HAYMANA TARİHİN SON KALESİ
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bugün Ankara’nın ilçelerinden biri olarak gördüğümüz Haymana, Millî Mücadele yıllarında sıradan bir Anadolu coğrafyası değildi. Haymana, Ankara’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve bağımsızlık idealinin önündeki son savunma hattıydı.
Yunan ordusunun hedefi belliydi, Ankara’ya ulaşmak, TBMM’yi etkisiz hâle getirmek ve Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini sona erdirmek.
Fakat karşılarında Haymana vardı ve Haymana geçilmeden Ankara’ya ulaşılamadı. İşte bu nedenle Haymana’ya yalnızca bir ilçe olarak bakmak, tarihe haksızlık etmektir. Çünkü burada verilen mücadele, bir ilçenin değil, bir milletin varlık mücadelesidir.
HAYMANA’DA 22 GÜN 22 GECE SÜREN DESTAN
23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında 22 gün 22 gece süren Haymana Meydan Muharebesi, Türk tarihinin en kritik dönüm noktalarından biridir.
Mangaldağı, Gedikli, Türbetepe, Köseaptallı, Harhor, Güzelcekale, Çaldağı, Şerefligökgözü üç tepe mevki.
Bugün belki birçoğumuz için yalnızca birer yer adıdır. Oysa bu tepelerin her karışında bir kurşunun izi, bir şehidin kanı, bir annenin gözyaşı ve bir milletin istiklâl iradesi vardır.
23-24 Ağustos Mangaldağı Muharebeleri, 25-27 Ağustos Gedikli Muharebeleri, 26-27 Ağustos Türbetepe ve Köseaptallı Muharebeleri, 27-30 Ağustos Harhor Muharebeleri, 27 Ağustos-2 Eylül Güzelcekale Muharebeleri ve 30 Ağustos-3 Eylül Çaldağı Muharebeleri. Bunların her biri Millî Mücadele tarihimizin kanla yazılmış sayfalarıdır.
Özellikle Güzelcekale Muharebeleri, Türk ordusunun ağır kayıplar verdiği bu mücadelede, 3.824 askerimiz şehit olmak üzere 8.540 zayiat verilmiştir.
“O SATIH BÜTÜN VATANDIR”
Sakarya Meydan Muharebesi denildiğinde hepimizin zihninde Mustafa Kemal Atatürk’ün o tarihî sözü belirir, “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.”
Bu söz, yalnızca bir askerî emir değildi. Bir milletin savunma anlayışını değiştiren tarihî bir karardı. Artık savunulacak tek bir mevzi yoktu.
Vatanın tamamı savunulacaktı.
Türk ordusunun geri çekilmesiyle kaybedilecek her karış toprak, bağımsızlığın kaybedilmesi anlamına geliyordu. Haymana’nın tepelerinde verilen mücadele de bu anlayışın en ağır şekilde yaşandığı cephelerden biriydi.
Haymana Ankara’ya açılan kapıydı, burada geri çekilmek, Ankara’yı tehlikeye atmaktı. Burada direnmek, Türkiye’nin geleceğini savunmaktı. İşte bu yüzden Haymana’ya “Son Kale” demek, yalnızca bir slogan değildir. Bu ifade, tarihin bize bıraktığı bir sorumluluktur.
84 KÖY İŞGAL EDİLDİ
Savaşın acısı yalnızca cephede yaşanmadı. Haymana’nın 84 köyü işgale uğradı. Yunan ordusunun ilerleyişi karşısında Haymana boşaltılmaya başlandı. Askerlik Şubesi önce Karagedik köyüne, ardından Nallıhan’a geçici olarak nakledildi. Bir tarafta cephede savaşan Mehmetçik, diğer tarafta köyünü, evini, tarlasını terk etmek zorunda kalan insanlar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, herkes aynı savaşın içindeydi. Çünkü Millî Mücadele sadece cephedeki askerlerin savaşı değildi. Bu, topyekûn bir milletin savaşıydı.
HAYMANA’NIN TOPRAĞINDA ŞEHİTLERİMİZ VAR
Sakarya Meydan Muharebesi’nde Türk ordusunun bilinen zayiatı; 5.713 şehit, 18.480 yaralı, 828 esir ve 8.629 kayıp olmak üzere toplam 33.650 olarak ifade edilmektedir. Bu rakamlar birer istatistik değildir. Her rakamın arkasında bir insan vardır.
Bölgede gerçekleştirilen araştırmalarda jeoradar çalışmalarıyla çok sayıda şehitlik alanının tespit edilmesi, bize hâlâ keşfedilmeyi bekleyen büyük bir tarihî mirasın bulunduğunu göstermektedir. Haymana’nın toprağı yalnızca tarih anlatmıyor. Toprağın kendisi konuşuyor, yeter ki dinleyelim.
TARİHİ MİRAS, SADECE TURİZM DEĞİLDİR
2015 yılında Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Millî Parkı’nın ilan edilmesi önemli bir adımdır.
Haymana ve Polatlı ilçelerinde yaklaşık 138.500 dekarlık alanı kapsayan Millî Park, Sakarya Meydan Muharebesi’nin gerçekleştiği coğrafyanın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşımaktadır. Zaman içerisinde ziyaretçi merkezleri, tanıtım birimleri ve şehitlik çalışmaları yapılmıştır.
Evliyafakı Şehitliği, Kışla Hastanesi Şehitliği, Haymana’da Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan’ın kabri, Karahoca mevzileri, bunların her biri kıymetlidir. Ancak artık daha büyük düşünmenin zamanı gelmiştir.
Haymana bir açık hava tarih müzesine dönüştürülmelidir.
Mangaldağı’ndan Çaldağı’na, Türbetepe’den, Karahoca’dan, Güzelcekale’ye kadar bütün savaş alanları birbirine bağlanmalıdır.
Siperler korunmalı ve şehitlikler ihya edilmeli. Savaşın gerçekleştiği alanlara tarihî bilgilendirme panoları yerleştirilmeli. Yürüyüş ve tarih rotaları oluşturulmalı. Öğrencilerin, araştırmacıların ve tarih meraklılarının bölgeyi gezerek Millî Mücadele’yi yerinde öğrenebileceği “Haymana Son Kale Tarih Rotası” hayata geçirilmelidir.
Çünkü tarih kitapta okunabilir, ama bazı tarihleri toprağın üzerinde yürüyerek anlamak gerekir.
HAYMANA TARİH KİTAPLARINDA HAK ETTİĞİ YERİ ALMALI
Burada artık açıkça söylememiz gereken bir gerçek var ki Haymana, tarih yazmış fakat tarih kitaplarında hak ettiği yeri yeterince alamamıştır.
Sakarya Meydan Muharebesi anlatılırken Haymana’nın adı geçmektedir. Ancak Haymana’nın savaşın kaderindeki ağırlığı, fedakârlığı ve stratejik önemi çoğu zaman birkaç cümleyle geçiştirilmektedir. Oysa Haymana yalnızca savaşın geçtiği bir coğrafya değildir. Haymana, savaşın en kritik ve en kanlı cephelerinden birinin adıdır.
Mangaldağı’nda, Türbetepe’de, Güzelcekale’de, Çaldağı’nda ve daha nice isimsiz tepede Türk askerinin kanı vardır.
Haymana halkı, Millî Mücadele’nin en ağır günlerinde vatan savunmasının bedelini canıyla, malıyla ve yurduyla ödemiştir.
Buna rağmen Haymana’nın adı, Millî Mücadele tarihimizde hak ettiği ağırlıkta anılmamaktadır. Artık bu tarihî eksiklik giderilmelidir, çünkü tarih yalnızca zaferleri anlatmak değildir. Tarih, hakkı teslim edilmeyenlerin de hakkını teslim etmektir.
TBMM, HAYMANA’NIN KAHRAMANLIĞINI TESCİL ETMELİDİR
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Millî Mücadele’nin yürütüldüğü ve Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı en önemli kurumdur. Bugün TBMM’nin önünde tarihî bir sorumluluk bulunmaktadır. Haymana’nın Millî Mücadele’deki rolü resmî olarak tanınmalı ve Haymana’ya hak ettiği kahramanlık payesi verilmelidir. Bu, yalnızca Haymana’ya verilmiş bir unvan olmayacaktır.
Bu, Haymana’da şehit düşen binlerce Mehmetçik ile cephe gerisinde fedakârlık yapan kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve Millî Mücadele’nin bütün isimsiz kahramanlarına verilmiş bir vefa nişanesi olacaktır.
TBMM tarafından Haymana’nın Millî Mücadele’deki tarihî rolünü ortaya koyan özel bir karar alınabilir. Haymana’nın tarihî savunma ve direnişindeki eşsiz rolü Meclis kararıyla tescil edilebilir.
Haymana’ya “Kahraman Haymana” veya tarihî kimliğini daha güçlü ifade edecek şekilde “Son Kale Haymana” unvanı verilebilir. Bu, sıradan bir isim değişikliği değildir. Bu, tarihî bir hakkın teslimidir. Çünkü Haymana bir ayrıcalık istemiyor, Haymana, hakkının teslim edilmesini istiyor.
BİR UNVAN DEĞİL, BİR VEFA BORCU
Bugün bizler özgürce konuşabiliyor, bayrağımızın altında yaşayabiliyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olarak geleceğe bakabiliyorsak, bunu bize bırakanların fedakârlığını unutmamak zorundayız. Haymana’nın kahramanlığının tanınmasını istemek, geçmişe takılıp kalmak değildir. Tam tersine, geleceği sağlam kurmanın şartıdır. Çünkü geçmişine sahip çıkmayan bir millet, geleceğini de başkalarının insafına bırakır.
TBMM’nin duvarlarında yazan, “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” sözü, bir asır önce Haymana’nın tepelerinde can veren Mehmetçiklerin mücadelesiyle anlam kazanmıştır.
O hâlde Meclis’in de bugün o kahramanlara karşı vefa borcunu yerine getirmesinin zamanı gelmiştir.
TBMM, Haymana’nın kahramanlığını tanımalıdır, Haymana’nın adı tarih kitaplarında hak ettiği yeri almalıdır. Millî Mücadele’nin Haymana cephesi eğitim müfredatında daha güçlü biçimde anlatılmalıdır. Savaş alanları korunmalı, şehitlikler ihya edilmeli ve Haymana bir açık hava tarih müzesi hâline getirilmelidir ve Haymana’nın tarihî kimliği devlet tarafından resmî olarak tescil edilmelidir.
Haymana’da Şehit düşen Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan ve Tirebolulu yiğitlerin torunlarına da devlet madalyası verilmelidir diye düşünüyorum. Bütün şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet diliyorum.
Allah’a ısmarladık.