ASIL GÜZELLİK AHLAKTIR
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
“Herkesçe beğenilen asıl güzellik, ahlak güzelliğidir. Çünkü ahlakı güzel insan, her yaşta güzeldir.”
İnsanın yüzündeki güzellik zamanla değişir. Makamı elinden alınabilir, serveti tükenebilir, şöhreti unutulabilir. Ancak güzel ahlakla kazanılmış bir gönül, aradan yıllar geçse de sahibini unutmaz.
Çünkü insanı değerli kılan, sahip olduklarının çokluğu değil, vicdanının derinliği ve karakterinin sağlamlığıdır.
İnsan dediğin yalnızca yüzüyle, kıyafetiyle, makamıyla, parasıyla güzel olmaz. İnsana yakışan en büyük güzellik, ahlak güzelliğidir.
Güzel ahlak, insanın kimse görmediğinde de doğru kalabilmesidir.
Haksızlık yapma imkânı varken adaletten ayrılmamasıdır.
Gücü yettiği hâlde kimseyi ezmemesi, makam sahibi olduğunda insanları küçümsememesi, zenginleştiğinde yoksulu unutmamasıdır.
Çünkü gerçek ahlak, insanın güçsüzken gösterdiği sabırdan çok, güçlü olduğunda gösterdiği adaletle anlaşılır.
Ahlaklı insan kul hakkından korkar. Başkasının ekmeğinde, emeğinde, alın terinde gözü olmaz. Yalanla işini yürütmez, hileyle kazanç sağlamaz, başkasının başarısını kıskanmaz.
Darda kalanın elinden tutar, düşeni kaldırır, ihtiyaç sahibini incitmeden yardım eder.
Yaptığı iyiliği başa kakmaz.
İnsanların yüzüne başka, arkasından başka konuşmaz.
Çünkü bilir ki insan olmak yalnızca kendine iyi bir hayat kurmak değil, başkalarının hayatını da zorlaştırmamaktır.
Peki, ya ahlakını kaybeden insan?
İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele budur.
Bugün toplumumuzda en çok şikâyet ettiğimiz konuların başında güvensizlik, saygısızlık, bencillik, vefasızlık ve haksızlık gelmiyor mu?
Bir insanın sözüne güvenemiyorsak, verdiği sözün arkasında duracağından emin olamıyorsak, iyilik yaptığımızda karşılığında kötülük görmekten korkuyorsak, burada yalnızca insanların değil, toplumsal değerlerimizin de sorgulanması gerekir.
Çünkü ahlaksızlık yalnızca ahlakını kaybeden kişiye zarar vermez.
Aileyi yıpratır, dostluğu bitirir, komşuluğu zayıflatır, kardeşliği bozar.
En kötüsü de insanların birbirine olan güvenini yok eder.
Güvenin öldüğü yerde dostluk çıkar hesabına, iyilik gösterişe, vefa ise yalnızca dillerde kalan güzel bir söze dönüşür.
Biz böyle bir toplum değildik.
Bizim yetiştiğimiz yıllarda büyüklerin sözü dinlenir, küçüklerin başı okşanırdı. Komşunun derdi kendi derdimiz sayılır, kapımıza gelen misafir bereket kabul edilirdi.
Bir insanın cebindeki paradan önce sözüne, makamından önce ahlakına bakılırdı.
Büyüklerimiz bize yalnızca çalışmayı, kazanmayı, geçinmeyi öğretmediler.
Helal lokmanın kıymetini, kul hakkının ağırlığını, insan olmanın sorumluluğunu da öğrettiler.
Bugün geçmişi özlerken aslında yalnızca eski sokaklarımızı, mahallelerimizi, köylerimizi özlemiyoruz.
Biz, insanların birbirine güvenebildiği, bir selamın hatır sayıldığı, bir sözün senet kabul edildiği güzel ahlakı özlüyoruz.
Elbette geçmişte de yanlış yapan insanlar vardı. Bugün de ahlakıyla, merhametiyle, dürüstlüğüyle örnek olan nice güzel insanımız var.
Mesele geçmişi kusursuz göstermek değil, bizi biz yapan değerleri geleceğe taşıyabilmektir.
Bir milleti ayakta tutan yalnızca devletinin gücü değil; insanının ahlakı, vicdanı, birbirine duyduğu güven ve ortak değerlerine gösterdiği sadakattir.
Çünkü ahlakın zayıfladığı yerde en güçlü kurumlar bile zamanla güven kaybeder.
Vatan sevgisi de güzel ahlaktan ayrı düşünülemez.
Vatanını sevdiğini söyleyen insan, önce o vatanın insanına haksızlık etmemelidir.
Bayrağına saygı duyan insan, o bayrağın altında yaşayan milletinin hakkını da gözetmelidir.
Devletini seven insan, devletin malını korumalı, görevini hakkıyla yapmalı, kendisine emanet edilen yetkiyi şahsi çıkarları için kullanmamalıdır.
Vatan sevgisi yalnızca sözle anlatılmaz; dürüstlükle, adaletle, alın terine saygıyla ve millete hizmetle ispat edilir.
Bir de şu gerçeği unutmayalım:
Kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir.
Makamınız yüksek olabilir, servetiniz çok olabilir, çevreniz kalabalık olabilir.
Ama bunların hiçbiri size başka bir insanın onurunu kırma hakkı vermez.
Bugün kapısını açmadığınız insanın yarın kapısını çalmak zorunda kalabilirsiniz.
Bugün görmezden geldiğiniz bir insanın, yıllar sonra size uzanan en samimi el olduğunu görebilirsiniz.
Hayat insana bazen en büyük dersini, küçümsediği insanların büyüklüğünü göstererek verir.
Onun için kimseyi hor görmeyelim.
İnsanları makamlarına, paralarına, kıyafetlerine, yaşadıkları yerlere göre değerlendirmeyelim.
İnsanı insan olduğu için sevelim.
Çünkü gün gelir yüzümüzdeki güzellik solar, saçlarımız ağarır, makamlarımız başkalarına kalır, biriktirdiğimiz servet el değiştirir.
Ama geride bıraktığımız iyilikler, güzel ahlakımız ve insanların gönlünde kazandığımız yer yaşamaya devam eder.
Bir insanın ardından;
“İyi insandı.”
“Kimsenin hakkını yemezdi.”
“Darda kalanın yanında olurdu.”
“Verdiği sözden dönmezdi.”
“Vefalıydı, merhametliydi.”
“Vatanını, milletini ve bayrağını severdi.”
denilebiliyorsa, işte o insan bu dünyadan en kıymetli mirası bırakarak ayrılmış demektir.
Çünkü herkes güzel görünebilir ama herkes güzel insan olamaz.
Güzel insan olmak; insanların yüzüne gülebilmekten önce, onların arkasından da vicdanla konuşabilmektir.
Bizim ölçümüz dün de buydu, bugün de budur:
İnsanın değeri makamında değil, ahlakındadır.
Zenginliği kasasında değil, gönlündedir.
Büyüklüğü başkalarını küçümsemesinde değil, onlara gösterdiği saygıdadır.
Vatan sevgisi ise dilindeki sözde değil, milletine karşı taşıdığı sorumluluktadır.
Ve son sözümüz şu olsun:
İnsanın yüzü güzel olabilir, fakat gönlü çirkinse o güzellik bir gün anlamını kaybeder. Yüzü yaşlansa da ahlakı güzelse, o insan her yaşta güzeldir.
Çünkü güzel yüzler zamanla unutulur; güzel ahlak, güzel gönüllerde yaşamaya devam eder.
Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.
Tarafımız; menfaatin değil, hakkın; makamın değil, milletin; korkunun değil, hakikatin yanıdır.