ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI: İNSAN BEĞENMEMEK

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI: İNSAN BEĞENMEMEK

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 3, 2026 - 00:25

Hiç şüphesiz Allah’ın yarattığı en güzel ve en mükemmel varlık insandır. Rabbimiz Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Tin suresinin dördüncü ayetinde bunu şu şekilde belirtiyor: “Biz insanı en güzel biçimde yarattık.”

İnsandaki düşünce gücü ve bu gücü kullanış şekliyle baktığımızda insan müthiş bir varlıktır. Bir nevi Allah'ın insanı kendi ruhundan üfleyerek yaratması ve yeryüzüne halife yapmasıyla da kutsi bir varlık statüsündedir. Nitekim Allah, Bakara suresinin otuzuncu ayetinde de şöyle buyuruyor: “Rabbin meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.’ dediği vakit onlar, ‘Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?’ dediler. Allah, ‘Şüphe yok ki ben sizin bilmediklerinizi bilirim.’ buyurdu.”

Velhasıl sözün özü; insan varlıklar içinde en mükemmelidir. İnsan kendi varlığının yüceliğini ve mükemmelliğini kavrayıp Allah’ın kendisine bahşettiği aklı en güzel şekilde kullandığı sürece meleklerin de üstüne çıkabilmekte, aksini yaptığında ise hayvandan daha aşağı bir durumda olabilmektedir.

İnsanın günümüzde hızla kendi öz benliğinden uzaklaşıp başkalaşması, vahyin kendisine verdiği misyonu unutup her şeyi kendinden bilmesiyle birlikte ciddi bozulmalar başladı. İnsan bozulduğunda sadece kendine zarar vermiyor, çevresine de ciddi zararlar veriyor. Bugüne baktığımızda insanda bir başka hastalık türedi: Kendini beğenme, kibir ve enaniyete ilaveten başkasını beğenmeme hastalığı.

Bu durum aslına bakarsak çok tehlikeli bir durumdur.

Mütekâmil yani olgunlaşmış insan, oturaklıdır; her şeyi yerli yerinde düşünür ve yapar. Bugün kemale ermiş insan bulmakta zorlanmaya başladık. Kendini beğenmiş tiplerle doldu etrafımız. Dünyanın tamamen kendi etraflarında döndüğünü zannediyorlar. Kendisinden başkasını da insan yerine koymuyorlar.

Halbuki Allah’ın en mükemmel şekilde yarattığı her insanın kendine göre bir kabiliyeti, özelliği ve yapabildiği işler vardır. Her insan bir değerdir; hem de paha biçilemez bir değer.

Lakin bugün insan beğenmeyen bazı kimseler, kendisinin dışındaki insanları küçümsemekle bir marifet sergilediklerini zannediyorlar. Kusur aramaya çıktığımızda kusursuz insan bulmamız neredeyse imkânsızdır. Çünkü insan mükemmel yaratılmakla birlikte irade sahibi bir varlıktır.

Çünkü insanı yanlışa ve hataya sürükleyen azgın bir nefis vardır. Nefsini dizginleyemeyen insan bir canavardan farksızdır. Kime saldıracağı ve nasıl bir tavır sergileyeceği kestirilemez. Nefsine gem vuranlar ise doğru iş yapmaya meyilli kimselerdir.

Onun için darbımesel olmuş bir söz vardır: “Hatasız kul olmaz.” Hata biz insanlar içindir. Atalarımızın söylediği “O kadar kusur kadı kızında da olur.” sözü de yapılan işlerde iyi olan tarafa bakılması gerektiğini anlatır.

Bazı kusurlar vardır ki üzerinde durulmaya değmeyecek kadar küçüktür.

İşte o yüzden insan beğenmeme yönümüzle her kusuru pireyi deve yapar gibi büyütürsek elimizde avucumuzda insan kalmaz.

Hz. Mevlâna bir sözünde şöyle der:

“Kendini çok beğenme kul katında, ne kendini beğenmişler var toprak altında.”

Bir başka sözünde ise:

“İşini beğen, aşını beğen, eşini beğen ama kendini beğenme.”

Kendi çok bilmişliğin ile hiç kimseyi hor görme, küçük görme diyor insanlığa sevgi ışığı olan Hz. Mevlâna.

İnsanın sonu toprak. Bunu bilmeyen yok. Padişahlara söylenen şu söz de bunun en güzel örneklerinden biridir:

“Gururlanma padişahım, senden büyük Allah var.”

Her şeyin sahibi Allah’tır. Ama nedendir bilinmez, bütün bunları bilen insan kibrine yenilerek başka insanları değersiz görüp beğenmiyor. Halbuki her insan kendi ekseninde ve kendi dünyasında bir değerdir.

Önemli olan o değere saygı duymak, onu kabul etmek ve doğru şekilde işlemeyi bilmektir. Nasıl ki tasavvuf ehli büyükler insanı bir cevheri işler gibi işlerse, tıpkı hamuru işleyen ustanın onu mis gibi kokan bir ekmeğe dönüştürmesi gibi, ortaya olağanüstü terbiye almış bir insan çıkar.

İşte böylelikle insan da işlendikçe mis kokulu bir varlık hâline gelir.

Bütün mesele insanın doğru şekilde işlenmesinde.

Doğru şekilde işlenen insan, benliğini yendikçe ve nefsinin kölesi olmaktan çıktıkça, bahçedeki güller gibi kokusunu uzaklara yayabilir.

Bunun sonunda da insan beğenmeme hastalığından kurtulmuş olur.