Türkiye’nin KIBRIS POLİTİKASI Değişmeli!..
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve İki Taraf (Türk ve Rum) Arasında Yaşanan Kronik Sorunlar… Türkiye Bütün Bu Sorunların Çözümü İçin Yeni Bir Politika ve Yeni Bir Strateji İle Bölgede En Büyük GÜÇ olduğunu Kıbrıs’ta da Göstermeli… Şu Andaki Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Başbakan Ünal Üstel (Bilerek veya Bilmeyerek) Bu Konuda İlk Adımları Atmaya Başladı!.. Türkiye Bu Durumu Fırsata Çevirip (eski politikalarından taviz vermeden) Kıbrıs İle İlgili Yeni Politikalar ve Stratejiler Üretmeli…
KKTC ve GKRY/(Sözde Kıbrıs Cumhuriyeti) arasındaki yakın tarihteki siyasi, coğrafi, ekonomik ve sosyal sorunlardan bahsetmeden önce Kıbrıs’ın genel tarihi üzerinde durmak istiyoruz. Kıbrıs ilk çağ ve antik çağ olmak üzere tarihte Miken, Asur, Pers, Yunan, Roma, Mısır, Bizans ve Venediklilere ev sahipliği yapmıştır. Kıbrıs Adası, coğrafi ve jeopolitik konumu sebebiyle Doğu Akdeniz’de stratejik bir öneme sahip. 1871 yılı itibari ile 400 yıla yakın Osmanlı egemenliği altında kalan Kıbrıs 1878 yılında İngiliz yönetimine geçmiştir. Nihayetinde 1960 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. 1960’da üç ülkenin (Türkiye, Yunanistan ve İngiltere) garantörlüğünde Türk ve Rum kesimi olarak ikiye ayrılarak kısa bir süre de olsa ortak bir yönetimle idare edildi. 1963 yılında bu ortaklık sona erdi ve Türkiye,1974 Kıbrıs Barış Harekatı neticesinde KKTC kuruldu. Ve Adanın güneyinde de GKRY/(sözde Güney Kıbrıs Cumhuriyeti) ilan edildi.
1974 yılından bu yana ada ikiye bölündükten sonra iki taraf (Türk ve Rum) arasında önemli sorunlar yaşanmıştır. Bu sorunlar günümüzde kronik hale gelip hala ada halklarının püsküllü belası haline gelmiştir. KKTC/(Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) ve GKRY/(Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) arasında yaşanan en önemli sorunların başında ‘egemenlik sorunu’ geliyor. Oysaki KKTC, Türkiye, Kıbrıs adasında iki devletli yaşam modeline (yönetim şekline) sıcak bakıyorken Yunanistan ve GKRY maalesef federasyon ağırlıklı tek bir devletten yana tavır alıyordu. Kıbrıs adasındaki yönetim sorunu artık kronik bir vaka haline gelmiş ve çözüm bekliyor! Ayrıca yönetim, egemenlik sorunu yanında hala garantörlük sorunu ve sınır ihlalleri de devam etmektedir.
Kıbrıs’ta iki taraf (KKTC ve GKRY) arasında yaşanan diğer önemli sorunlar arasında AB geliyor. Yani, KKTC, 2004 yılında GKRY’nin tüm adayı temsil edermişçesine AB’ye alınmasına karşı çıkmaya devam ediyor. KKTC devleti kendilerine yapılan bu haksızlık karşısında haklarını arayarak adaletin bir an önce tecelli etmesini istiyor. AB Komisyonu zaten GKRY tarafına aleni bir şekilde destek vermektedir.
Avrupa’yı ve GKRY’ni öfkelendiren hususlardan birisi Doğu Akdeniz Doğal Gazı üzerine Türkiye ve KKTC arasından imzalanan deniz yetki alanları ve boru anlaşmalarıdır. Türkiye ve KKTC arasındaki bu anlaşma AB ve GKRY tarafından uluslararası arenaya taşınarak protesto edilmiş ve kendi haklarının ihlali olarak değerlendirilmiştir. KKTC ve GKRY yönetimi arasındaki bu kriz hala devam etmektedir.
KKTC ve GKRY arasında iki önemli sorun daha var. Bunlardan birisi (şu anda kapalı) Maraş ve diğeri de sınır geçişlerindeki güvenlik sorunudur. Her iki sorun bugün kangren haline gelmiş ve çözüm beklemektedir. Kıbrıs adasında KKTC ve GKRY arasında yaşanan sınır sorunu BM Barış Gücü kontrolünde olmasına rağmen bu soruna bugüne kadar kesin bir çözüm bulunamamıştır. Sınırda yaşanan geçişler çoğu zaman iki taraf arasında büyük krizlere yol açmaktadır. Diğer Kapalı Maraş sorununa gelince, hatırlarsanız KKTC, Kapalı Maraş’ın sivil yerleşime açılması için eski sakinlerine mülkiyet hakkı vermek ve taşınmaz mal olarak asıl sahiplerine iade sürecini başlatmak istemesi GKRY tarafından eleştirilmişti. Maalesef iki taraf arasındaki bu sorunda sürüncemede kalmış ve hala çözüm beklemektedir.
Şu ana kadar Kıbrıs tarihinden ve yakın tarihte yaşanan coğrafi, jeopolitik, yönetim ve sınır sorunlardan bahsettik. Şimdi de Yunanistan ve Türkiye’yi de ilgilendiren bazı gelişmeler ışığında iki taraf (GKTC ve GKRY) arasındaki siyasi, ekonomik ve askeri sorunlardan bahsetmek istiyoruz.
Daha yakın bir zaman içinde Yunanistan ve İsrail arasındaki deniz altı elektrik hattının birbirine bağlanması yönündeki proje içine GKRY’nin dahil edilerek KKTC’nin devre dışı kalmasına şu andaki KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın karşı çıkarak böyle bir projeye izin vermeyeceklerini açıklaması (ister-istemez) iki taraf (KKTC ve GKRY) arasında gerilime yol açarken, İsrail ve Yunanistan’ın da motivasyonunu bozmuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, bu tür projelerin amacı açıkça KKTC’ni bypass etmek olduğunu belirterek bu sorunların çözümü için Lefkoşa’dan başlaması gerektiğini ifade etti. Ayrıca Türkiye ile KKTC arasında ekonomi ve güvenlik gibi konularda işbirliği yaptıklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erhürman, sorunların çözümü için en üst düzey seviyesinde GKRY ile görüşmeler yaptıklarına değinerek bazı sorunları GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulis ile de görüştüklerini belirtti. Ayrıca GKRY Cumhurbaşkanı,Hristodulis’e 10 maddelik bir liste sunduklarını da izah etti. Yani, GKRY ile ticari olarak (3 yıldır imzası beklenen) Hellim peynirinin AB’ye satılması gibi daha neler yapabilecekleri konusunda bilgilendirdiklerine yönelik açıklamada bulundu.
Öte yandan KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıs sorunun çözümü için hazırlanan 5+1 formülü olan (KKTC, GKRY, Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve BM) katılacağı toplantılardan önce sorunun Lefkoşa’da çözümünden yana olduklarını belirtti. Daha doğrusu Kıbrıs sorunun çözümü için garantörlere gerek olmadığını ifade etti. Ayrıca Ada’nın elektrik sorunu hakkında "Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan deniz altından elektrik projesi ile birbirine bağlanmaya çalışır ve Kuzey Kıbrıs ile Türkiye'yi bunun dışında tutmaya çalışırsa Türkiye çeşitli imkanlarını kullanarak buna izin vermez. Aynı durum hidrokarbon meselesinde de geçerli. Türkiye'nin ve Kıbrıslı Türklerin hak iddia ettiği yerlerde tek taraflı bir süreç işletmek söz konusu olamaz." diyerek bu projeye karşı olduklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erhürman, konuşmasının sonunda Kıbrıs’ı tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle birlikte gastronomisini dünyaya tanıtmak için dizi projelerinin olduğuna da değindi.
GKRY Cyprus Mail gazetesinde Fahri Zihni imzasıyla İsrail ile ilgili GKRY ve Rum halkını uyarıcı ve ilginç bir yazı yayınlandı. Sözkonusu yazıda İsrail’e dikkat çekerek yapılan analizde “Yolsuzluk davaları ve ideolojik aşırılıklarla boğuşan mevcut İsrail yönetiminin, gerçekten de GKRY'nin hayal ettiği müttefik mi yoksa Doğu Akdeniz'de kendi stratejik dayanağını arayan bir güç mü?" denilerek GKRY’ine yerleşen 15 bin İsraillinin halkta tedirginlik yarattığına değinildi. Ayrıca nin GKRY’nin İsrail’in “Güvenlik İşbirliği” adı altında yıllardır tatbikat, hava savunma eğitimi ve simülasyonlarla etki altına almaya çalıştığı üzerinde durdu. Gazetede yapılan analizde en dikkat çekici ve çarpıcı yorum ise “Büyük İsrail” düşüncesine "Kıbrıs bu haritada görünmese de pratikte bu genişleyen etki alanının bir parçası olma ve İsrail'in bölgedeki stratejik nüfuzunun fiili bir uzantısı olma riskiyle karşı karşıya.” cümleleri ile dikkat çekilmesidir!
Son günlerde Kıbrıs’ta KKTC’nin Rum tarafına yapmış olduğu ‘su’ resti gerçekten çok ilginçti! KKTC Başbakanı Üstel, Türkiye ile KKTC arasında imzalanan ‘Doğal Gaz Tedariki” anlaşmasına tepki gösteren GKRY’ne karşı olağanüstü bir ‘su’ jesti yaparak adeta zeytin dalı uzattı. Yani, GKRY’nin ihtiyaç duymaları halinde KKTC tarafından su verilebileceğini açıkladı. Başbakanı Üstel KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacını karşılayacak dev yatırımdan bahsederek bundan GKRY halkının da yararlanabileceğini ifade etmesi gerçekten enteresandı. KKTC Başbakanı Üstel ayrıca sadece su değil gerektiğinde GKRY’nin elektik ihtiyaçlarını da karşılayabileceklerini ifade etti. KKTC’nin GKRY’ne su ve elektrik jesti, belki de tarihte ilk defa Adadaki Türkler tarafından yapılan anlamlı ve büyük bir jest olarak değerlendirebiliriz.
Dünkü (16 Temmuz 2026 tarihli) “Türkiye-Yunanistan Arasındaki Sorunları Köklü Bir Şekilde Çözmek!” başlıklı yazımın bir devamı olarak bugünkü “Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve İki Taraf (Türk ve Rum) Arasında Yaşanan Kronik Sorunlar” başlıklı yazımı kaleme almamdaki yegane amacım (illa ki yazmış olmak!) değil tam aksine eksiklikleri görerek tavsiyede/öneride bulunarak katkıda bulunmaktır! Yani, demek istiyorum ki Türkiye bugüne kadar Yunanistan ve Kıbrıs (KKTC ve GKRY) ile ilgili politikasında (tavizsize) köklü bir değişikliğe giderek yeni bir Kıbrıs politikası ve stratejisi ile çözüm yollarına yönelik yeni projeler hazırlayıp hem Yunanistan’a hem de Kıbrıs’a (KKTC ve GKRY) sunmaktır.
Diyorum ki Türkiye’nin Kıbrıs (KKTC ve GKRY) politikası ve stratejisi (taviz vermeden) değişmeli, daha yapıcı, daha olumlu ve daha pozitif politika ve stratejilerle Yunanistan ve GKRY’ni kucaklamalı! Kısacası, Yunanistan ve Kıbrıs’ı/GKRY İsrail hegemonyasından kurtarmalı! Diyorum ki İsrail’in Kıbrıs üzerindeki hayalleri boşa çıkartılmalı! Diyorum ki Türkiye olarak bölgesel güç olduğumuzu Kıbrıs üzerinde de göstermeliyiz. Türkiye’nin elinde bulundurduğu su, elektrik, teknoloji vs. tüm nimetlerden Kıbrıs halkları (Türk ve Rum) faydalandırmalı. Ki Türkiye büyüklüğünü, komşuluğunu, yardımseverliğini ve bölgesel güç olarak ne kadar barışçı bir ülke olduğunu Kıbrıs’ta da göstermeli…