Çile çekmeden zafer yoktur

Çile çekmeden zafer yoktur

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Kasım 3, 2026 - 12:33

“Ederken mevlevînin çillesin itmâm binbir gün / Bizim bak çille-i aşk içre bir mi’âdımız yoktur” denilmiştir.

Tarih, edebiyat, felsefe ve insan psikolojisi, kalıcı ve gerçek başarıların her zaman büyük emekler, fedakarlıklar ve zorluklar sonrasında müyesser olduklarını bildirir.

Bugünkü Müslümanların hali tuhaftır. Bu tuhaflık onların emellerine de yansımış, tuhaf şeyler ister olmuşlardır. Çilesiz muvaffakiyet telakkisi de bunlardan biri, belki başında gelenidir.

Meyve ham yenilmez. Bir ekmek bile hamuru iyice karılıp yoğurulur, sonra mayalanması için bekletilir ve nihayet fırına atılıp pişirilerek yapılır. Yemek ne kadar lezzetli yapılsa da pişmeden yenilmez.

Çilesiz, kolay ve ucuz zafer isteyenler dava adamı değil, hava adamıdır. Onlardan bir cacık olmaz.

Tarikatlar, Peygamber ahlâkı üzere olgun Müslüman yetiştirme ocaklarıdır. Tarikata odun gibi giren, oradan yontulmuş, incelmiş, ilim irfan, zarafet, ahlâk, fazilet, hikmet kazanmış bir insan olarak çıkmalıdır ki, ona gerçekten derviş denilsin, sûfî sıfatı verilsin.

Tarikata odun giriyor, kereste çıkıyor. Böyle tarikatı, böyle dervişliği ben ne yapayım? İslâm tarikatları holding, anonim şirket, finans kurumu değildir. Müntesiplerini, muhiblerini kaz gibi yolan, inek gibi sağan teşkilâta tarikat adı verilemez.

Kur’ana, Sünnet’e, geçmiş İslâm büyüklerinin yollarına uygun olarak tarikat hizmetleri yapan şeyhlerin ve dervişlerin ellerinden, eteklerinden öperim. Onlara bir şey dediğim yoktur. Kendilerini seviyorum, onlara hürmet ediyorum. Lâkin sahte şeyhlere, sahte dervişlere; tarikatı ve tasavvufu istismar ve istihdam edenlere ne hürmet besliyorum, ne muhabbet.

Tarikat, tasavvuf, tekke hizmetleri İslâm’ın bir boyutudur. Bunlarsız İslâm medeniyeti olmaz. Osmanlı devleti, biri Şeriat, diğeri Tarikat olmak üzere iki büyük güçle altı asır pâyidar olmuştur. Biz Müslüman Türkiyeliler Anadolu’daki varlığımızı tarikatlere, bilhassa Nakşîlik, Mevlevîlik, Bektaşîlik gibi üç büyük tasavvuf yoluna borçluyuz. Bunların dejenere olmaması için çalışmalıyız.

Adam henüz birkaç kitap okumuş, ilim ve irfandan nasibi pek az. Fakat bu herif bir allame pozunda ki, havasından yanına yaklaşılamıyor. Oysa ağaç meyveleriyle dallar eğilir, alim ilmiyle mütevazi olur.

Tarikatlar (tasavvuf) bunun için vardır. İlim ve hikmet müride bir hırka gibi giydirilir. Mürid o hırkanın kıymetini bilecek ve kirletmeyecektir.

Şeriat erbabı dahi tarikatı dışlamayacak her mümin diğer kardeşiyle sarılıp kucaklaşacaktır. 03.11.2026