasına saklanır, başka insanların üzerinden alan açmaya çalışır.
Dün devletin içine sızmaya çalışanların bugün siyasetin farklı damarlarında kendilerine yeni bir nüfuz alanı aramayacağını düşünmek büyük bir hata olur.
Üstelik yurt dışındaki bu kadroların yıllardır izlediği çizgiye baktığımızda ortak bir refleks görmek zor değil. Erdoğan karşıtlığı, Türkiye’nin dış politikadaki hamlelerini itibarsızlaştırma çabası, devlet kurumlarını sürekli töhmet altında bırakma gayreti ve FETÖ ile mücadeleyi tartışmalı hale getirme uğraşı uzun zamandır aynı yayın çizgisinin parçaları.
Şimdi buna Türkiye’deki yeni siyasi oluşumlar üzerinden kurulan bir sahiplenme dili ekleniyor.
Birisi “Ana muhalefet olduk” diyor.
Diğeri “aktif rol oynadık” diyor.
Aynı konuşmada “kripto” unsurlardan bahsediliyor.
Bunların hepsini yan yana koyduğunuzda ortaya üzerinde ciddi biçimde durulması gereken bir tablo çıkıyor.
Türkiye, FETÖ’nün ne olduğunu anlamak için çok ağır bedel ödedi. Bu örgütün tankını da gördük, savaş uçağını da gördük, yargıdaki yapılanmasını da, emniyetteki kumpaslarını da, medyadaki propaganda gücünü de gördük.
Bugün ise başka bir dönemle karşı karşıyayız.
Örgütün Türkiye’deki alanı daraldı ama yurt dışındaki propaganda ağı ayakta. Kendilerini artık eski dönemlerdeki gibi açık bir cemaat medyasının mensubu olarak göstermiyorlar. Bağımsız gazeteci, yorumcu, muhalif veya siyasi analist görüntüsü altında yayın yapıyorlar.
Ama Türkiye söz konusu olduğunda refleks değişmiyor.
İşte Emre Uslu’nun son videosu bu nedenle önemlidir.
Çünkü bu kez yalnızca Türkiye’ye saldırmıyor, yalnızca siyasi yorum yapmıyor, yalnızca bir partiyi desteklediğini söylemiyor.
“Aktif rol oynadık” diyor.
Bu söz, FETÖ’nün Türkiye siyasetini hâlâ kendi hesabının dışında görmediğini göstermesi bakımından başlı başına önemlidir.
On yıl önce millet bu örgütün silahlı yüzüyle karşılaştı.
Bugün ise yurt dışındaki kadrolarının siyasi hesaplarını, propaganda ağlarını ve Türkiye üzerindeki bitmeyen heveslerini izliyoruz.
Araçlar değişebilir.
İsimler değişebilir.
Kullanılan dil değişebilir.
Ama Türkiye, FETÖ’nün çalışma biçimini artık çok iyi tanıyor.
Bu yüzden Emre Uslu’nun ağzından çıkan o dört kelime unutulmamalıdır:
“Aktif rol de oynadık.”
Asıl üzerinde durulması gereken de tam olarak budur.