Kozinoğlu Dosyasına FETÖ’nün Nükleer Makyajı: “Alfa Radyoaktivite” Masalı
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Rahmetli Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünden yalnızca 9 gün sonra, 21 Kasım 2011’de, dönemin FETÖ yayın organlarından Aksiyon dergisinde dikkat çekici bir yazı yayımlanmıştı. Derginin 886. sayısında Haşim Söylemez imzasıyla çıkan yazının başlığı şuydu:
“Hayalet MİT’çinin ölümünde alfa radyoaktivite şüphesi.”
Yazıda, Kozinoğlu’nun yiyecek veya içeceğine, tetkiklerde ortaya çıkarılması son derece zor olan bir “Alfa radyoaktivite maddesi” katılmış olabileceği ve bu maddenin kalp krizine yol açabileceği ileri sürülmekteydi.
Ancak ortada daha ilk cümlede ciddi bir bilimsel sorun bulunmakta, “Alfa radyoaktivite” isimli bir madde yoktur!
Alfa, bir maddenin ismi değil, bazı kararsız atom çekirdeklerinin bozunması sırasında yayılan radyasyon türüdür. Dolayısıyla “Alfa radyoaktivite maddesi” demek, “elektrik maddesi” veya “duman kimyasalı” demek kadar anlamsızdır.
Alfa radyasyonu yayan çok sayıda radyonüklit vardır. Polonyum-210 bunlardan biridir ancak Uranyum, Radyum, Radon, Plütonyum ve Amerikyumun bazı izotopları da alfa parçacığı yayar. Bu nedenle hangi radyonüklitten söz edildiği belirtilmeden yalnızca “Alfa radyoaktivite” denilmesi, bilimsel olarak herhangi bir maddeyi tanımlamaz.
Örneğin Alfa yayıcı bir madde olan Polonyum-210'un suikast amacıyla kullanıldığı ve adli olarak doğrulandığı en bilinen tarihsel olaylardan biri Alexander Litvinenko suikastidir.
Alfa Parçacığı Yayan Maddeler Kalp Krizine Neden Olur mu?
Alfa yayıcı bir radyonüklit olarak Po-210'u örnek alırsak; Alfa parçacıklarının insan derisinden geçemediğini biliyoruz. Fakat Po-210 solunum, sindirim veya açık yara yoluyla vücuda girdiğinde ağır iç ışınlanmaya, hücre hasarına ve ölüme neden olabilmektedir.
Ancak buradan “Alfa yayıcı madde vücuda girer girmez kalp krizi oluşturur” sonucu çıkarılamaz! Kalp durması sürecin son aşamasında gelişebilir.
Ortaya çıkacak tablo, radyonüklitin türüne, miktarına, kimyasal yapısına, vücuda giriş yoluna ve hangi organlarda biriktiğine bağlıdır.
Üstelik yeryüzünde öldürücü olan yalnızca alfa radyasyonu değildir. Beta radyasyonu yayıcılar da vücuda alındığında iç organları ışınlayabilir, yüksek beta maruziyeti cilt ve göz hasarına neden olabilmektedir. Yine Gama radyasyonu da yüksek nüfuz gücü sayesinde Çernobil vakasında olduğu gibi vücut dışındaki bir kaynaktan bile bütün bedeni etkileyebilir. Yeterli dozda Alfa, Beta veya Gama radyasyonunun her biri ağır yaralanmaya ve ölüme yol açabilmektedir.
Dolayısıyla ölümcül radyasyonu yalnızca “alfa” kelimesine indirgemek de “alfa radyoaktivite” söylemini bir madde gibi sunmak kadar sorunludur.
Litvinenko'nun Po-210 Kullanılarak Yapılan Suikast ile 3 Haftalık Ölüm Süreci
Eski Rus istihbarat görevlisi Alexander Litvinenko, 1 Kasım 2006’da Londra’da Po-210 içeren çayı içtikten kısa süre sonra rahatsızlanmıştı. İlk belirtiler ağır bir gıda zehirlenmesini andırmaktaydı. Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı ve yoğun halsizlik…
Fakat belirtiler bununla kalmamış, izleyen günlerde radyasyon hasarı ilerlemiş, kemik iliği baskılanmış, kan hücreleri azalmış, saçları dökülmüş ve organ fonksiyonları bozulmaya başlamıştı. Vücudu enfeksiyonlara ve kanamalara karşı savunmasız hale gelirken tablo çoklu organ yetmezliğine doğru ilerlemişti.
Litvinenko, zehirlendikten 22 gün sonra, 23 Kasım 2006’da, 3 haftaya yayılan bu ağır Akut Radyasyon Sendromu (ARS) dediğimiz hastalığın sonunda kardiyak arrest geçirerek hayatını kaybetmiştir. Resmi soruşturma kayıtlarında da ölümünün son aşaması ölümcül kardiyak arrest olarak yer almaktadır.
Evet, sürecin sonunda kalbi durmuştu fakat bu Po-210’un vücuda girer girmez kalp krizi oluşturduğu anlamına gelmez.
Bu tarihsel vaka ile yola çıktığımızda; “Alfa radyoaktivite(!) bir madde yiyeceğe katıldı ve doğrudan kalp krizine yol açtı” şeklindeki bir anlatının bilimsel bir dayanağı yoktur.
Alfa Yayıcılar Tespit Edilemez mi?
Alfa yayıcıların sıradan Gama ölçüm cihazlarıyla kolayca belirlenememesi, bunların “asla tespit edilemeyeceği” anlamına gelmez. Uygun numune alma yöntemleri, Alfa dedektörleri, Alfa spektrometrisi ve Radyokimyasal analizlerle hangi radyonüklitin bulunduğu belirlenebilir.
Nitekim Litvinenko olayında da Po-210 yalnızca kan, idrar ve doku örneklerinde tespit edilmekle kalmamış, Londra’daki otel, restoran ve farklı temas noktalarındaki radyolojik izler de takip edilmiştir. Yapılan incelemeler, Litvinenko’nun 1 Kasım’da zehirlendiğini ve 23 Kasım’da hayatını kaybettiğini bilimsel olarak ortaya koymuştur.
Demek ki görünmez, bulunamaz ya da çözülemez denilen radyolojik izler, doğru yöntemler kullanıldığında pekala bulunabilmekte.
Bilgisizlik mi, Hedef Şaşırtma mı?
FETÖ yayın organı Aksiyon dergisinde kullanılan anlatıda birbirini izleyen üç temel problem vardır:
Birincisi, “alfa radyoaktivite” söylemi bir madde gibi gösterilmiştir.
İkincisi, hangi alfa yayıcı radyonüklitten söz edildiği belirtilmemiştir.
Üçüncüsü, bu belirsiz maddenin ani kalp krizine yol açabileceği ve tespit edilmesinin neredeyse imkansız olduğu gibi asılsız bir iddia ileri sürülmüştür.
Bunlar küçük terminoloji hataları değildir. KBRN Tehditleri, Fizik ve tıp bilgisi açısından iddianın temelini sarsan yanlışlardır.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Bilimsel açıdan bu kadar sorunlu bir iddia, Kozinoğlu’nun ölümünden yalnızca 9 gün sonra neden dolaşıma sokuldu? Bu anlatı bilgisizlikten mi kaynaklandı, yoksa kamuoyunun ve adli makamların dikkatini başka bir yöne çevirmeyi amaçlayan bir hedef şaşırtma faaliyeti miydi? Bunların yanıtını elbette adli soruşturma makamları verecektir.
Ancak KBRN bilimi açısından söylenebilecek şey nettir. Adı belirtilmeyen bir “Alfa radyoaktivite maddesi(!)” üzerinden Kaşif Kozinoğlu’nun ani kardiyak tablosu açıklanamaz.
Gerçek ölüm mekanizması FETÖcü yayın organlarının sansasyonel ve kamuoyunu yönlendirmeye yönelik ifadeleriyle yorumlanmamalıdır!
Klinik zaman çizelgesi, ilaç kayıtları, kamera görüntüleri, müdahale süreleri, biyolojik numuneler ve bilimum adli bulgular ilgili Cumhuriyet Başsavcılığımız, Adli Tıp ve diğer yetkili adli makamlarımızca değerlendirilecek ve belirlenecektir.