MAHREMİYET MASKESİ: HASTAYI KORUYOR GİBİ YAPIP KENDİNİ AKLAMAK

MAHREMİYET MASKESİ: HASTAYI KORUYOR GİBİ YAPIP KENDİNİ AKLAMAK

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 1, 2026 - 13:15

PSİKİYATRİDE MAHREMİYET VAZGEÇİLMEZDİR. ANCAK ARTIK ÇOK ÖNEMLİ BİR AYRIMI AÇIKÇA YAPMAK GEREKİYOR: HASTANIN SIRRINI SAKLAMAK BAŞKADIR; KENDİ HATALARINI, MESLEKİ KUSURLARINI, ETİK İHLALLERİNİ, İSTİSMAR NİTELİĞİ TAŞIYABİLECEK DAVRANIŞLARINI VE SUÇ TEŞKİL EDEBİLECEK EYLEM VEYA İHMALLERİNİ “HASTA MAHREMİYETİ” PERDESİNİN ARKASINA SAKLAMAK BAMBAŞKA.

Çünkü bazen dışarıdan bakıldığında ortada örnek bir etik duruş varmış gibi görünebilir:

“Bakın, ben konuşmuyorum.”

“Bakın, hastam hakkında tek kelime etmiyorum.”

“Bakın, mahremiyete ne kadar saygılıyım.”

Ve ardından alkış...

Ne kadar etik bir hekim!

Ne kadar profesyonel!

Ne kadar duyarlı!

Peki bir dakika.

Sizden hastanın çocukluğunu, travmalarını, tanısını, tedavisini veya özel hayatını açıklamanızı isteyen kim?

Soru bu değil.

Soru şu:

Siz ne yaptınız?

Ne yapmanız gerekirken yapmadınız?

Mesleki sınırları nasıl yönettiniz?

Hekimlik özen yükümlülüğüne uygun davrandınız mı?

Ortaya çıkan etik, mesleki ve hukuki sorunlar karşısında uygulamanız denetlenebilir mi?

Ve en önemlisi: Hasta mahremiyeti, hekimin kendi eylem ve ihmallerinin sorgulanmasını engelleyen bir hukuki dokunulmazlık yaratır mı?

Yaratmaz.

Hasta mahremiyeti hastanın hakkıdır. Hekimin sorumluluktan kaçınma aracı değildir.

Bir hekimin hastasının özel bilgilerini açıklamaması zaten mesleki ve hukuki yükümlülüğünün bir parçasıdır. Fakat bu yükümlülüğü, kendi mesleki uygulamalarına ilişkin her türlü soruyu bertaraf eden bir “etik üstünlük” gösterisine dönüştürmek bambaşka bir meseledir.

Çünkü sessizlik bazen gerçekten etiktir. Ama sessizlik, etik görünüm altında hesap verilebilirlikten kaçınmanın aracına da dönüşmemelidir.

Dışarıdakiler şunu görebilir:

“Hekim susuyor. Demek ki meslek etiğine bağlı.”

Peki şu ihtimali kim sorgulayacak?

Bu sessizlik hastanın sırlarını korurken aynı zamanda hekimin kendi hatalarının, mesleki kusurlarının, etik ihlallerinin, istismar niteliği taşıyabilecek davranışlarının veya suç teşkil edebilecek eylemlerinin tartışılmasını da fiilen engelliyorsa ne olacak?

İşte hukukun sorması gereken soru tam olarak budur.

Hasta konuşur.

Hekim susar.

Hasta sorar.

Hekim susar.

Hasta, “Benim özel hayatımı anlatma; kendi mesleki davranışını açıkla” der.

Yine sessizlik.

Ve sonra bu sessizlik çevreye bir etik üstünlük göstergesi olarak sunulabilir:

“Ben hasta mahremiyetini bozmam.”

Zaten bozmamalısınız.

Ama hasta mahremiyetini korumak ile kendi mesleki davranışlarınızın denetlenmesinden kaçınmak aynı şey değildir.

Daha da önemlisi: Hastanın mahremiyet hakkı, hekimin kendisine yöneltilen etik ve hukuki sorular karşısında sınırsız bir suskunluk dokunulmazlığı değildir.

Psikiyatri gibi güç asimetrisinin belirgin olduğu bir alanda “Ben hekimim, o hasta” iması da başlı başına sorgulanmalıdır.

Çünkü unvan, hukuken doğruluk karinesi değildir.

Psikiyatrik tanı da hukuken güvenilmezlik karinesi değildir.

Bir insanın psikiyatrik tedavi görmesi; onun anlatma, delil sunma, şikâyet etme, hak arama ve hukuki denetim talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle artık alkışlamadan önce şunu sormalıyız:

Bu sessizlik gerçekten hastanın mahremiyetini mi koruyor, yoksa hekimin kendi mesleki uygulamalarının sorgulanmasını da görünmez hâle mi getiriyor?

İkisi aynı şey değildir.

Gerçekten etik davranan bir hekimin hastasının sırlarını ifşa etmesi gerekmez. Ama etik ve hukuki denetim de hastanın sırlarının kamuoyuna dökülmesini gerektirmez.

Dosya incelenir. Kayıtlar incelenir. Eylem ve ihmaller değerlendirilir. Mesleki standartlarla karşılaştırılır. Gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır.

Bir davranışın etik ihlal, mesleki kusur, istismar veya suç oluşturup oluşturmadığı da kişinin unvanına ya da karşısındaki insanın psikiyatrik tanısına göre değil; somut olayın özelliklerine, delillere ve uygulanacak hukuk kurallarına göre belirlenir.

Ve sonuçta kimin haklı olduğuna alkışlar, unvanlar, tanılar veya sosyal itibar değil; deliller ve hukuk karar verir.

Çünkü etik sadece susabilmek değildir.

Etik, denetlenebilmektir.

Hukuk ise unvana değil, eyleme bakar.

Mahremiyet hastanın kalkanıdır.

Hekimin hatalarını, mesleki kusurlarını, etik ihlallerini, istismar niteliğindeki davranışlarını veya suç teşkil eden eylemlerini görünmez kılan bir zırh değildir.