PSİKİYATRİYİ ELEŞTİRDİM; ŞİMDİ PSİKİYATRİ DERNEĞİNİ SAVUNUYORUM

PSİKİYATRİYİ ELEŞTİRDİM; ŞİMDİ PSİKİYATRİ DERNEĞİNİ SAVUNUYORUM

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 24, 2026 - 23:04

Uzun zamandır psikiyatri alanındaki mesleki sınırları, güç ilişkilerini, hasta-hekim ilişkisindeki etik riskleri ve denetim sorunlarını eleştiriyorum. Bu eleştirilerimin arkasındayım.

Ancak eleştirmek başka, susturulmasını istemek başka.

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin resmî X hesabının Türkiye’de erişime kısıtlanması, tam da bu ayrımı konuşmayı gerektiriyor. Dernek, hesabına yönelik erişim engeli talebini kamuoyuna duyurdu; daha sonra X üzerinde hesabın Türkiye’de hukuki bir talep nedeniyle kısıtlandığı bilgisi yer aldı.

Ben hukukçuyum. Bu nedenle meseleyi “savcılık mı haklı, dernek mi?” şeklinde bir karşıtlığa sıkıştırmıyorum.

Savcılığın suç şüphesini araştırma, soruşturma yürütme ve gerekli gördüğü hukuki tedbirleri talep etme yetkisi vardır. Bunun karşısında ise ifade özgürlüğü, bilimsel görüş açıklama hakkı ve ölçülülük ilkesi bulunur. Hukukun görevi bunlardan birini peşinen yok saymak değil, somut olayın koşullarında aralarındaki dengeyi kurmaktır.

Bir bilim ve meslek kuruluşunun görüşlerine katılmayabiliriz. Eleştirebiliriz. Hatta o meslek alanının kendi içindeki yanlış uygulamalarını yıllarca anlatabiliriz. Ben anlattım, anlatmaya da devam edeceğim.

Fakat bugün Türkiye Psikiyatri Derneği’nin bilimsel ve mesleki görüşlerini kamusal alanda ifade edebilmesini savunmam, psikiyatriye yönelik eleştirilerimden vazgeçtiğim anlamına gelmiyor.

Üstelik burada önemli bir ayrımı özellikle yapmak isterim:

Mesleki sınırlarına özen gösteren, hastasını dinleyen, etik sorumluluğunu taşıyan, mesleki gücünü kötüye kullanmayan ve işini vicdanla yapan psikiyatristleri hiçbir zaman eleştirilerimin hedefi olarak görmedim.

Onları, eleştirdiğim uygulamalarla aynı kefeye koymak zaten haksızlık olur.

Benim itirazım bir mesleğin varlığına değil; mesleki gücün kötü kullanılabildiği, hastanın sesinin değersizleştirildiği, etik sınırların bulanıklaştığı ve eleştirinin kimi zaman hastanın tanısına indirgenerek etkisizleştirildiği uygulamalara yöneliktir.

Bugün psikiyatri camiasına söyleyecek sözüm de tam burada başlıyor:

Sizin sesinizin duyulmasını savunuyorum. Peki siz, hastanın sesini ne kadar duydunuz?

Bilimsel ifade özgürlüğü yalnızca kürsünün hakkı değildir. Bir hastanın yaşadığı deneyimi hukukun sınırları içinde anlatabilmesi, soru sorabilmesi ve mesleki uygulamaları eleştirebilmesi de demokratik toplumun parçasıdır.

O hâlde benim çağrım basit:

Bu ilkeleri yalnızca kurumunuzun sesi kısıtlandığında değil, bir hastanın sesi duyulmadığında da hatırlayın.

İyi psikiyatristleri korumakla kötü uygulamaları eleştirmek birbirinin karşıtı değildir. Tam tersine, mesleğini etik biçimde yapan hekimlerin itibarı da yanlışların konuşulabildiği bir ortamda daha güçlü korunabilir.

Ben psikiyatriye karşı değilim.

Kötü psikiyatri uygulamalarına karşıyım.

Bu nedenle bugün Türkiye Psikiyatri Derneği’nin hukukun güvenceleri içerisinde konuşabilmesini savunurken, daha önce dile getirdiğim eleştirilerin de arkasında durabiliyorum.

Çünkü hukuk yalnızca hoşumuza giden sözleri korumak için var değildir.

Ve psikiyatri camiasına son sözüm şudur:

Bugün sesinizin duyulmasını savunanların arasında, dün sesini duymadığınız hastalar da olabilir.

Belki de asıl yüzleşme tam burada başlamalıdır.