BİR ŞAM HİKAYESİ: SÜVEYDA

BİR ŞAM HİKAYESİ: SÜVEYDA

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 1, 2026 - 13:19

Bir zamanlar sadece taş evleri, üzüm bağları ve sessiz Dürzî köyleriyle bilinen;Osmanlı mirasının en güzide örneği olan Süveyda, artık Suriye haritasında bambaşka bir renkle parlıyor. Şehrin yeni lakabı: Küçük Venezuela. İlk duyduğunuzda kulağa tatlı bir benzetme gibi geliyor; Latin ezgileri, sıcak kahveler, belki biraz salsa... Fakat Süveyda’nın bu unvanı, sadece güneşli Güney Amerika nostaljisinden ibaret değil.

Yıllar önce bu dağlık bölgeden Venezuela’ya uzanan göç hikâyeleri, şimdi tersine akmaya başladı. Latin Amerika’da iş kurmuş, evlenmiş, orada çocuk büyütmüş binlerce Süveyda kökenli aile,tüm Latin maiyeti ile birlikte yeniden memleket topraklarına dönüyor. Dönüşleriyle birlikte şehir sokaklarında İspanyolca kelimeler, Latin usulü kahvehaneler ve renkli duvar resimleri belirdi. Bazı gençler artık “mañana” demeyi “yarın” demekten daha doğal buluyor.

Ama kabul edelim; her dönüş hikâyesinin yanında bavuldan çıkan birkaç sır da olur. Süveyda’nın ticari canlılığını sadece nar şarabına ya da otantik sabun üretimine bağlamak biraz fazla iyimserlik olurdu. Şehir, Akdeniz limanlarına uzanan dolaylı rotaları ve sınır ticaretindeki maharetiyle artık yalnızca bir dağ kenti değil, deniz kokan bir kara limanı. Gemiler görünmüyor ama 'mallar' bir şekilde geliyor; gidenin de izini sürmek pek kolay olmuyor.

Yerel söylentiler, şehirdeki yeni zenginlerin çoğunun “Venezuela bağlantılı” olduğunu anlatıyor. Hani şu eski dostların yeni iş alanları dediğimiz cinsten… Ticaretin konusu ne, derseniz — anlatanlar sessizleşiyor, dinleyenler gülümsüyor. Kimi “baharat” diyor, kimi “ilaç.” Herkesin anladığı başka. Yine de kimsenin dili yanmasın diye, “hava biraz yoğun” demekle yetiniyorlar. Bu şehirde mecaz, bazen en güvenli para birimi oluyor.

Resmî makamlar elbette bu söylentilere mesafeli. “Abartılı haberler” diyorlar. Fakat sokakta konuşulan, kahvede fısıldanan şeyler başka: Latin Amerika rüzgârının yalnızca müzik değil, biraz da cesaret taşıdığı... Ve cesaretin, zaman zaman fazlasının iyi gelmediği.

Yine de Süveyda’yı bütünüyle yargılamak haksızlık olur. Şehir, savaşın ortasında nefes almaya çalışan, geçmişle geleceği bir arada tutmaya uğraşan bir yer. Latin göçmenlerin getirdiği sermaye, renk ve yenilik; ekonomiye canlılık, gençlere umut kattı. Kimi için Küçük Venezuela bir hayal, kimi için geçim yolu, kimisi içinse yalnızca bir lakap.

Belki de mesele şu: Süveyda, bugün ne tamamen Suriye, ne de tamamen Venezuela. İki dünyanın da gölgesinde, kendi ritmini arayan bir şehir. Rüzgâr Latin’den esiyor, ama yönünü hâlâ Şam belirliyor. Ve o rüzgâr bazen kahve kokuyor, bazen biraz daha keskin... ama kimse burnunu fazla sokmak istemiyor.