ATEİST ÇOK TANRILI
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Rabbiyat Araştırma Merkezi olarak, Rabbî okul, Rabbî derslerimizden çıkarımımız odur ki, Ateizm çok tanrılı bir dindir.
Güncel bir konu, özellikle gençlerin kafasını karıştıran bir konu. İnsanların imanlarına şirki bulaştıran, şüpheyi bulaştıran bir durum.
İşte ateizm. A-te-izm, yani dinsizlik diye de tanımlanan, yani herhangi bir dine tabi olmadığı iddiasıyla ortalıkta dolaşan, aslında bir yerde ateizm, bir yerde de ataizm.
Atacılık vardır ya hani, hatta Allah Teala, onlar derler ki, biz atalarımızı üzerine bulduğumuzdan şaşmayız. Rabbul Alemin de onlar hiçbir şey bilmiyor iselerde mi diye buyurur. Aslında bu ateizm de hem de bir ses benzerliği yönünden aslında bir yerde de ataizm. Nihayetinde bu ateizmi de başlatanlar, devam ettirenler olmuş. Ataları olmuş.
Yenileri de onların peşinden gidiyor. Yani aslında böyle temcid pilavı gibi, yeni bir şeymiş gibi sunuluyor ama öyle değil. Daha ilkel çağlardan itibaren, hatta belki de en ilkel cahiliye, yani İslam'ın tanıtılmasından önce toplum veya bireyler böyle bir durumda.
Yani ne idiğü belirsiz. İşte hakikati bilemeyince bir kısmı gısmen mazur olabilir, hakikat olmayınca kısmen. Ama hakikat geldikten sonra kabul edilemez. Ve şu andakiler de bunca hakikatten sonra, korunmuş bir din ve kitap ortadayken, insanların böyle ateist ateist dolaşmaları, böyle bir de kırıtarak sanki bir marifetmiş gibi, yeni bir şeymiş gibi, aşkın bir şeymiş gibi falan böyle farkında değiller. Aslında ne diyorlar? Biz hiçbir Tanrı'ya inanmıyoruz, hiçbir dine inanmıyoruz.
Aslında biraz da böyle sorumluluktan kaçmanın bir yolu, yani kuru inkar. Yok hesabında. Niye? Adam eğer sorumluluk almak istemiyorsa, bir mücadeleyi kuşanmak istemiyorsa, tembellik veya işte böyle pasif, pısırık tiplerin aslında biraz da o tipe de uyuyor. Kendileri işte bakarsın bazı tarikatlar var da dersin ki görünce karşıdan, ya bu adam işte şu tarikattan falan, tipinden anlarsın. İşte nedir? Bu ateist anlayışta da aslında tipinden bakınca diyorsun ki bu zaten böyle gayretamiz birisi değil. Hemen pes eden, tembel. Yani sorumluluk almak istemeyen, ruhunda kahramanlık olmayan, sorumluluk hiç olmayan tipler. Namazda gözü olmayınca, ezanda kulağı yok. Böyle ateistim diye ne var ne yok inkar ederek kurtulacak.
Aslında o da bir din. Hem bunun başlatıcıları var, devam ettiricileri var, var oğlu var. Yani o da tarih kadar eski. Belki en eskisi çünkü belki de iş öyle başladı. Yani öyle mi? Yani vahiy gelerek insanları o kuyudan, o bilinmezlikten, o cahillikten kurtardı. Ama şu anda ondan da daha beter. Niye? Bile bile lades dersin. Şimdiki ateistler öncekilerden daha beter. Bile bile.
Yani bu yeni bir şey değil. Peki ne yapıyor? İşte tanrı yok hesabından. Peki o ne? Onu da bilmiyor.
Tanrı veya ilah kavramı. Tabii ki tanrı Türkçesi, işte Kuranicesi de ilahtır. Allah da oradan geliyor.
Yani bilinen malum ilah anlamına. El ilah. Peki ilahın subuti sıfatlarından birisi en belirgini nedir? Kıyam bibnefsi. Yani kendinden olması. Bir şey kendinden, kendi kendini oluşturuyorsa bu zaten ilahlığın en belirgin vasfı. Diğer vasıflar da bunun üzerine bina ediliyor. Mesela vücut bulması, kıdem, işte ayakta durması, beka, teklik, işte işitmesi, görmesi, iradesi, kudreti, kelam etmesi, işte tekrar tekrar yani kendi kendini var ediyor ve başkalarını da var eden vs. Bütün bu özellikler aslında bir yerde ilahlık.
Hani diyorlar ya işte o onu, o onu, o onu. Peki bu ilki ne? İşte o zaten kendi kendine, kendi kendini yapan bir varlık, işte ilah o. Tam da ilahlıktan o. Ya efendim bu nasıl o? Ya zaten ilahın özelliği o. Öyle olan ilahtır. Ancak birinin başkalarını yaratması, öbürleri mahluk oluyor. Yaratılan mahluk kendini ve başkalarını da var eden o ise ilah oluyor. Peki bunu efendim ben tanımıyorum, bilmiyorum, görmedim, duymadım falan. Üç maymuna yatıyor. İyi de yani sen ne diyorsun? Her şey kendiliğinden oluyor. İşte evrim dedikleri veya doğa. Zaten iyi de o evrim bile olsa, kısmen tabii ki tekamül vs. söz konusu ama hadi senin dediğin gibi olsun, öyle değil de. Onu yapan kim? O doğadaki o dönüşümü ondan onu ondan onu çoğaltan, üreten, yaratan kim? Zaten mesele o. Ya sen onu kabul etmen demek, onun, evrimin de Rabbini kabul etmen demek.
Ama bir kuru inkar, kendi içinde bir tenaküs. Efendim o nasıl oldu? Zaten kendinden olması onun ilahlık vasfı. Kim kendini yapabiliyorsa o ilahtır.
Kim kendini bir yerde yaratabiliyorsa, yaşatabiliyorsa kendi kendine. İşte mesela Kur'an'da da Allahü ehad, Allah bir, samet. Yani herkes ona muhtaç, o kimseye muhtaç değil. Yani kendisi kıyam binefsihi, bu zaten kelami bir konudur. Yani varlığı kendinden. Dolayısıyla ilah o. Peki sen o zaman ne yapmış oluyorsun? Bütün bir ilahı kendini var edip sonra başkalarını yaratan, bütün mahlukatı yaratan Allah'ı inkar edince haşa.
Peki evrim, devrim bilmem nelerle kabul edilir mi? Her zerreyi öyle mi? Her zerre İlah öyle mi? İlah kabul etmiş olursun. Kendinden oldu diyorsun.
O kendinden oldu. Kendiliğinden oldu diyorsun. E o zaman ne diyorsun, her biri ilah diyorsun. Türkçesini söylüyorsun. Yani kıyam binefsihi dediğimiz, varlığı kendinden, nefsinden ve sen hepsini ilah kabul ediyorsun. Hani sen ateisttin? Ateist ne? Tanrısız, dinsiz. Ve sen her birini ilah kabul ettin. Sen tanrısız değil, dinsiz değil. Sen çok tanrılısın. Çok dinlisin.
Hem de haddi hesabı yok. Nasıl dinsiz oluyorsun sen? Bu ne biçim iş, bu ne perhiz. Bu ne lahana turşusu denir ya.
Hani dinsizdin? Ya sen çok dinlisin. Çünkü sen yeri de, göğü de, efendim, havayı da, suyu da, bitkileri de, hayvanları da, taşı da, toprağı da, madeni de, gezegenleri de, hepsini ilah demeden ilahlaştırıyorsun. Tanrılalaştırıyorsun hepsini ayrı ayrı. Ve her biri kaç çeşit mahlukat var, kaç çeşit hayvanat, kaç çeşit bitki. Bunların her birinin kendiliğinden olduğunu söylüyorsun Her biri kendi çapında ilah. Ve kendi çapında bir dini var, yaşantısı var, bir düzeni var. Din demek, düzen demektir.
Hayat nizamı demektir. Her birinin bir hayat nizamı var ve her birini sen kendinden diyorsun. Bu ne ya? Bu ne, bu ne? Yani bir tane Allah'a ilaha inanmamışken, ben ateistim diye kenara çekilmişken, bunca şey ne peki? Bunca ilah ne? Bunca din ne? Ateizm aslında, lafta ateizm, ama uygulamada, icraatta çok tanrılı. Hem de sayısız, sonsuz tanrı ve sonsuz din. Ya ben senin neyine inanayım? Ben senin neyini kabul edeyim? Sen dökülüyorsun yani. Sen tezatsın veya cehaletin dibi.
Bu kadar olmaz. Hani bir tane dersin, iki tane yaparsın. Üç dersin, beş yaparsın. Beş dersin, iki yaparsın vs. Ama hiç diyorsun, çok, sonsuz. Din sonsuz, sonsuz ilah. Böyle bir durum.
Bu ateistlerin sen neyine inanacaksın, yani zerre akıl mantık yok. Şey geçtik de, ilahi bilgilerine, Allah Teala yaratmış, onca nebi göndermiş, kullarına sahip çıkmış. Onları yalnız bırakmıyor, ellerinden tutuyor. Efendim, ayaklar üzerinde dursunlar diye bu dünya zaten beşik gibi, yani bebeğe beşik gibi dünya yaratılmış, buraya göndermiş. Ve onları da haberdar ediyor kitablarla. Bakın hemen arkasından arıyor. Nebi'yi gönderiyor, kitap gönderiyor. Bak şöyle, böyle, şuna dikkat et. Buna dikkat et, şöyle ne faydalanırsın, şöyle ne zarar görürsün vs. Yani yarattığını da sahipsiz bırakmıyor. Rab'lığını yapıyor.
Dünya kadar delil. Bakın bütün yasalar, fizik yasalar, kimya yasaları, biyolojik yasalar, psikolojik yasalar, sosyolojik yasalar, tarih, coğrafya, her şey Allah'a delalet diyor. O tek ilaha delalet ediyor. Yani sayısız delil var. Ama sen bunların hiçbirini görmezsin, duymazsın, bilmezsin, üç maymuna yatıyorsun, çamura yatıyorsun, inkar ediyorsun. Ondan sonra kalkıp ateistim diyorsun, dinsizim, tanrısızım diyorsun, tanrı yok diyorsun. Ama sayısız tanrı ihdas ediyorsun, ilah iddiası ediyorsun. Sayısız bir din, ideoloji, inanç, yani hak getire. O kadar yoğun bir sapkınlık içindesin.
Bu ne, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu, bunun neresi ateizm? O ateizm değil. Politeizm, politeizm bile az kalıyor. Çok tanrılı, yani sonsuz tanrılı bir anlayış üzeresin. Senin ağzından çıkanı kulağ'ın duyuyor mu? Vahyi argümanlara, Allah'ın bildirmelerine, habere uymadığı gibi akla mantığa da uymuyor, hiç aklın mantığın da yakınından da geçmiyor. Aklın, mantığın yakınından geçmeyen bir zırvalama durumu söz konusu. Sonra da işte ben ateistim, aydın'ım hadi oradan. Hadi oradan.
Yetmedi bir de, sen bunca delil, her şey, yani şu yediğin içtiğinden, kokladığından, tattığından, gördüğünden, duyduğundan, dokunduğundan, yaşadığından, her şey sahibi Allah-u Teala. Ve ona işaret ediyor, her şey sahibine işaret ediyor.
Yani bunlarca, belki senin delil fazlalığından kafan karışıyor. Seçenek fazlalığından kafan karışıyor. Her şey Allah'a işaret ediyor. Peki sen bunca şeyi, tek ilahı işaret ediyorken, ona burun kıvırıp, ona sırtını dönüp, sonsuz ilah, tanrılar, bir tane delili yok. Ben görmedim, duymadım diyorsun. Peki onca ilahları, dinleri, tanrıları nerede gördün? Nasıl işittin, duydun, dokundun? Bunun delili nedir? Sen delil getir hadi bakayım. O tanrılara, öyle herkes kendi kendini yaratıyor. Herkes kendi kendine oluyor. Her şey kendi kendine oluyor. Her şey kendi kendini yaratıyor. E onların hak olduğuna, doğru olduğuna dair, hadi delil getir, ben hiç görmedim. Hiçbir delil görmedim buna dair. Hiçbir delil işitmedim. Hiçbir dokunma, hissetme, okuma, yazma yok. Peki sen, elinde hiçbir delilin donen yok. Bunca ilahlara, tanrılara iman ediyorsun ve onların dini nizamlarını, hayatlarını kabulleniyorsun. Evet diyorsun. Buna rağmen, bunca çok ilahlı, çok dinli bir anlayışa rağmen kalkıp ben ateistim, dinsizim diyorsun.
Yani. Ve hepsini kabul ediyorsun. Bir de üstüne dinsizim diyorsun, bir sürü dinimsilere gerçek diyorsun.
Sonra her şey Allah'ı işaret ediyorken sen hiçbirine kulak vermiyorsun, dikkat etmiyorsun, kabul etmiyorsun. Görmedim, duymadım diye kulağına yatıyorsun, gözünü kapatıyorsun. Üç maynuna oynuyorsun. Sen bilirsin. Senin hiçbir tutar tarafın yok. Aslında bu yaşantıyı da hak etmiyorsun çünkü o yaşantıyı sana verene teşekkür etmiyorsun. Nankörlük ediyorsun. Yani teşekkür sorumluluğu bile almıyorsun. Teşekkür nezaketinde bile, zahmetinde bile bulunmuyorsun. Bu nankörlüğün ta kendisi, kuru inkarın ta kendisi. Kuru inkar Allah'a, diğer taraftan kuru kuruya iman, yoktan, onca kendi kendine var olan, kendi kendini yaratan ilahlar, dinler, dinimsiler, inançlar vs. Hepsini de boca ediyorsun cüce beynine. Hepsini çer, çöp, çamur, çökek ne varsa hepsini kabulleniyorsun. Onlara amennâ ve saddeknâ diyorsun. Eyvallah ediyorsun. Ama maalesef tek hakikate, tek doğruya hakk vermiyorsun. Bu kabul edilebilir, affedilebilir bir şey değil.
Ve maalesef kabul edilmeyecek, affedilmeyecek ve bunun faturası da ağır olacak. Tek ilaha burun kıvır, batıl tüm ilahımsı ve dinimsileri baştacı et. Ateistlikte bile yalansın.