Açlık mı, Gaz mı, Uykusuzluk mu? Bebeğinizin Ağlaması Size Ne Anlatıyor?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
“Altını değiştirdim, emzirdim, gazını çıkardım… Ama hâlâ ağlıyor. Acaba bir yeri mi ağrıyor?”
Yeni bebeği olan anne-babaların en sık söylediği cümlelerden biri budur. Özellikle ilk haftalarda bebeğin neden ağladığını anlayamamak ailede ciddi kaygıya yol açabilir.
Oysa ağlamak yenidoğanın ilk iletişim dilidir.
Bebek “Acıktım”, “Uykum geldi”, “Çok sıcakladım”, “Kucağa ihtiyacım var” veya “Kendimi iyi hissetmiyorum” diyemez. Bunların hepsini hareketleri, yüz ifadesi ve ağlamasıyla anlatmaya çalışır.
Fakat önemli bir noktayı en başta vurgulayalım:
Her ağlama gaz değildir. Her ağlama açlık da değildir.
Bebeği susturmaya çalışmadan önce onu anlamaya çalışmak, çoğu zaman en doğru başlangıçtır.
1. Acıktım: Ağlama aslında açlığın geç belirtisidir!!
Birçok aile bebeği ağladığında beslemeye başlar. Oysa bebek genellikle ağlamadan önce aç olduğunu anlatmaya başlamıştır.
Erken açlık belirtileri arasında:
- Dudaklarını oynatma ve şapırdatma,
- Ağzını açma,
- Başını sağa-sola çevirerek memeyi arama,
- Elini ağzına götürme,
- Dilini çıkarma,
- Huzursuz hareketler
bulunabilir.
Ağlama ise açlığın daha geç işaretlerinden biridir.
Bebek çok fazla ağlamaya başladığında memeyi kavraması bile zorlaşabilir. Böyle bir durumda önce bebeği sakinleştirip ardından emzirmek daha kolay olabilir.
Özellikle ilk haftalarda yalnızca saate bakarak “Daha iki saati dolmadı” demek yerine bebeğin açlık işaretlerini takip etmek önemlidir.
2. “Gazım var”: Ama her kıvranma gaz değildir!!
Bebek ağlıyor, yüzü kızarıyor, bacaklarını karnına çekiyor ve ardından gaz çıkarıyor…
Aile için tanı hazırdır:
“Kesin gaz.”
Ancak durum her zaman bu kadar basit değildir.
Uzun süre ağlayan bebek daha fazla hava yutabilir ve bunun sonucunda gaz çıkarabilir. Yani bazen gaz ağlamanın nedeni değil, ağlamanın sonucu olabilir.
Beslenme sırasında doğru pozisyon, bebeğin memeyi uygun şekilde kavraması ve gerektiğinde beslenme sonrasında gazının çıkarılması bazı bebekleri rahatlatabilir.
Ancak saatlerce süren her ağlamayı “gazdır” diyerek geçiştirmek doğru değildir.
3. “Çok yoruldum”: Bebekler uykuları geldiğinde de ağlar!!
Yetişkinler yorulduğunda uyumak ister. Bebeklerde ise aşırı yorulmak bazen tam tersine uykuya geçişi zorlaştırır.
Uykusu gelen bebek:
- Esneyebilir,
- Bakışlarını kaçırabilir,
- Gözlerini ovuşturabilir,
- Hareketleri düzensizleşebilir,
- Huzursuzlanabilir,
- Nedensiz gibi görünen şekilde ağlamaya başlayabilir.
Bebeğin uykusunun geldiğini erken fark etmek, uzun ağlama krizlerinin önüne geçebilir.
Bazen çözüm gaz damlası değil, yalnızca daha sakin ve daha az uyarıcı bir ortamdır.
4. “Çok fazla şey oluyor”: Aşırı uyarılmış olabilirim!!
Yeni doğmuş bir bebeğin sinir sistemi çevresindeki yoğun uyaranları henüz erişkinler gibi süzemez.
Televizyon sesi… Telefon ekranları…Parlak ışıklar…Sürekli elden ele dolaşmak…Kalabalık ziyaretçiler…Herkesin bebeği sevmesi, konuşması ve uyandırması…
Bizim için sıradan olan bu ortam yenidoğan için yorucu olabilir.
Aşırı uyarılan bebek yüzünü başka tarafa çevirebilir, gözlerini kapatabilir, gerilebilir, hıçkırabilir, huzursuzlaşabilir ve sonunda ağlamaya başlayabilir.
Böyle durumlarda ışığı azaltmak, televizyonu kapatmak, ziyaretçi sayısını sınırlamak ve bebeği sakin bir ortamda kucağa almak bazen düşündüğümüzden çok daha etkili olabilir.
5. “Çok sıcakladım” veya “Üşüdüm”!!
Bebekleri üşütme korkusuyla gereğinden fazla giydirmek toplumumuzda oldukça yaygındır.
Üç kat kıyafet, battaniye, şapka…
Sonra bebeğin huzursuzluğu “gaz” olarak yorumlanabilir.
Oysa bebek yalnızca sıcaklamış olabilir.
Bebeğin el ve ayaklarının serin olması her zaman üşüdüğünü göstermez. Vücut sıcaklığını değerlendirirken ense ve gövde daha anlamlıdır.
Bebek terliyorsa, ensesi çok sıcaksa veya yanakları kızarmışsa fazla giydirilmiş olabilir.
Özellikle uyku sırasında aşırı ısıtmaktan kaçınılmalıdır.
6. “Altım rahatsız”: Küçük nedenler büyük ağlamalar yapabilir
Islak veya dışkılı bez bazı bebekleri diğerlerinden daha fazla rahatsız eder.
Pişik, kıyafet etiketi, sıkı bir bez veya vücudu sıkan bir giysi de huzursuzluğa neden olabilir.
Ağlayan bebeği değerlendirirken bazen en basit kontrol en değerlisidir:
Bezini açın, cildine bakın, kıyafetlerini kontrol edin.
Bir başka önemli ama kolay gözden kaçabilen durum da bebeğin parmağına veya ayak parmağına dolanmış saç telidir. Saç teli zamanla parmağı sıkıştırarak dolaşımı bozabilir ve ciddi ağrıya neden olabilir.
7. “Sadece sana ihtiyacım var”: Her kucak isteği şımarıklık değildir!!
“Çok kucağa alma, alışır.”
Yenidoğan annelerine en sık verilen tavsiyelerden biridir.
Ancak yenidoğanın kucağa alınması onu “şımarık” yapmaz.
Bebek dokuz ay boyunca anne karnında sıcak, dar, ritmik ve sürekli hareketin olduğu bir ortamdaydı. Doğumdan sonra bir anda geniş, aydınlık ve sessiz bir dünyaya geçti.
Anne veya babanın kokusu, sesi, kalp atımı ve ten teması bebeğe güven verebilir.
Ten tene temas, kucaklama, sakin sesle konuşma ve yavaş ritmik hareketler bazı bebeklerde oldukça etkili sakinleştirme yöntemleridir.
Bazen bebeğiniz aç değildir, gazı da yoktur. Sadece size ihtiyacı vardır.
8. “Bir yerim ağrıyor”: Hastalık ağlamasını nasıl anlayabiliriz?
Buraya kadar anlattığımız nedenlerin büyük bölümü normaldir.
Ancak her ağlamayı normal kabul etmek de doğru değildir.
Anne-babalar genellikle bebeklerinin olağan ağlama şeklini zamanla öğrenir. Bu nedenle:
“Bebeğim böyle ağlamazdı.”cümlesi önemlidir.
Normalden farklı, çok tiz, zayıf, kesintisiz veya hiçbir şekilde sakinleştirilemeyen ağlama hastalık belirtisi olabilir.
Özellikle ağlamaya başka belirtiler eşlik ediyorsa bebeğin değerlendirilmesi gerekir.
Hangi Ağlamada “Gazdır, Geçer” Demeyin?
Ağlamaya aşağıdakilerden biri eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme gerekir:
· Üç aydan küçük bebekte 38°C veya üzerinde ateş
· Bebeğin emmeyi reddetmesi veya beslenmesinin belirgin azalması
· Aşırı uyku hali veya zor uyandırılma
· Tekrarlayan veya fışkırır tarzda kusma
· Yeşil kusma
· Dışkıda kan
· Karında belirgin şişlik
· Solunum güçlüğü
· Solunumda duraklama
· Dudaklarda veya dilde morarma
· Belirgin solukluk, gri veya benekli görünüm
· Nöbet veya alışılmadık hareketler
· Bebeğin belirgin gevşekleşmesi
· İdrar miktarında belirgin azalma
· Travma veya düşme öyküsü
· Hiçbir yöntemle sakinleşmeyen, normalden farklı ve sürekli ağlama.
Özellikle yenidoğan döneminde bebeğin genel durumundaki belirgin değişiklikler “koliktir” veya “gazdır” diye geçiştirilmemelidir.
Bebeğim Ağlıyor: İlk 5 Dakikada Ne Yapmalıyım?
Ağlayan bebeğin karşısında ne yapacağını bilememek son derece normaldir. Basit bir sırayla ilerlemek işleri kolaylaştırabilir.
1. Aç mı?
Açlık işaretlerini kontrol edin ve gerekiyorsa besleyin.
2. Altı temiz mi?
Bezini ve cildini kontrol edin.
3. Sıcak mı, soğuk mu?
Ensesini ve gövdesini kontrol edin; gereğinden fazla giydirmeyin.
4. Uykusu mu geldi veya fazla mı uyarıldı?
Işığı ve sesi azaltın, daha sakin bir ortama geçin.
5. Temasa mı ihtiyacı var?
Kucağınıza alın, ten teması sağlayın, sakin bir sesle konuşun.
Bunların ardından beslenme sonrası gaz çıkarma, nazikçe sallama, hafif beyaz gürültü veya ılık banyo gibi yöntemler denenebilir.
Ama hiçbir yöntem işe yaramıyorsa ve özellikle bebeğin davranışı normalden farklıysa tıbbi yardım almaktan çekinmeyin.
Ağlayan Bebeği Sakinleştirmenin Güvenli Yolları
Her bebek aynı yöntemle sakinleşmez. Ancak şu uygulamalar denenebilir:
- Ten tene temas
- Kucakta sakin ve ritmik hareket
- Hafif “şşşş” sesi veya düşük düzeyde beyaz gürültü
- Ortam ışığını azaltmak
- Nazik bebek masajı
- Ilık banyo
- Uygun ve güvenli kundaklama
- Emzirme
- Bebek arabasıyla kısa ve sakin bir yürüyüş.
Burada önemli bir ayrıntı vardır: Sakinleştirme yöntemi ile güvenli uyku yöntemi aynı şey değildir.
Bebek kucağınızda sakinleşebilir; ancak uyku için kendi düz ve sert yatağına sırtüstü yatırılmalıdır. Yatakta yastık, yorgan, pozisyonlandırıcı veya yumuşak oyuncak bulunmamalıdır. (healthychildren.org)
“Artık Dayanamıyorum!” Diyorsanız…
Saatlerce ağlayan bir bebeği sakinleştirmeye çalışmak anne-baba için fiziksel ve duygusal olarak çok yorucu olabilir.
Bazen ebeveyn kendisini çaresiz, öfkeli veya kontrolünü kaybetmek üzere hissedebilir.
İşte böyle bir anda yapılması gereken şey bebeği daha sert sallamak değildir.
Bebeği güvenli biçimde sırtüstü olarak boş yatağına bırakın, birkaç dakika uzaklaşın ve sakinleşmeye çalışın. Mümkünse eşinizden, aileden veya güvendiğiniz bir kişiden yardım isteyin.
Bebeğin birkaç dakika güvenli yatağında ağlaması, öfkeli bir yetişkinin kucağında kalmasından çok daha güvenlidir.
Bebeği Asla Sarsmayın!!
Bu yazının belki de en önemli koruyucu sağlık mesajı budur:
Ne kadar çok ağlarsa ağlasın, bebeğinizi asla sarsmayın.
Bebeğin başı vücuduna göre büyüktür, boyun kasları ise henüz yeterince güçlü değildir. Şiddetli sarsılma sırasında beyin kafatası içinde hızla hareket ederek ciddi beyin ve göz hasarına yol açabilir.
Bu durum güncel tıbbi terminolojide abusive head trauma (istismara bağlı kafa travması) kapsamında değerlendirilir ve kalıcı nörolojik hasara, görme kaybına, gelişim sorunlarına hatta ölüme neden olabilir. CDC, bebeklerde şiddetli sarsmanın ciddi beyin hasarına yol açabileceğini özellikle vurgulamaktadır.
Ağlamak bebeğe zarar vermez; sarsmak verebilir.
“Çok Ağlıyor, Acaba Ben Kötü Bir Anne/Baba mıyım?”
Hayır.
Bazı bebekler diğerlerinden daha fazla ağlar.
Sağlıklı bebeklerde ağlama yaşamın ilk haftalarında artabilir, yaklaşık 6–8 haftalık dönemde en yoğun düzeye ulaşabilir ve sonraki aylarda giderek azalabilir.
Bebeğinizin ağlaması sizin ebeveynliğinizin notu değildir.
Önemli olan bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak, hastalık belirtilerini tanımak ve kendi sınırlarınızı fark ettiğinizde yardım istemektir.
Anne-Babalar İçin “Ağlama Kontrol Listesi”
Bebeğiniz ağladığında kendinize şu soruları sorun:
Aç mı?
Altı temiz mi?
Çok sıcak veya soğuk mu?
Uykusu mu geldi?
Ortam fazla mı gürültülü veya kalabalık?
Beslenirken hava mı yuttu?
Kucağa ve temasa mı ihtiyacı var?
Normalden farklı bir ağlaması mı var?
Ateş, kusma, emmeme veya solunum değişikliği eşlik ediyor mu?
İlk yedi sorunun çözümü çoğu zaman evde bulunabilir.
Son iki sorunun cevabı “Evet” ise bebeğinizi daha dikkatli değerlendirmek gerekir.
Son söz: Bebeğiniz ağlayarak sizinle konuşuyor
Yenidoğan ağlaması bir problem değil, çoğu zaman bir mesajdır.
Bazen:“Acıktım.”
Bazen:“Çok yoruldum.”
Bazen:“Burası benim için çok gürültülü.”
Bazen:“Beni kucağına al.”
Ve bazen de:“Kendimi iyi hissetmiyorum.” der.
Anne-babalığın ilk haftalarında bu dili anlamak zor olabilir. Fakat zamanla bebeğinizin açlık ağlamasını, uyku huzursuzluğunu ve kucak ihtiyacını birbirinden ayırmaya başlayabilirsiniz.
Bu yazıdan iki cümle aklınızda kalsın:
“Her ağlama gaz değildir. Önce bebeğin ne anlatmaya çalıştığını düşünün.”
Ve ne kadar yorulmuş olursanız olun:
“Bebeğiniz ağlayabilir; siz yardım isteyebilirsiniz. Ama bebeğinizi asla sarsmayın.”