Kocatepe’den Dumlupınar’a: Bir Milletin Hürriyet İradesi ve Dinmeyen Zafer Ruhu
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Tarihin akışını değiştiren, bir milletin kaderini kendi elleriyle baştan yazdığı kırılma noktaları vardır. Türk milletinin modern tarih sahnesindeki en büyük, en görkemli ve en sarsılmaz dönüm noktası ise hiç şüphesiz 30 Ağustos 1922’dir. Bu tarih; sadece askeri bir başarının takvimi değil, yüzyıllardır süren geri çekilişin bittiği, "bitti" denilen yerden bir anka kuşu gibi yeniden ayağa kalkıldığı gündür.
26 Ağustos şafağında Kocatepe’de atılan o ilk kararlı adım, alelade bir askeri stratejinin çok ötesindeydi. Toprağa düşen her damla alın terinin, her canın hür yaşama arzusunun toplu bir haykırışıydı. Dönemin parıldayan dehası Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonu, imkânsız denileni sarsılmaz bir inançla birleştirdi. Türk ordusu, Dumlupınar'da sadece işgalci güçleri değil, o güçlerin bu aziz millete biçtiği esaret kefenini de tek bir yumrukta yırtıp attı.
Bugün 30 Ağustos’u sadece resmi törenlerle, caddeleri süsleyen bayraklarla anmak yeterli değildir. Bu zaferin ardındaki derin felsefeyi, sosyolojik altyapıyı ve sarsılmaz ruhu anlamak gerekir. Emperyalizme karşı verilen bu ilk ve en net büyük savaş, dünyadaki tüm mazlum milletlerin de bağımsızlık meşalesi olmuştur. Kadını, erkeği, genci ve yaşlısıyla omuz omuza veren bir halk; bağımsızlığın parayla, teknolojiyle ya da sayısal silah üstünlüğüyle değil, tam bağımsızlık inancıyla kazanılacağını tüm dünyaya kanıtlamıştır.
Tam da bu noktada, yüz yılı aşan bu şanlı mirasın asıl koruyucusu ve geleceği olan Türk gençliğine büyük bir görev düşmektedir. Büyük Önder Atatürk, kurduğu Cumhuriyeti ve kazandığı zaferleri her zaman gençliğe emanet etmiştir. Sevgili gençler; bugün sizlerin elindeki kalem, bilgisayar tuşları, laboratuvardaki deney tüpleri ve ürettiğiniz her yenilikçi fikir, aslında 1922 şafağında atılan o kararlı adımların günümüzdeki devamıdır.
Sizlerin cehalete, dogmalara ve imkânsızlıklara karşı vereceğiniz her fikir mücadelesi, Kocatepe’deki hürriyet ateşini harlayacaktır. Dünyanın neresinde olursanız olun, hangi işi yapıyorsanız yapın, içinizdeki o "zafer ruhunu" ve bağımsızlık karakterini asla kaybetmeyin. Unutmayın ki, 30 Ağustos’u taçlandıran o yüksek ruh, bugün sizin damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur. Teknolojide, bilimde, sanatta ve sporda elde edeceğiniz her küresel başarı, bu topraklarda özgürce nefes almamızı sağlayan kahramanlara borcumuzu ödemenin en güzel yoludur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri, kazanılan zaferin büyüklüğünü en net şekilde özetler: "Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır." Bu ebedi muhafızların bıraktığı miras, bugün üzerinde özgürce nefes aldığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin en sağlam harcıdır.
Cumhuriyeti bilimle, akılla, sanatla, üretimle ve çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkararak ileriye taşımak her birimizin asli görevidir. Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları bize canları pahasına vatan kılan tüm aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi sonsuz saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!