Taraf Olmak

Taraf Olmak

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 1, 2026 - 13:29

Garip bir izdüşümün gölgesinde kalan dünya demek daha doğru olur.

Varoluş gayemizin bir adım gerisinden gelmemiz gerekiyor. İnsan yaratıldı ama niçin? İyilik yapsın, kötülükten uzak dursun, adaletin yanında yer alsın, kendisine emanet edilen dünyaya sahip çıksın diye… En azından bize anlatılan buydu. Fakat dönüp yaşadığımız dünyaya baktığımızda bambaşka bir tablo ile karşılaşıyoruz.

İnsan, yaşadığı dünyayı güzelleştirmek yerine çoğu zaman yaşanmaz hale getirmek için mücadele ediyor. Doğaya zarar veriyor, hayvanlara zarar veriyor, insana zarar veriyor. Bir ağacı keserken, bir nehri kirletirken, bir çocuğu savaşın ortasında bırakırken aslında kendi yaşam alanını da yok ettiğinin farkında olmuyor. Sonra da dönüp dünyanın neden bu kadar acı dolu olduğunu sorguluyoruz.

Belki de mesele dünyanın kötü olması değil, insanın iyi olmayı başaramamasıdır.

Tarih boyunca bunun örneklerini gördük. Habil ile Kabil’den bugüne kadar gelen hikâye aslında değişmedi. Sadece isimler değişti. Bir taraf kendisini haklı gördü, diğer taraf da aynı şekilde haklı olduğunu düşündü. Sonunda kazananın kim olduğundan çok kaybedenin kim olduğu konuşuldu.

Peygamberler gönderildi. Tebliğ ettikleri hakikate inananlar oldu, karşı çıkanlar oldu. Kavgalar yaşandı, savaşlar yaşandı, sürgünler yaşandı. Haklı ile haksızın mücadelesi diye anlatılan birçok olayın sonunda geriye kalan şey çoğu zaman gözyaşı oldu.

Hz. Ali ile Muaviye döneminde yaşananlar da, tarihin başka dönemlerinde yaşanan büyük kırılmalar da aynı soruyu karşımıza çıkarıyor:

Haklı kimdi?

Fakat belki de yanlış soruyu soruyoruz.

Belki de asıl soru şudur:

Bu mücadelelerin bedelini neden masumlar ödedi?

Çünkü tarih boyunca tarafların haklılığı kadar, tarafların arkasında kalan insanların yaşadıkları da vardı. Ölen çocuklar, yıkılan şehirler, parçalanan aileler, yetim kalan insanlar…

Bugün de farklı bir yerde değiliz.

Siyasi partiler değişiyor, liderler değişiyor, sloganlar değişiyor ama taraf olma biçimimiz değişmiyor.

Bir lider çıkıyor. Kimine göre kurtarıcı, kimine göre felaketin sebebi. Birileri onu göklere çıkarıyor, birileri yerin dibine batırıyor. Fakat çoğu zaman kimse durup da şu soruyu sormuyor:

Yanında kimler var?

Çünkü bazen iyi niyetle yola çıkanların etrafında kötü niyetli insanlar birikiyor. Bir yöneticinin yıllarca oluşturduğu emeği, makamı kendi çıkarı için kullanan birkaç kişi gölgeleyebiliyor. Sonra toplumun önüne şu cümle çıkıyor:

“Aslında iyi insan ama etrafındakiler kötü.”

Belki doğrudur.

Ama aynı şekilde bazen bir lidere duyulan öfke de onun yaptığı doğruların görülmesini engelliyor.

Çünkü insan hakikatin değil, tarafının savunucusu olmaya başladığında gerçekleri görmek istemiyor.

Bizim çağımızın en büyük problemlerinden biri de budur.

Bir haksızlık bizim tarafımızda yapıldığında sessiz kalıyoruz.

Aynı haksızlığı karşı taraf yaptığında ayağa kalkıyoruz.

Adaletin tarafında değil, tarafımızın adaletinde yaşamaya başlıyoruz.

Oysa adaletin partisi olmaz.

Vicdanın ideolojisi olmaz.

Merhametin seçmeni olmaz.

Hakikat, insanların oy oranlarına göre değişmez.

Belki de insanlığın en büyük yanılgısı, taraf olmayı hakikate ulaşmanın tek yolu sanmasıdır.

Oysa taraf olmak bazen insanı körleştirir.

İnsan önce sevdiği lideri savunur, sonra partisini savunur, sonra mahallesini savunur ve günün sonunda gerçeği unutabilir.

Bugün dünyada yaşanan birçok acının temelinde de bu vardır.

Herkes kendi tarafının doğrularını anlatırken, karşı tarafın acılarını görmezden gelir.

Sonra yıllar geçer.

Liderler değişir.

Partiler değişir.

Sloganlar değişir.

Ama mezar taşlarının üzerindeki isimler değişmez.

Belki de insanlık binlerce yıldır haklıyı arıyor.

Belki de artık haklıdan önce merhameti aramanın vakti gelmiştir.

Çünkü dünyanın ihtiyacı yeni taraflar değil, yeni bir vicdandır.