Sigara Satılıyor, Kazanç Nereye Gidiyor?

Sigara Satılıyor, Kazanç Nereye Gidiyor?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 17, 2026 - 11:12

Küçük esnafın görünmeyen yükü: Peşin ödeme, kredi kartı komisyonu, bloke para ve artan maliyetler…

Bir mahalle bakkalını, küçük bir marketi ya da büfeyi düşünün.

Sabah kepenklerini açıyor.

Kirasını ödüyor, elektriğini ödüyor, vergisini ödüyor, muhasebecisini ödüyor, personel çalıştırıyorsa maaşını ve SGK’sını ödüyor. Yetmiyor; banka masrafları, POS giderleri, e-fatura, e-defter, defter saklama, yazılım ve çeşitli işletme giderleri de her ay karşısına çıkıyor.

Bütün bunların üzerine bir de düşük kâr marjıyla sigara satmaya çalışıyor.

Peki bu satışın sonunda esnafın elinde gerçekten ne kalıyor?

İşte asıl soru burada başlıyor.

Bugün birçok küçük esnaf, sigara ürünlerini tedarikçilerden peşin ödeme yaparak almak zorunda kalıyor. Hatta bazı durumlarda ürünün siparişinden önce bedelin banka yoluyla gönderilmesi gerekiyor.

Yani esnaf daha ürünü satmadan parasını kasasından çıkarıyor.

Sonra ürün geliyor.

Esnaf ürünü müşterisine satıyor.

Müşteri ise çoğu zaman kredi kartıyla ödeme yapmak istiyor.

Çünkü artık vatandaşın cebinde her zaman nakit bulunmuyor. Kredi kartı günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi.

İşte tam bu noktada küçük esnafın hesabı bozuluyor.

Malı peşin alıyorsun, parasını daha sonra tahsil ediyorsun. Üstelik tahsil ettiğin paranın tamamına da hemen ulaşamıyorsun.

POS komisyonu devreye giriyor.

Bazı durumlarda banka tarafından uygulanan komisyon nedeniyle satıştan elde edilen para zaten küçülüyor. Bazı anlaşmalarda ise para belirli bir süre bloke kalabiliyor.

Esnafın sermayesi dönmesi gerekirken bekliyor.

Ama kira beklemiyor.

Elektrik faturası beklemiyor.

Vergi beklemiyor.

Tedarikçi beklemiyor.

Esnafın diğer borçları da beklemiyor.

Bekleyen tek şey, esnafın kendi parası oluyor.

Esnaf müşteriden fark alamıyor, maliyeti kendi cebinden karşılıyor

Burada başka bir problem daha ortaya çıkıyor.

Esnaf, müşterisine “Kredi kartıyla ödediniz, bunun banka masrafı var” diyerek her durumda bu maliyeti ayrıca yansıtamıyor.

Dolayısıyla ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:

Ürünün kârı zaten düşük.

Bunun üzerine POS maliyeti geliyor.

Paranın bloke olması nedeniyle nakit akışı bozuluyor.

Peşin alınan malın parası satıştan sonra geri dönüyor.

Bir de bütün bu satışlar işletmenin cirosuna dahil oluyor.

Kağıt üzerinde ciro büyüyor.

Ama esnafın cebindeki gerçek kazanç aynı oranda büyümüyor.

Hatta bazı ürünlerde insanın aklına şu soru geliyor:

“Ben bu ürünü gerçekten kazanmak için mi satıyorum, yoksa sadece cirom büyüsün diye mi satıyorum?”

Ciro büyüyor ama kâr büyümüyor

Küçük esnaf açısından en büyük yanılgılardan biri de burada.

Dışarıdan baktığınız zaman yüksek ciro yapan bir işletme görüyorsunuz.

Ama o cironun içerisinde yüksek kâr marjı olan ürünlerle düşük kâr marjı olan ürünler aynı kefeye konuluyor.

Örneğin sigara satışları işletmenin cirosunu ciddi şekilde artırabilir.

Fakat bu, aynı oranda kâr ettiği anlamına gelmez.

Tam tersine; düşük kâr marjlı bir üründe banka masrafı, finansman maliyeti, muhasebe giderleri ve işletme giderleri hesaba katıldığında esnafın gerçek kazancı çok daha aşağıya düşebilir.

Üstelik ciro üzerinden değerlendirilen bazı işletme maliyetleri de cabası.

E-defter…

E-fatura…

Defter saklama…

Muhasebe…

Banka ve POS giderleri…

Yazılım ve işletme giderleri…

Bunların tamamı küçük esnafın omzunda.

Dolayısıyla esnafın baktığı yer sadece “Bu üründen kaç lira kazanıyorum?” olmamalı.

Asıl bakılması gereken:

“Bu ürünü sattığımda bütün maliyetlerden sonra bana gerçekten kaç lira kalıyor?”

Peki sistemin diğer tarafında ne oluyor?

Burada küçük esnafın sorduğu çok basit ama önemli bir soru var:

Madem bu ürünün satışında kredi kartı kullanımı artık hayatın bir gerçeği, neden bu finansman yükünün tamamı küçük esnafın omuzlarında kalıyor?

Esnaf ürünü peşin alıyor.

Ürün bedelini tedarikçiye ödüyor.

Ürünü müşteriye satıyor.

Müşteri kredi kartıyla ödüyor.

Banka kendi işlem maliyetini alıyor.

Para bazen belirli bir süre sonra esnafın hesabına geçiyor.

Bu süre içerisinde esnafın sermayesi çalışamıyor.

Sonra esnaf aynı ürünü yeniden almak zorunda.

Yani küçük işletme sürekli olarak kendi sınırlı sermayesiyle büyük bir finansman döngüsünü çevirmeye çalışıyor.

Bunu yaparken de en büyük avantajı, yani nakit akışını kaybediyor.

Küçük esnaf bankadan da, tedarikçiden de, müşteriden de sıkışıyor

Bir tarafta ürün tedariki var.

Bir tarafta banka.

Bir tarafta müşteri.

Bir tarafta devletin istediği kayıt ve belge düzeni.

Bir tarafta işletmenin kendi giderleri.

Küçük esnaf bütün bu çarkın tam ortasında kalıyor.

Üstelik esnafın sermayesi büyük şirketler gibi sınırsız değil.

Bir mahalle bakkalının kasasında milyonlarca liralık işletme sermayesi bulunmuyor.

Onun sermayesi çoğu zaman aynı para.

Bugün sigara alıyor.

Yarın satıyor.

Parayı yeniden ürüne yatırıyor.

Sonra tekrar satıyor.

Bu döngü kredi kartı nedeniyle uzadığında küçük esnafın nefesi kesiliyor.

Kimse sigara satılmasın demiyor

Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta var.

Mesele sigaranın satılıp satılmaması değil.

Mesele, düşük kâr marjına sahip bir ürünün satışındaki finansman yükünün kim tarafından taşındığıdır.

Esnaf elbette müşterisine hizmet vermek istiyor.

Kredi kartını kabul etmek istiyor.

Müşterisini kaybetmek istemiyor.

Ancak bir taraftan da zararına satış yapmak istemiyor.

Çünkü esnafın ayakta kalabilmesi için satış yapması kadar, yaptığı satıştan işletmesini sürdürebilecek bir kazanç elde etmesi de gerekiyor.

Artık bu mesele konuşulmalı

Benim düşüncem şu:

Küçük esnafın yaşadığı bu problem artık sadece esnafın kendi arasında konuştuğu bir mesele olmaktan çıkmalı.

Bankaların POS uygulamaları…

Blokeli çalışma modelleri…

Tedarikçilerin peşin ödeme talepleri…

Düşük kâr marjlı ürünlerde finansman maliyeti…

Ve yüksek ciroya rağmen düşük gerçek kârlılık…

Bunların tamamı birlikte değerlendirilmelidir.

Çünkü bir esnafın ayakta kalması sadece o esnafın meselesi değildir.

O esnaf aynı zamanda mahallenin bakkalıdır.

Sabah ekmek aldığı yerdir.

Vatandaşın acil ihtiyacını karşıladığı dükkândır.

Mahallenin ekonomik hayatının bir parçasıdır.

Küçük esnafın nefesi kesildiğinde, bundan sadece esnaf zarar görmez.

Mahalle ekonomisi de zarar görür.

Son söz

Bugün küçük esnafın önünde çok basit bir hesap var:

Peşin para çıkıyor.

Ürün düşük kârla satılıyor.

Müşteri kredi kartıyla ödüyor.

Banka masrafı ortaya çıkıyor.

Para bloke olabiliyor.

Ciro yükseliyor.

İşletme giderleri yükseliyor.

Ve sonunda esnaf oturup hesap yapıyor:

“Ben bu kadar satış yaptım ama neden para kazanamıyorum?”

İşte asıl konuşmamız gereken mesele budur.

Esnafın daha fazla satış yapması değil sadece…

Yaptığı satıştan gerçekten kazanabilmesi gerekiyor.

Çünkü esnafın kasasından para geçmesi başka şeydir, esnafın para kazanması başka şey.

Bugün küçük esnafın en büyük sorusu da tam olarak budur:

“Ciro var, satış var, müşteri var… Peki kazanç nerede?”