Adil mi?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Toplumda tanınan, belediyelerden büyük ihaleler alan, adı sıkça duyulan bir inşaat firmasında yaşanan bir olay, akıllara tek bir soruyu getiriyor: Adalet gerçekten herkese eşit mi?
Şirkette çalışan bir personel, mesai arkadaşı olan bir kadına âşık oluyor. Ancak zaman geçtikçe kadın bu bu takıntıdan rahatsız oluyor. ve hayatına o süreçte birini alıyor.
Ne var ki, adam bunu kabullenemiyor.
İddiaya göre kadının peşini bırakmıyor, sürekli rahatsız ediyor. Kadın ise bu durumun giderek tehlikeli bir hâl aldığını düşünüyor ve can güvenliğinden endişe ettiği için yasal yollara başvuruyor. Konu adliyeye intikal ediyor ve mahkeme tarafından adama uzaklaştırma kararı veriliyor.
Buraya kadar mesele, artık kişisel olmaktan çıkıp hukuki bir boyut kazanmış durumda.
Şirket yönetimi de yaşananlardan rahatsız oluyor. Şantiye şefi, iş yerindeki huzurun bozulduğunu gerekçe göstererek her iki çalışanın da iş akdinin feshedileceğini söylüyor.
Ancak bundan sonra yaşananlar, “adalet” kavramını yeniden sorgulatıyor.
Kadın işsiz kalıyor.
Erkek ise sadece bir hafta sonra yeniden işe alınıyor.
İşte tam da bu noktada insanın aklına şu soru geliyor:
Madem ortada iki kişinin de içinde bulunduğu yanlış bir süreç var, neden yalnızca biri bunun bedelini ödüyor?
Üstelik hakkında uzaklaştırma kararı bulunan, dosyası adli makamlara taşınmış olan kişinin kısa süre sonra aynı iş yerine geri dönebilmesi nasıl açıklanabilir?
Şirket açısından bakıldığında “işine daha faydalı”, “daha tecrübeli” ya da “vazgeçilmez” olmak, hukuki bir sürecin ve iş yerinde yaşanan ciddi bir olayın üzerini örtmeye yeterli bir gerekçe olabilir mi?
Yoksa burada ölçü, adalet değil de şirketin menfaati mi olmuştur?
Eğer iş yerindeki huzur bozulduğu için iki çalışanın da işine son verildiyse, bu karar herkese eşit uygulanmalıdır. Eğer erkek çalışan geri alınabiliyorsa, o zaman kadın neden geri alınmamıştır?
Burada tartışılan konu, iki kişi arasında yaşanan özel hayat değildir.
Asıl tartışılması gereken, aynı olayın iki tarafına farklı standartların uygulanıp uygulanmadığıdır.
Çünkü hukuk önünde olduğu gibi, çalışma hayatında da eşitlik ilkesi önemlidir. Aynı olayın taraflarından biri tamamen gözden çıkarılırken, diğerinin kısa süre içinde görevine dönebilmesi, ister istemez “kişiye göre adalet” tartışmalarını gündeme getiriyor.
Belki şirketin bu konuda kamuoyunun bilmediği farklı gerekçeleri vardır. Belki hukuki açıdan farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak dışarıdan bakıldığında ortaya çıkan tablo, vicdanları rahatlatmıyor.
Şimdi soruyu bir kez daha soralım:
Bu gerçekten adil mi?