Hz. Şuayp’ın Kavmine Benziyor muyuz?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Her devrin bir çıkmazı, bir putu, bir ucubesi olmuştur, oluyor ve olacak gibi görünüyor. Çünkü insanların istekleri teknolojiye göre değişkenlik gösterip o anki insanların el birliğiyle oluşturduğu soyut zamanın ruhuna uygun bir hileye entegre olmaya meyilli. Tıpkı Hz. Şuayp’ın yaşadığı dönemde terazide yapılan hilenin revançta olması gibi.
Ne kadar basit gibi görünüyor, değil mi?
Terazide hile.
Nolacak, değil mi?
Terazide ne kadar hile yapılabilir ki?
O dönemde kaç kilo ağırlık tartan terazi vardı ki?
Bu terazi nasıl bir değer ki, dünyayı yaratan Rab'bimiz Allah (c.c.)'nün insanlara hayat nizamı olarak uymaları karşılığında huzur bulacakları Kur'an-ı Kerim’de yer bulmuş?
Hayret verici değil mi?
Medyen halkı ticaretle iç içe bir yaşam sürüyordu ve piyasada hileyi sistemleştirmişlerdi. Başkalarından mal satın alırken büyük ölçek/kantar kullanarak haklarından fazlasını almaya çalışır, başkalarına satış yaparken ise küçük ölçek/terazi kullanarak eksik tartarlardı.
Peki günümüzde bu hâl sistematik yapılmıyor mu?
Modern dünyada tonlarca ağırlığı tartan kantarlarımız var. Küçük gramajlı ve kilogram ölçekli tartılarımızda da çok değersiz bir ürün koruyucusu veya saklayıcısı, çok pahalı olan ürün ile eşdeğer fiyat olarak tartılıp satılmıyor mu?
Cips paketlerinin, deterjan kutularının veya bakliyat ambalajlarının yarısından fazlasının azot gazı ya da boşlukla doldurulması... Tüketici kiloyu veya hacmi aldığını sanırken aslında parayı havaya öder.
Çikolataların, bisküvilerin veya sıvı sabunların gramajlarının gram gram azaltılması, ancak ambalaj boyutunun ve fiyatının aynı tutulması... Bu, modern dünyanın en yaygın "göz boyama" tartı hilesidir.
Et, tavuk veya deniz ürünlerinde raf ömrünü uzatmak veya ağırlığı suni olarak artırmak için yüksek basınçla suya veya kimyasal solüsyonlara batırılması... Eve götürülen tavuk pişerken ya da erirken suyunu salıp küçülür; ama tüketiciden o suyun da kilosu başına para alınmıştır.
Hazır gıdalarda (örneğin sucuk, salam, baharatlar veya unlu mamuller) maliyeti düşürmek için ucuz dolgu maddelerinin (nişasta, soya, yabancı maddeler) ürünün asıl hammaddesiymiş gibi aynı tartıda tartılarak satılması... Miktar tamdır ama içerik hilelidir.
Makam ve yetki sahiplerine lüzumlu hâllerde harcamaları konusunda verilen paranın kendi istek ve hevalarına göre fütursuzca kullanılması...
Liyakatsız kişilerin kendi yandaşlarına düzenlediği ihalelerde bir ürün veya hizmetin normal piyasa değerlerinin onlarca, yüzlerce kat fazlasına verilmesi...
Tüm bunlar, modern çağımızın Şuayp (a.s.) kavminin yaptığı ve dolayısıyla ayetlerle uyarıldığı fitne, fesat ve toplumda kaos çıkarma bozgunculuğundan başka bir şey değildir.
Bu oyun, sinsi ve hilekâr şeytanın fitnesinden başka bir şey olabilir mi?
Vicdan, merhamet ve adalet bunun neresinde?
Medyen halkı tahta terazinin kefesini hileyle indirirken, modern insan da ihale ve nefsine göre harcama, su enjeksiyonları ve gizli gramaj düşüşleriyle teknoloji ve paketleme endüstrisiyle evrilmiş, günümüze uyarlanmış hâlleri tıpkı sinsi ve hilebaz şeytanın insanların içinde vuku bulmuş hâlinden başka bir şey değildir.
Modern insanlarımız aynı hilenin versiyonunu sürdürmektedir.
Rab'bimiz olan Allah, huzurun ve adaletin teminatı olan hayat nizamında buna büyük bir parantez açtı. Çünkü mesele tartılan malın azlığı değil, niyetteki bozulma ve güvenin sarsılmasıydı.
İşte tam da meselemiz bu: Niyetlerimizdeki bozulma. Bu hileleri yaparken adalet terazisinden saparak niyetimizin sinsi şeytana meyletmesi ve onun istediğinin yapılması.
Hud Suresi 84. Ayet: "Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Onlara şöyle dedi: 'Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Ölçüyü, tartıyı eksik tutmayın. Ben sizi maddî bakımdan iyi bir durumda görüyorum; ama doğrusu hakkınızda kuşatıcı bir azap gününden de korkuyorum.'"
Şuayb (a.s.), Medyen halkını bu işi terk etmemesi, devam etmeleri durumunda bir azap gününün olacağını ve kendisinin de azap gününün olmasından korktuğunu belirtmiş.
Hûd Suresi, 85. Ayet: "Ey kavmim! Ölçüyü, tartıyı adaletle tam yapın; insanların mallarının değerini düşürmeyin [eşyalarını eksik vermeyin], yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
Şuayp (a.s.), ölçüyü, tartıyı hileli yapanların ve malın değerini düşürmenin yeryüzünde bozgunculuk yapmakla eşdeğer tutarak insanların bundan vazgeçmelerini istiyor.
Hûd Suresi, 86. Ayet: "Eğer müminseniz Allah’ın bıraktığı (meşrû) kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben üzerinize bir bekçi değilim."
Eğer iman etmiş müminler iseniz meşru kazancın daha hayırlı olduğunu ve bunları ifade ederken de üzerlerinde bekçi olmadığını, sadece Allah (c.c.)'nün emirlerini ilettiğini belirtmiştir.
Şuara Suresi 181. Ayet: "Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın."
Şuara Suresi 182. Ayet: "Doğru terazi ile tartın."
Şuara Suresi 183. Ayet: "İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
Tefsirlerde ölçüde ve tartıda hile yapmak, sadece iki kişi arasındaki ticari bir anlaşmazlık olarak görülmemiştir. Bu durum, toplumdaki güven ve emniyet zincirini kökünden koparır. Güvenin bittiği yerde kin, nefret, anarşi ve kan dökülmesi baş gösterir; bu yüzden ayetteki eksik tartma eylemi doğrudan "yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak" (fesat) olarak nitelendirilmiştir.
Hz. Şuayb'ın kavminin bu ikazları dikkate almaması sonucunda, şiddetli bir gürültü ve gök gürültüsüyle (veya sıcak bir bulutun altındaki azapla) helak oldukları Kur'an'da bildirilmektedir.
Aklı olan, tefekkür eden, iman edenler için büyük bir ibret vardır. Rab'bim bizi İslam dini üzerine ayaklarımızı sabit kılsın. Helak olmuş kavimlerden eylemesin inşallah.