Kozinoğlu Dosyası: Antimon ve KBRN Suikastı Şüphesi

Kozinoğlu Dosyası: Antimon ve KBRN Suikastı Şüphesi

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Kasım 4, 2026 - 18:45

MİT e. Asya Bölge Başmüşaviri rahmetli Kaşif Kozinoğlu'nun 12 Kasım 2011'de Silivri Cezaevi'nde geçirdiği ani rahatsızlık sonucu hayatını kaybetmesi, aradan geçen 15 yılın ardından yeniden gündeme gelmişti. Dün basında yayılan haberlerde belirtildiği üzere; Kozinoğlu’nun mezarının açılmasıyla alınan biyolojik örneklerde Antimon tespit edildiğine ilişkin bulgular, ölümünün ardındaki soru işaretlerini daha da artırmıştır.

Basına yansıyan Adli Tıp Kurumu raporunda, Kozinoğlu'nun tırnaklarında 7.002, saçlarında 548, kemiklerinde 175 ve dokularında 720 nanogram/gram Antimon bulunduğu, yedi ayrı mezar toprağı örneğinde ise bu maddenin tespit edilmediği belirtiliyor. Ancak bu bulguların ölüm nedeniyle ilişkisi henüz kesinleşmiş değil.

Antimon, çeşitli endüstriyel alanlarda kullanılan, bazı bileşikleri ciddi toksik etkilere sahip bir metaloittir. Özellikle belirli Antimon bileşiklerinin kalp ritmi ve kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri bilinmektedir.

Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr. İ. Hamit Hancı'nın, Antimon Dosyası ve Kozinoğlu başlıklı yazısında yaptığı değerlendirmeler bu açıdan son derece kıymetli. Hancı, Antimon'un toksik özelliklerine, kalp üzerindeki olası etkilerine ve kasıtlı zehirlenmelerde enjeksiyon yoluyla verilme ihtimaline dikkat çekmekte!

Bu değerlendirmeler, Kozinoğlu'nun ölümünde toksik bir müdahale ihtimalinin araştırılması gerektiğini düşündürüyor. Ancak Antimon'un vücutta tespit edilmesi, tek başına kasıtlı zehirlenmenin veya belirli bir uygulama yönteminin kanıtıdır diyemeyiz.

Kozinoğlu'nun rahatsızlanmasının ardından yaşananlar da en az toksik madde bulguları kadar dikkat çekici...

Basına yansıyan soruşturma bilgilerine göre ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin ulaşmasına kadar yaklaşık 29 dakika geçmiş, hastaneye nakil sırasında ambulans yol kenarında yaklaşık 10 dakika durmuş ve ikinci bir ambulans beklenmişti.

Peki, Kozinoğlu'nun yaşadığı kardiyak tablo doğal nedenlerle mi gelişti yoksa toksik bir maruziyet bu tabloyu tetiklemiş olabilir miydi? İlk müdahale ve nakil sırasında hangi tıbbi işlemler gerçekleştirildi? Bunların tamamı kayıt altına alındı mı?

Özellikle ambulansın durdurulması ve ikinci ekibin beklenmesi, olayın zaman çizelgesi içerisinde açıklığa kavuşturulması gereken hususlar arasındadır.

Toksik maddelerin hedefli suikastlarda kullanılması yeni gündeme gelmiş değildir. 1978'de Georgi Markov'un Risin toksini ile öldürülmesi, 2006'da Aleksandr Litvinenko'nun Polonyum-210 ile zehirlenmesi Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer madde ya da ajanların hedefli saldırılarda kullanılabildiğini gösteren önemli örneklerdir.

Bu olaylar Kozinoğlu'nun suikasta uğradığını kanıtlamaz elbette ancak KBRN tehditleri açısından, şüpheli ölümlerde kasıtlı toksik maruziyet ihtimalinin bilimsel yöntemlerle araştırılmasının önemini ortaya koyar.

Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'in faili meçhul dosyaların yeniden araştırılmasına yönelik kurumsal girişimini de bu açıdan son derece önemli buluyor ve takdirle karşılıyorum. Geçmişte aydınlatılamamış şüpheli ölümlerin yeniden incelenmesi, yalnızca adaletin tesisi değil, devletin kurumsal güvenilirliği ve kamu vicdanı açısından da kıymetlidir.

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünde doğal bir kardiyak olay mı yaşandı, toksik bir madde bu tabloya katkıda mı bulundu, yoksa kasıtlı bir müdahale mi söz konusuydu? Bu soruların yanıtını vermek adli tıp ve soruşturma makamlarının görevidir.

KBRN tehditleri açısından üzerinde durulması gereken ise "toksik maddelerin hedefli suikastlarda kullanılabileceği" gerçeğinin göz ardı edilmemesidir.

Bir suikast ihtimalini peşinen kabul etmek ne kadar yanlışsa -ki benim görüşüm suikast olma ihtimaline daha yakın- bilimsel olarak araştırılabilecek böyle bir ihtimali deliller incelenmeden dışlamak da o kadar yanlıştır.

Kaşif Kozinoğlu dosyasında asıl mesele, 15 yıl önce yaşanan ölümün bütün koşullarının, hiçbir ihtimal göz ardı edilmeden aydınlatılmasıdır. Bu koşullara dönemin adli tıp raporları ve raporun altına imza atan isimler de dahildir...