1999’dan 2023’e Uzanan 27 Yıllık Hikâye: Türkiye ve Ben

1999’dan 2023’e Uzanan 27 Yıllık Hikâye: Türkiye ve Ben

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 17, 2026 - 23:41

1999…

Çukurova Üniversitesi’nden yeni mezun olmuş, hayatın başında genç biriydim.

Aynı yıl iş hayatına başladım.

İlk durağım İstanbul ve Toprakbank’tı. Ardından Elbistan, Adıyaman, yeniden Gaziantep… Sonra Malatya, Kayseri, tekrar Gaziantep. Bir dönem Ankara, ardından yine Gaziantep…

27 yıllık çalışma hayatımın büyük bölümü Gaziantep’te geçti.

Bu şehirler sadece çalıştığım yerler olmadı. Her biri hayatımın farklı dönemlerine, farklı insanlarına ve farklı hikâyelerine tanıklık etti.

İş hayatına bankacılıkla başladım. Bankaların kapandığı, birleştiği, isimlerin değiştiği yıllardı.

Bankacılık bana ekonomiyi, riski, hedefleri ve sorumluluğu öğretti.

Daha yolun başında şunu fark ettim:

Bir ülkede bankacılık yapıyorsanız, aslında o ülkenin ekonomisinin nabzını tutuyorsunuz.

1999 Marmara Depremi ile iş hayatına başlamıştım.

O büyük sarsıntının yıllar sonra hayatımın bir metaforuna dönüşeceğini bilmiyordum.

Ardından 2001 ekonomik krizini gördüm. Bankalar battı, insanlar işlerini kaybetti. Türkiye yalnızca ekonomik değil, siyasi olarak da büyük bir değişimin eşiğindeydi.

Ben de bankacılıktan ayrılıp başka alanlara yöneldim.

Finans, lojistik, basın, üniversite, akademi…

Her sektör bana hayatın başka bir yüzünü gösterdi.

Bankacılık ekonomiyi, lojistik hayatın hareketini, basın toplumu, akademi ise bilginin dünyasını öğretti.

 Aslında meslek değiştirmedim; aynı ülkenin farklı yüzlerini gördüm.

Eğitim hayatım da hareketliydi.

Üç yüksek lisans, bir doktora…

 Ama diplomalar ve deneyim her zaman hak ettiğiniz karşılığı bulmanız için yeterli olmuyor.

Bazen hak ettiğim yerde olamadım, bazen emeğimin karşılığını alamadım.

 Ben de savruldum. 

Yıllar geçtikçe şunu öğrendim:

Kurumlar geçiyor. Makamlar geçiyor. Unvanlar geçiyor. İnsanlar da geçiyor. Geriye bıraktıkları iz kalıyor.

Belki de 27 yılın en değerli mirası, kazandığım unvanlardan çok hayatıma dokunan insanlar ve onların bıraktığı izler oldu.

Sonra pandemi geldi.

Dünya kapandı. Ardından hayat pahalılığı ve ekonomik sıkıntılar hayatımızın merkezine yerleşti.

Ben de uzun yıllar çalışmama rağmen ay sonunu zor getirdiğim, kredi ve kredi kartı ödemekten yorulduğum zamanlar yaşadım...

Üç yüksek lisans ve bir doktoraya devam edip yine de ekonomik olarak nefes almakta zorlanmak, eğitim ile hayat arasındaki mesafeyi bana çok net gösterdi.

 Ve sonra 2023…

Bu kez depremi televizyondan izlemedim.

Depremi yaşadım.

Gaziantep-Kahramanmaraş depreminde ölümle burun buruna geldim.

1999’da deprem iş hayatımın başlangıcındaydı.

2023’te ise hayatımın başka bir eşiğinde karşıma çıktı.

Depremden sonra yalnızca binaları değil, devleti, kurumları ve şehirleri de yeniden tartışmaya başladık..

İnsan ölümle bu kadar yakından karşılaşınca ister istemez duruyor:

Ne yaptım?

Ne yapamadım?

Neleri erteledim?

 Bundan sonra neyi kendim için yapacağım?

Bu soruların ardından 2023’te mesaili çalışma hayatımı noktaladım.

İstanbul’da başlayan iş hayatım, Gaziantep Üniversitesi’nde son buldu.

 Ama hikâyem bitmedi.

 Ben emekli oldum, hayallerim emekli olmadı.

Geleneksel aile anlayışı bize hep güvenli olanı seçmeyi öğretti:

“Garantili işin olsun.”

“Maaşın düzenli yatsın.”

“Risk alma.”

Ben de uzun süre bu yolda yürüdüm.

Fakat hayat bana şunu öğretti:

Bazen en büyük risk, insanın kendi hayatını hiç denemeden tüketmesidir.

 Bundan sonraki hayatımın en önemli kelimesi bağımsızlık.

Kendi kararlarımı verebilmek, kendi fikrimin peşinden gidebilmek, üretmek…

Yıllar boyunca kendimi bir fikir fabrikası gibi hissettim.

Bir fikir bitti, başka bir fikir başladı. Bazıları gerçekleşti, bazıları kâğıt üzerinde kaldı, bazıları ise hâlâ doğru zamanı bekliyor.

 Benim asıl sermayem fikirlerim oldu.

Yazdığım kitapların her birinde biraz da kendim var.

“ Nasıl Girişimci Olunur?” yıllarca biriktirdiğim deneyimlerin ve yeniden başlama cesaretinin bir parçası.

“ Mezopotamya Hediye” ise geçmişe baktığımda yalnızca tarihi değil, kendimi de bulduğumu hatırlattı. Bu kitap, yalnızca benim anılarımı değil; insanlık tarihinin binlerce yıllık birikimini, hafızasını ve izlerini taşıyan bir hafıza sandığı oldu.

Aslında yazdığım her kitapta biraz kendimi anlattım.

Bir cümlede, bir fikirde, bir hayalde…

1999’da İntizar’ın Sensiz olamam şarkısıyla başladım.

2023’te Ziynet Sali’nin seslendirdiği Ferdi Tayfur'un  “Bana da Söyle” şarkısı ile bitirdim.

Bir şarkıyla başlayan 27 yıllık çalışma hayatım, başka bir şarkıyla sona erdi.

27 yıl boyunca farklı siyasi dönemlere, seçimlere ve toplumsal değişimlere de tanıklık ettim.

Türkiye’nin iç siyasetinde anayasa değişiklikleri, yargı tartışmaları, başkanlık sistemine geçiş ve seçim süreçleri öne çıkarken; dış siyasette AB süreci, Suriye ve Irak politikaları,  Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel etkinliği artırma politikaları öne çıktı.

“Türkiye’nin dış politikası ile hukuk ve siyaset alanındaki tartışmalarda ve gündemlerde önemli değişimler yaşandı.”

Hükümetler, siyasi ve ekonomik gündemler, tartışmalar değişti; ancak insanların daha iyi bir hayat ve güvenli bir gelecek arayışı değişmedi. Türkiye’de insanlar eskisine göre daha şehirli, eğitimli ve teknolojiyle iç içe yaşarken, aile yapısı küçüldü; toplum ise ekonomik ve kültürel açıdan daha farklılaştı.

Ben de bütün bu değişimin içinde, 27 yıl boyunca çalışarak, üreterek ve öğrenerek kendi yolculuğumu sürdürdüm. Şimdi ise bu yolculuğun bir dönemini kapatırken, çalışmayı bırakmıyor; sadece çalışma biçimimi değiştiriyorum.

27 yılın sonunda kusursuz bir hayat görmüyorum.

 Ama vazgeçmemiş bir insan görüyorum.

1999’da genç bir üniversite mezunuydum.

Bir depremle başlayan çalışma hayatım vardı.

2023’te başka bir depremi yaşadım ve mesaili çalışma hayatımı kapattım.

Arada 27 yıl vardı.

Bu yıllarda şehirler değişti, işler değişti, insanlar değişti, Türkiye değişti, Dünya değişti.

Ben de değiştim.