Kıyas: Başarıya Giden Yol mu, Yoksa Sessiz Bir Tuzak mı?

Kıyas: Başarıya Giden Yol mu, Yoksa Sessiz Bir Tuzak mı?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Mayıs 24, 2026 - 23:55

İnsan zihni çoğu zaman kendini anlamak için başkalarına bakar. Bir arkadaşın başarısı, bir meslektaşın yükselişi ya da sosyal medyada görülen “mükemmel” hayatlar…
*
Hepsi bize istemeden aynı soruyu sordurur:
*
“Ben neredeyim?”
*
İşte kıyas tam burada başlar.
*
Kıyas, insanın kendisini başka bir insanın yaşamı, başarısı, görünüşü ya da mutluluğu üzerinden değerlendirmesidir. Kimi zaman motive edici olabilir; kimi zaman ise insanı içten içe tüketen görünmez bir baskıya dönüşür.
*
Bu yüzden asıl soru şudur:
*
Eğer ortada acınacak bir durum yoksa, kıyas gerçekten başarıya giden bir yol olabilir mi?
*
Aslında kıyasın iki yüzü vardır. İlki yapıcı kıyastır.
*
İnsan bazen kendinden ileride gördüğü kişilere bakarak eksiklerini fark eder. Bir öğrencinin başarılı bir arkadaşını örnek alması, bir sporcunun daha disiplinli rakiplerinden ilham alması ya da bir sanatçının ustaları incelemesi gelişim sağlayabilir.
*
Çünkü burada amaç küçülmek değil, öğrenmektir.
*
Bu tür kıyas, insanın potansiyelini fark etmesine yardımcı olur.
*
Ancak kıyas çoğu zaman bu sınırda kalmaz. Özellikle modern dünyada insanlar yalnızca başarıları görür; mücadeleleri değil. Sosyal medya bunun en güçlü örneğidir.
*
İnsanlar başkalarının sonuçlarını kendi başlangıçlarıyla karşılaştırır. Böylece kıyas, ilerletmek yerine yetersizlik hissi üretmeye başlar.
*
Kişi artık gelişmek için değil, geride kalmamak için yaşar.
*
Bu noktada başarı bile huzur getirmez; çünkü kıyasın sonu yoktur.
*
Daha çok kazanan biri vardır. Daha güzel görünen biri vardır. Daha genç, daha güçlü, daha popüler biri mutlaka bulunur.
*
İnsan kendini sürekli başkalarının terazisinde tartarsa, hiçbir başarı yeterli hissettirmez.
*
Bu yüzden kıyas, kontrol edilmediğinde insanın öz değerini dış dünyaya teslim etmesine neden olur.
*
Oysa gerçek başarı, başkalarını geçmekten çok, insanın kendi dünkü hâlini aşabilmesidir.
*
Dün korktuğu şeyi bugün yapabiliyorsa, düne göre daha bilinçliyse, daha üretkense ya da daha huzurluysa; işte asıl gelişim budur.
*
Çünkü herkesin şartları, başlangıç noktası ve yükü farklıdır.
*
Aynı yolu yürümüyoruz ki aynı hızda ilerlemek zorunda olalım.
*
Yine de kıyası tamamen kötü görmek doğru olmaz. İnsan bazen başkalarının ışığıyla kendi yolunu fark eder.
*
Sorun kıyasın varlığı değil, yönüdür.
*
Eğer kıyas ilham veriyorsa faydalıdır; ama insanın değerini azaltıyorsa zararlıdır.
*
Başarıya götüren şey başkasının hayatını kopyalamak değil, kendi potansiyelini tanımaktır.
*
Sonuç olarak kıyas, doğru kullanıldığında bir pusula olabilir; yanlış kullanıldığında ise insanı kendinden uzaklaştıran bir labirente dönüşür.
*
Önemli olan başkalarına bakarken kendini kaybetmemektir.
*
Çünkü insanın en gerçek yarışı, yine kendisiyle olandır.