Türkiye-Yunanistan Arasındaki Sorunları Köklü Bir Şekilde Çözmek!

Türkiye-Yunanistan Arasındaki Sorunları Köklü Bir Şekilde Çözmek!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 16, 2026 - 01:18

Ortadoğu’nun birkaç yıldır adeta cehenneme dönüşmesi Türkiye’yi ve bölgedeki ülkeleri olağanüstü etkiledi. Bilhassa İsrail’in Filistin/Gazze’ye yönelik saldırıları, vahşeti, soykırımı, Suriye ve Lübnan’ı yönelik saldırıları bölgedeki huzuru tamamen yok etmiştir. Arkasından ABD-İran savaşının patlak vermesi ise bardağı taşıran son damla olmuştur. Bu durumu fırsat bilen Yunanistan’ın İsrail ile dirsek temasına geçerek Trakya ve adalarda silah depoları oluşturarak (sözde) Türkiye’yi tehdit etmeye çalışması ise Türkiye’nin midesini bulandırmaya başlamıştı.

Konumuz Yunanistan-Türkiye ilişkileri olduğu için kısa bir tarihi yolculuk yaptıktan sonra günümüzdeki Türkiye-Yunanistan ilişkilerinden ve gelecekteki tehlikelerden bahsedeceğiz. Türkiye’nin bu konudaki siyasi, jeopolitik ve stratejik adımlarından söz ederek bazı önemli tespitlerde bulunarak çözümleyici önerilerde bulunacağız!

Yunanistan aslında 400 yıl boyunca Osmanlı egemenliği altında kaldı. Daha sonra 1821 Yunan Bağımsızlık savaşı, 1820 Edirne Anlaşması sonrasında Yunanistan bağımsız devlet olma yolunda adımlar attı. Nihayetinde 19 Nisan 1830 yılında büyük devletlerin desteği ve Osmanlı’nın da onayı ile bağımsızlığını kazanarak Yunanistan Devleti kuruldu.

Yunanistan bağımsızlığını elde ettikten sonra 1919 yılında (batının da kışkırtmasıyla) Anadolu’yu işgal etmesi Türkiye ile arasını açtı. Maalesef  bu durum 1930 yılına kadar devam etti.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Venizelos döneminde Türkiye-Yunanistan ilişkileri son derece iyi geçti. Ta ki 1955 yılında Kıbrıs Sorunu patlak verinceye kadar...

Türkiye-Yunanistan arasında, Kıbrıs, Adalar/(ki adaların silahlandırılması), Kıta Sahanlığı, Hava Sahası, deniz hukukundan kaynaklanan Karasuları Sorunları ve Batı Trakya’daki Türk Sorunu vardır. Günümüzde İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ilişkilerinin Türkiye’yi tehdit eder boyuta gelmesinin sebebi de maalesef bu sorunların çözülmemesinden kaynaklanıyordu.

Günümüzde Türkiye-Yunanistan ilişkileri bazen iyi bazen de kötü gelişmelerle devam ediyor. Bilhassa Ege ve Doğu Akdeniz yetki alanları, kıta sahanlığı ve balıkçılık gibi önemli sorunlar iki ülke arasında gerilimlere yol açıyor. Adaların silahlandırılması ise başlı-başına bir sorun teşkil ediyor. Yunanistan’ın hava sahası ihlalleri ise bu gerilimi daha da artırmakla birlikte Türkiye-Yunanistan arasındaki yapıcı diplomatik ilişkileri de baltalıyordu. Batı Trakya’daki Türk azınlığı sorunu ise zaten kanayan bir yara...

Bütün bu gelişmelere rağmen Türkiye’nin sağduyulu ve olumlu/yapıcı diplomatik girişimleri sayesinde iki ülke arasında ara-sıra ortaya çıkan sorunlar gideriliyor ve gerilimler yumuşuyordu. Her şeye rağmen Türkiye, Yunanistan’a karşı gerekli her türlü siyasi ve askeri önlemleri almaya devam etmek zorunda!  Yunanistan’ın asıl rahatsızlığı ise Türkiye’nin son 20 yıl içinde teknolojik ve askeri gelişmesi ve Türkiye’nin bölgede siyasi, ekonomik, teknolojik ve askeri yönden güçlenerek lider konumuna yükselmesidir. Yunanistan’ın bütün rahatsızlıklarına ve sataşmalarına rağmen Türkiye, Yunanistan ile ilişkilerini iyi yönde sürdürmeyi ihmal etmiyor ve sürekli olarak Yunanistan’a dostane eli uzatarak iki ülke arasındaki ilişkilerin devam etmesini istiyordu.  Ne yazık ki Yunanistan Türkiye’nin uzatmış olduğu bu ‘zeytin dalını’ görmezlikten geliyordu! Bu durum da yeni sorunlara yol açıyordu.

Türkiye-Yunanistan ilişkileri, her iki ülkenin karşılıklı anlayışı ve diplomatik adımları sayesinde yumuşasa da, Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları, kıta sahanlığı ve balıkçılık faaliyetleri gibi kronik sorunlar nedeniyle zaman zaman ciddi sorunların önüne geçilemiyordu.

Türkiye açısından geçmişten gelen temel uyuşmazlıklar arasında deniz sınırı, karasuları genişliği, hava sahası ihlalleri, adaların silahsızlandırılmış statüsü ve Batı Trakya Türk azınlığının hakları gibi başlıca sorunlar olsa dahi Yunanistan’ın bu sorunların giderilmesi için olumlu/pozitif yaklaşımı gerekiyor!  İki ülke arasındaki ilişkiler 1999 yılından itibaren zaman zaman kesintiye uğramış olsa da çeşitli diyalog mekanizmalar sayesinde düzeliyordu. Ancak son dönemde, Türkiye'nin Ege'deki deniz yetki alanlarını iç hukukta yeniden tanımlamaya yönelik yasal çalışmaları ve karşılıklı balıkçılık faaliyetleri iki başkent arasında yeni diplomatik anlaşmazlıklara yol açması hiç de iyi olmadı. Bu yüzden doğrudan çatışmayı önlemek amacıyla iki ülke arasında üst düzey temasları ve askeri düzeydeki güven artırıcı önlemlere başvuruldu.

NATO Zirvesi öncesinde ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’nin ürettiği KAAN Savaş Uçağı’nda kullanılacak olan (700 milyon dolarlık) F110 Jet motor satışı için Kongre’ye talimat vermesi Yunanistan’ı olağanüstü rahatsız etti.  Yunanistan’ın bu rahatsızlığı Kathimerini gazetesinde, Tom Ellis ismiyle yayınlanan bir analizde “Türkiye'ye karşı dünyadaki diğer ülkeler bile bir noktadan sonra geri adım atıp İsrail hükümetini eleştirirken, bizim kayıtsız şartsız desteği sürdürmemiz ne kadar doğru? Çok mu ileri gittik? Miçotakis yönetimi, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden sonra tamamen değişen yeni küresel gerçekliği ve enerji denklemini okumakta yetersiz kaldı" ifadeleri ye alması Yunan basını açısından çok iyi bir gelişme diyebiliriz. Demek ki Yunanistan’da da gerçekleri gören sağduyulu gazeteler, gazeteciler, yazarlar ve düşünürler vardır diyebilecek hale gelmemiz inşallah yakındır!

Ayrıca Yunan lobisi, ABD’nin Türkiye’ye F110 Jet motor sevkiyatını engellemek için Avrupa Parlamentosu’na başvuran Yunan Milletvekili Nicholas Farantouris, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne mektup göndermesi de Türkiye’den ne kadar korktuklarının apaçık bir  belirtisidir!. Yunan lobisi boş durmuyor;  Lobinin Amerika’daki önde gelen ismi Yunan asıllı Amerikalı ABD Kongre üyesi Titus, kongre üyelerinin desteğini almak için yoğun faaliyetlerde bulunarak Neg York Kongre üyesi Gregoriy Meeks ve Dina Titus üyeleri de bu konuda devreye sokmasına rağmen ABD Başkanı Trump Türkiye’ye vermiş olduğu sözünü yerine getirmek için düğmeye çoktan bastı! Trump’ın F-35 ve F-16 konusunda Türkiye’yi mutlu edeceğini ifade etmesi her şeyi izah ediyor.

Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde ara-sıra gerilimler yaşansa da her iki tarafın kontrollü adımlar atarak diplomatik görüşmelere sıcak bakması ne kadar sevindiricidir. Amaç sıcak çatışmadan kaçınmak ve sorunları diplomatik yollardan çözmek… Türkiye’nin ABD’den F-35 tedariki ve J110 motor sevkiyatı ne kadar önemliyse Yunanistan’ın da Rafale uçakları, F-16 Modernizasyonları da bir o kadar önemliydi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamalarına göre 1999 yılından bu yana Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yeni bir döneme girildiği ve iki ülke arasında sorunların çözümü için diyalog, istişare, işbirliği gibi mekanizmaların geliştirildiğinin ifade edilmesi her iki ülke açısından önemli bir gelişmedir.  Bunun içinde YDİK toplantıları çok önemliydi. Bugüne kadar Türkiye-Yunanistan arasında 6 YDİK toplantısı gerçekleşti. Ve yine bugüne kadar bu konularda birçok açıklama yapıldı, bildiri yayınlandı ve toplam 77 civarında ortak anlaşma, protokol ve mutabakat imzalandı. Türkiye ve Yunanistan arasında yapılan bu dostane anlaşmaları, iyi komşuluk ilişkilerine yönelik atılan olumlu/pozitif adımlar olarak değerlendirebiliriz.  Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis arasında yapılan görüşmeler, geleceğe yönelik umut verici mesajlar içeriyor. Aynı şekilde Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanları nezdinde ikili ilişkilere ağırlık verilmesi, iki ülke arasındaki sorunların çözülmesinde büyük kolaylıklar sağlayacaktır.

Türkiye ve Yunanistan arasındaki tüm bu pozitif/iyi gelişmelere rağmen elbet ki zaman zaman iki ülke arasında gerilimler yaşanacaktır. Yunanistan’ın Ege adalarını silahlandırması, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına yönelik yeni kanun çalışması maalesef iki ülke arasındaki iyimser havayı bozmuş olsa ve yeniden gerilimlere kapı aralasa da atılan ciddi ve pozitif adımlar bu gerilimi yok etmeye yeterlidir diyoruz.

Yunanistan ve Türkiye 2023 yılında ilan edilen Atina Bildirgesi’ne bağlı kalması durumunda her şey düzelecekti! Hatta “NATO Zirvesi öncesindeki gerilimsiz/sorunsuz atmosferi NATO Zirvesi sonrası da devam ettirilemez miydi?!  Karşılıklı suçlamalara ne gerek vardı?!” gibi düşünmek istiyoruz ama Yunanistan ne yapıp ediyor (Türkiye’nin bütün iyimser yaklaşımlarına rağmen) bu iyi atmosferi bozuyor! Yunanistan, Türkiye’yi  Ege ve Doğu Akdeniz konusunda Türkiye’yi saldırganlıkla suçluyor! Bu gerilimlerinin başka bir sebepleri olamaz mı?! Mesela devam etmekte olan Ukrayna-Rusya ve ABD-İran savaşları! Batı ülkelerinin Kıbrıs’ı üs gibi kullanma olasılığına karşı İran Kıbrıs’ı hedef olarak görmeye başlaması! Neden olmasın!..

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşürken “Venizelos ve Atatürk'ün mirasına sahip çıkmak durumundayız” sözleri bile ülkeler arasındaki buzları eritmeye yeterli bir adım olarak değerlendirsek de bu durumun çok geçmeden değişebileceğini çok iyi hesap etmeliyiz! Yani, bu tür geçici sorunların bir an önce çözümü yönünde adımlar atılsın istiyoruz. Elbet ki iiki ülke arasında çıkan yeni gerginlikler yeni soğuk rüzgarların esmesine sebep olacak. Önemli olan bu soğuk rüzgarların yönünü değiştirebilmek!  Gerçi son günlerde Yunanistan ve Türkiye arasındaki asıl görüş farklılığı Ege Denizi’nden kaynaklanıyor. Zaten iki ülke arasındaki asıl sorun da Ege ve Doğu Akdeniz gerilimi değil mi?! Türkiye-Yunanistan arasındaki diyaloglar, diplomasi trafiği ve yakınlaşmalar arttıkça inşallah bu sorun da bir gün çözüme kavuşacaktır.

Türk Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz konusunda hayali deniz sınırları ve Türk deniz yetki alanlarını ihlal eden haritalar çizmesi ve bu bölgedeki balıkçılık faaliyetlerini yasa dışı ilan etmesi  Türkiye’yi harekete geçirdi!  Zaten Türkiye, Yunanistan’ın çizmiş olduğu bu hayali haritaları ‘yok hükmünde’ sayması bile Yunanistan’a verilen en iyi cevap olsa gerek.

Öte yandan, Yunanistan’ın Atina merkezli çok satan gazetesi Te NEA’da yapılan bir analizde Türkiye ve Yunanistan arasında Ege ve Doğu Akdeniz ile ilgili yeni bir kriz çıkabileceği iddia edildi. Gazete Türkiye’nin ‘Mavi Vatan’ doktrinini stratejik bir hamleye dönüştürerek geri adım atmadığını yazdı. Ve bu durumun Ege’de tansiyonu yükseltebileceğini belirterek Türkiye’nin doğrudan çatışma değil aksine diplomatik müzakerelerle avantaj elde ettiğine vurgu yaptı. Te NEA gazetesi Yunanistan’ın son yılarda savunmaya yönelik adımlar atarak caydırıcı gücünden bahsetti.  Fakat bu konuda Türkiye’nin Yunanistan’a göre bir adım önde olduğunu da itiraf etti. Her iki ülke arasındaki diplomatik kapıların açık olmasından dolayı olması muhtemel krizlerin önüne geçilebileceğini de ayrıca belirtti.  Türkiye ve Yunanistan’ın ortak görüşünün bilinçli bir savaştan yana olmadığını da ifade eden Te NEA gazetesi “Yoğun söylemler, diplomatik hamleler ve sahada zaman zaman yükselen tansiyonun eşlik ettiği kontrollü bir kriz ortamı” oluşsa dahi her iki tarafın soğukkanlı bir şekilde diplomatik çözümden yana olduklarını da ifade etti. Her şeye rağmen gazete, Türkiye’nin bölgedeki askeri kapasitesi ve istikrarlı stratejisinden Ege ve Doğu Akdeniz’deki üstünlüğünün öne çıktığına (dolaylı da olsa) değindi.

Türkiye-Yunanistan arasındaki tarihi ve günümüzdeki sorunlardan bahsettik ve çözüm yolları üzerinde durduk. Türkiye’nin şu andaki siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri ve istihbarı üstünlüğü, Ortadoğu’da lider konumunda olması ve dünyadaki güvenirliği gündemde iken ‘bu durumu’ fırsata çevirmenin vakti geldi diyoruz! Yani, Türkiye artık geçmişe sünger çekip yeni bir Yunanistan dış politikası ile çığır açabilir! Yunanistan için daha somut adımlarla müzakere masasına oturtarak kalıcı bir barış protokolü hazırlayabilir. Türkiye’nin tek yapacağı şey, Yunanistan’ın Türkiye’nin siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri ve istihbarı gücünü tehdit olarak algılamasını ortadan kaldıracak yapıcı/olumlu/pozitif adımlar atmasıdır. Ne zaman ki Yunanistan bu gerçeği ANLAR/ALGILAR işte o zaman aklı başına gelir ve Türkiye’ye yönelik benzer/iyimser adımlar atar diyoruz.