30 Ağustos Zaferinin Aynasından Bugün

30 Ağustos Zaferinin Aynasından Bugün

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 30, 2026 - 00:24

Tarih, sadece geçmişteki zaferleri anmak için değil, bugünün çelişkilerini yüzümüze vurmak için de vardır.

Önümüzde yine 30 Ağustos Zafer Bayramı. Protokol sıraları dizilecek, kürsüler hamasi nutuklarla dövülecek.

Peki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türk milletinin Dumlupınar’da kanla mühürlediği "tam bağımsızlık" ve "milli egemenlik" ruhundan bugünün siyasetine ne kalıyor?
Koca bir şekilcilik ve ironi sarmalı.

Gelin, o aynayı önce iktidarımıza tutalım.

Her millî bayramda gökyüzüne fırlatılan savunma sanayii projeleriyle, askeri güç gösterileriyle övünmekte üstümüze yok. Elbette yerli hamleler kıymetlidir ancak sormak gerekir: Gençler inin yarısının vize kuyruklarında "buralardan kaçış" bileti aradığı, mutfak taki enflasyon yangınını söndürmek için Merkez Bankası ’nın faiz butonuna dualarla basıldığı bir ülke, Atatürk’ün "Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılamazlarsa mahkumdurlar." uyarısının tam olarak neresindedir?

Ekonomik egemenliğini küresel piyasaların ve sıcak para tefecilerinin iki dudağı arasına teslim edip, kürsülerden "anti-emperyalizm" dersi vermek, sadece bizim siyasetimize özgü muazzam bir mizahi yetenektir.
"Tam bağımsızız" nidası yükselirken, dış borç taksiti için kapı kapı gezen bir siyasi yönetim anlayışını ancak ayakta alkışlayabiliriz; zira bu çelişkiyi sürdürmek büyük bir sabır işidir.

Madalyonun diğer yüzünde ise Atatürk’ün kurucu değerlerinin "tapu sahibi" olduğunu iddia eden muhalefetimiz duruyor.

Onlar için 30 Ağustos ruhu; yılda bir kez fener alayında yürümek, sosyal medyada afili Atatürk fotoğrafları paylaşıp "İzindeyiz" mesajı atmaktan ibaret.

Atatürk’ün vizyonu, yüzyıl önce dönemin en radikal, en ilerici ve rasyonel hamlelerini yapmaktı.

Bugünün muhalefeti ise kurucu liderin mirasını çağın ötesine taşıyacak tek bir somut proje üretemezken, parti içi koltuk kavgalarında kurmay dehası sergilemektedir!
Memleket dertlerine derman olmak yerine, kurucu değerleri başarısızlıklarına siper eden, vizyonsuzluğu "Atatürkçülük" maskesiyle kapatmaya çalışan bir muhalefet, adeta bir "Atatürk’ü Anma ve Koruma Derneği" kıvamında faaliyet göstermektedir.

Dumlupınar’da strateji dehası konuşurken, bugün kurultay salonlarında delege avcılığı yapılması tarihin en büyük ironisidir.

En acısı da 30 Ağustos, kadınıyla erkeğiyle, köylüsüyle kentlisiyle bu milletin en büyük ortak harcıyken; bugünün siyasileri bu muazzam birleştirici gücü bile bir kutuplaşma aparatı haline getirmeyi başardılar.

Bayramlar kenetlenme vesilesi değil; kimin daha çok milliyetçi, kimin daha az cumhuriyetçi olduğunu kanıtlamaya çalıştığı yapay poligonlara dönüştü.

Tüm bu siyasi tiyatronun ötesinde, üzerinde hiçbir gölgenin duramayacağı tek bir gerçeklik var: Dönemin küresel güçlerine meydan okuyan, cephede kazandığı zaferi laik, modern ve bilimsel bir cumhuriyetle taçlandıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve çarıksız, cephanesiz olmasına rağmen onurunu çiğnetmeyen, siyasetin yapay kavgalarına feda edilemeyecek kadar asil olan Yüce Türk Milleti.

Bu iki gerçekliği ayakta alkışlıyorum.

Siyaset kurumu bu şanlı mirası kendi küçük hesaplarına alet etmeyi bıraktığı gün, 30 Ağustos gerçekten kutlanmış olacaktır.

O güne kadar izlediğimiz, 30 Ağustos zaferi'nin gerçek ruhu değil, sadece görkemli gölgesi olacaktır.
Bizlere, 30 Ağustos Zaferini yaşatan Mustafa Kemal Atatürk ve Aziz Türk Milleti'ne teşekkür ederim.
Zafer Bayramımız Kutlu olsun

Olamaz Türk'e baş,
Türküm demeyen.