AK PARTİ NE YAPTI? NEYİ YAP(A)MADI?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Açıkça ve açık yüreklilikle söylenebilir ki; yirmi beş yıldır iktidarda bulunan AK PARTİ, çok önemli icraatlara imza atmanın yanısıra; Türkiye’de hatta dünyada “Ezber bozan” yeniliklere de öncülük etti. Özellikle SAVUNMA SANAYİ, SAĞLIK, ULAŞIM, ENERJİ hatta DIŞ POLİTİKADA oyun kurma alanlarında dosta düşmana adeta parmak ısırtan dev hamleler yaptı. Buraya kadar tamam; esas mesele bunu halka anlatabiliyor mu? Nasıl anlatıyor? Burada göz boyayan reklamlardan bahsetmiyoruz. Belki buna “İcraatların tanıtımı” demek daha doğru. Eskiler bilir; rahmetli Turgut Özal her ay “İcraatın içinden” adı altında TV programıyla halka hitap ederdi. Şimdi böyle bir şey olmadığı gibi, her partide teşkilatlar bünyesinde koca koca tanıtım birimleri var ama maalesef işlevi tartışılır durumda.
Burada Ak Parti neyi yapamadı? sorusu içerisinde, Ak Parti Hükümetleri değil de; Ak Parti teşkilatları neyi yapamadı? sorusunu sormak daha doğru olur belki de.
Kısacası bunca yapılan güzel ve yenilikçi icraatları Ak Parti teşkilatları halka anlatabildi mi? Anlatabiliyor mu? Bence hayır. Peki kolay mı? Yine hayır.
Çünkü bir siyasi iktidarın icraatlarını anlatmasının en tabii yolu “Eskisi ile kıyaslamaktır.” İktidar süresi uzun olunca, doğal olarak Türkiye’nin eski durumunu anlatmak da bir hayli zor olmaktadır. Tıpkı eskilerde İstanbul’a gelip denizi ilk kez gören bir Erzurumlunun köyüne gittiğinde; denizin büyüklüğünü ancak emmisinin buğday kaynattığı büyük kazanla kıyaslayıp, “Bu deniz dedikleri, ben diyeyim emmimlerin kazanından 100 Bin kazan su, sen deyiver 100 milyon kazan su ile doludur ha, işte öle gardaş!” diye tarif etmesi gibi zordur bilhassa gençlere eski Türkiye’yi tarif etmek ve anlatmak.
Bu günün gençlerine;
• Paramızla bile silah ve mühimmat alamadığımızı, İsrail’den paramızla satın aldığımız “Heron” adındaki İHA-SİHA’ları bir türlü teslim alamadığımızı, aldıklarımızı da onların izin verdiği ölçüde kullanmak zorunda kaldığımızı,
• Eskiden okullar açıldığında bütün velilerin ilk ay harıl harıl kitapçılarda ders kitabı aradığını,
• Hastane kuyruklarına sabah ezanı vakti girildiğini, hastanede parası çıkışmayanın senet yapıp çıkabildiğini, bebeklerin rehin alındığını,
• Okullara öğrencilerin yakacak odunla gittiklerini,
• Su, margarin, gaz ve tüp kuyruklarını,
• Şehirlerarası yollarda bozuk yollarda adeta “Off-Road” yaptığımızı, şehirlerarası seyahatlerde şimdi 5 saatlik yolların eskiden 10-15 saat sürdüğünü vs vs nasıl anlatacaksınız?
Daha dün Türkiye’nin Yerli Otomobilinin tanıtımını cebindeki son model telefonuyla canlı olarak izleyen bir gence, bu ülkede bir zamanlar fabrika çıkışı sağ ayna olmadan Tofaş ve Renault araç üretilip satıldığını nasıl anlatacaksınız? Üstelik bu arabaların sıraya yazılarak temin edildiğini nasıl izah edeceksiniz?
Siyaset zor iş, yenilikçi icraatlar daha da zor bir iş ama bunu seçmene ve özellikle genç nesle anlatabilmek ise çok çok zor bir iş. Peki neden özellikle gençlik diyoruz ve en önemli kesim olarak gençliği görüyoruz? Çünkü her seçimde yüzbinlerce genç ilk defa oy kullanırken malesef Ak Parti, kuruluşundan bu yana genç kesimden almak istediği ve çok arzuladığı oy oranını yakalayamıyor.
Ak Parti’nin neyi yapamadığı bağlamında ve tüm bu gerçekler ışığında diyoruz ki;
“Bir gözün önüne gelen bir çöp koca bir dağın görünmesine engel olabilir.”
Saydığımız bunca yenilik ve güzel icraatlara rağmen, Ak Parti’nin bilhassa gençlerden istenen oyları alamaması ve son yerel seçimde İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve Antalya gibi önemli belediye başkanlıklarını kaybetmesi gösteriyor ki, bırakın dağların gözükmesine çöplerin engel olmasını; bu dağları kapatan koca koca **“Kütük”**lerin olduğunu söyleyebiliriz.
Milletvekilleri, bakanlar ve belediye başkanlarının hatta bürokratların da katıldığı şan, şöhret, mevki ve makam hırsı yarışları adeta vatandaşla hükümet arasında bir set oluşturuyor.
Birkaç örnek verelim:
1- Seçilmişlerin, teşkilat yöneticilerinin hatta bir kısım bürokratın “Hizmetkar olmaya geldik” vaadiyle oturdukları makamlarda, israf içinde ve halktan kopuk yaşamaya başlamış olmaları, gösterişli makam odaları, makam araçları, çakar-siren koruma gibi imkanları halka karşı birer tahakküm aracı olarak kullanmaları.
2- Kadın ve yaşlı kitlesine nispeten dokunabildiği halde, genç kitleye istenilen seviyede dokunamıyor olması.
3- İcraatlarını halka anlatırken; tüm kesimi kucaklayacak SİYASET DİLİNİ VE ÜSLUBUNU yakalayamıyor olması ve halkın gündeminden uzak söylemler geliştirmesi.
4- Ak Parti hükümetlerinin kurulduğu ilk yıldan bu güne kadar, yıkacağız dediği BÜROKRATİK OLİGARŞİYİ bir türlü yıkamaması, aksine büyütmüş olması.
5- Hemen her seçim sonunda; “Mesajı aldık, gerekli aksiyonları alacağız” denmesine rağmen, halkı tatmin eden aksiyonların alınmaması, beklentilerin boşa çıkması.
6- Bilhassa adaylık sürecinde, yerelden çok merkezin etkili kılınması ve EMR-İ VAKİ adaylarla olumsuz sonuçların alınması.
Netice-i kelam; siyaset, halka hizmet için bir araçtır. Halkın tüm kesimi de, (Genç, yaşlı, kadın, engelli, işçi, memur, esnaf, öğrenci) siyasetin ürettiği kazanımları kendi üzerinde görmek istiyor. Ülkenin sosyal ve teknolojik yöndeki gelişmesinin hayatına, ekonomik yöndeki gelişmesinin cebine yansımasını arzu ediyor. Bilhassa israf ve gösteriş ve dindarlık konularında söylem ve eylem birliği istiyor. Siyaset dilinin ve üslubunun daha nazik olmasını istiyor vesselam.
Kalın sağlıcakla...