Aileyi Kaybederseniz Her Şeyi Kaybedersiniz
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Aile, bir toplumun en küçük ama en önemli yapı taşıdır. Sağlam aileler olmadan güçlü bir millet, güçlü bir devlet inşa etmek mümkün değildir. Bir ülkede aile yapısı zayıflatılırsa, o ülkeyi işgal etmeye gerek kalmaz. Çünkü toplumu ayakta tutan değerler önce ailede şekillenir.
Peygamber Efendimiz'e (sav) ilk vahiy geldiğinde yaşadığı büyük heyecanı ve endişeyi ilk olarak eşi Hz. Hatice ile paylaşmıştır. Ona güvenmiş, ona sığınmış ve destek görmüştür. Daha sonra yakın çevresine, Hz. Ali'ye ve Hz. Ebubekir'e durumu anlatmıştır. Bu durum, aile bağlarının ve güven duygusunun ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
İslam, sadece fetihlerle değil; güçlü aile yapısı, adalet anlayışı, hoşgörüsü ve güzel ahlakıyla dünyanın birçok bölgesine yayılmıştır. Tarihimize baktığımızda da aile kurumunun toplumun temel direği olduğunu görürüz.
Geçmişin aile yapısıyla bugünkü aile yapısını karşılaştırdığımızda aradaki fark açıkça görülmektedir. Eskiden anne ve babaya büyük saygı gösterilir, onların sözleri değerli kabul edilirdi. Kardeşler ve akrabalar birbirine sahip çıkar, iyi günde de kötü günde de birlik içinde hareket ederdi. İnsanlarda Allah korkusu ve kul hakkı hassasiyeti vardı. Kimse kimsenin kuyusunu kazmaz, çıkar uğruna kardeşine sırtını dönmezdi.
Maddi imkânlar bugünkü kadar geniş olmasa da aileler kendi sorunlarını kendi içinde çözmeye çalışırdı. Aç da kalsalar, sıkıntıya da düşseler birbirlerine destek olurlar, dayanışmayı elden bırakmazlardı. Mal ve mülk hırsı bugünkü kadar hayatın merkezinde değildi.
Akrabalık bağları güçlüydü. İnsanlar birbirlerini ziyaret eder, büyüklerin sözüne kulak verir, aile içindeki güçlü olanlar zayıf olanlara destek olurdu. Kardeşlik sadece bir akrabalık bağı değil, aynı zamanda bir sorumluluktu.
Bugün ise ne yazık ki aile yapısında ciddi bir çözülme yaşandığını görüyoruz. Aynı şehirde, hatta aynı apartmanda yaşayan evlatların anne ve babalarını ziyaret etmediği zamanlar yaşanıyor. Maddiyat ön plana çıkarken maneviyat geri plana itiliyor. İnsanlar birbirine karşı daha mesafeli, daha bireysel ve daha çıkar odaklı hale geliyor.
Elbette her dönemin kendine özgü şartları vardır. Ancak toplum olarak bizi biz yapan değerleri koruyamadığımız da bir gerçektir. Geleneklerimiz, örf ve adetlerimiz, manevi bağlarımız zayıfladıkça huzurumuz da azalıyor. Aile bağlarının güçsüzleştiği bir toplumda yalnızlık, mutsuzluk ve güvensizlik kaçınılmaz hale geliyor.
Bu millet ne zaman kendi değerlerine, aile yapısına, geleneklerine ve manevi mirasına yeniden sahip çıkarsa; işte o zaman huzur, refah ve mutluluk da yeniden hayatımızda yer bulacaktır.
Aile meselesi sadece anne, baba ve çocuklardan ibaret değildir. Bu mesele, bir milletin geleceği meselesidir. Bu nedenle üzerinde uzun uzun düşünülmesi, konuşulması ve çözüm yolları aranması gereken önemli bir konudur.
Bu konuda daha söylenecek çok söz, yazılacak çok satır var. İnşallah ilerleyen yazılarımızda bu meseleye farklı yönleriyle değinmeye devam edeceğiz.
Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle...