Bugün Köyden, Çakır Gözlü Delikanlıdan

Bugün Köyden, Çakır Gözlü Delikanlıdan

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 29, 2026 - 19:26

Bugün biraz köyümüzden bahsedeceğim, ilçemizden, eskilerden… İnsan bazen geçmişi anlatırken sadece bir yerden değil, içindeki bir yaradan da söz eder. Benim anlatacağım hikâye de tam olarak öyle.

Köyümüzde yakın bir akrabamız vardı, kardeşimiz gibiydi. Ona “Emmolu” derdik, o da bize öyle seslenirdi. Köyün sevilen delikanlısıydı. Yardımseverdi, güvenilirdi. İyi bir akraba, iyi bir arkadaş, iyi bir dosttu. Saygıyı bilirdi, sevgiyi bilirdi, hürmeti bilirdi. Köyde “Çakır gözlü” derdik ona… Neredeyse herkes severdi onu.

Hatta eskiden köye gitmeden önce “Çakır köyde mi?” diye sorardım. Köydeyse kendi izinimi bile onun orada olmasına göre ayarlamaya çalışırdım. Kurban bayramları öncesi İstanbul’a, İzmir’e kurbanlık götürülürdü; o olmazsa köyde bir tat olmazdı benim için. Onu görmeden, onunla oturmadan, konuşmadan, gezmeden içim dolmazdı.

Küçükken evden dışarı adımımı attığım anda onların evi görünürdü. Oradan kalma bir alışkanlık var hâlâ… Köye gittiğimde ilk baktığım yer yine o kapıdır. “Çakır şimdi evde mi, çıkar mı?” diye içimden geçiririm. Ama artık çıkmıyor… Köy sanki boş, köy sanki sessiz, köy sanki eksik.

Köyün çakır gözlü, yağız delikanlısı yok artık. Ne o kapıdan “hoş geldin” diye seslenecek, ne de “hadi gel” diyecek bir ses var. Ev boş… Oysa ne anılarımız vardı, ne konuşmalarımız, ne hayallerimiz…

Anlatırdı bana; “Bu sene malı çoğaltacağım, seneye güzel bir araba alacağım, traktörü büyüteceğim… Çocuklar da büyüyor” derdi. İnsan bazen en çok güvendiği, en çok değer verdiği, çocukluğunu paylaştığı birini bir daha görmemek üzere kaybediyor. Hayatın en ağır tarafı da bu galiba… Ne zaman, neyin olacağı belli değil.

Aydın benli kardeşim, hayatımın bir bölümünü anlatan bir kitap çıkarmıştı. Orada da Çakır’a yer vermiştim. Çünkü o sadece bir insan değil, bir dönemin hatırasıydı.

Ortaokul yıllarında Mecitözü’nde okurken, onun traktörüyle beni köye götürdüğü günler hâlâ aklımda. Bayındır köyünü geçince Kepik Hasan Yokuşu’na geldiğimizde içim hep sıkılırdı. Çünkü orası benim için korkunun yeriydi. Dar, uçurum kenarı, kazaların olduğu bir yoldu. Ben hep korkardım ve ona söylerdim: “Burada hep korkuyorum, traktör kazaları çok olur…”

O ise bana dönüp gülerek, hiç düşünmeden “Ben iyi şoförüm, benim sürdüğüm traktörde bir şey olmaz” demişti.

İşte hayatın en ağır gerçeği burada saklıydı… Ben korkuyordum, o güveniyordu. Ben o yokuşa endişeyle bakıyordum, o ise hayatın sıradan bir yolu gibi görüyordu. Aynı yer, iki farklı insan, iki farklı his…

Nereden bilebilirdik ki yıllar sonra kaderin aynı yerde döneceğini… O “korkma” dediği Kepik Hasan Yokuşu’nda bir gün kaza yapacağını… Günlerce hastanede yatacağını ve o yoldan bir daha dönmemek üzere ayrılacağını…

Şimdi ne zaman köye doğru yola çıksam, o noktaya geldiğimde içim burkulur. Çakır gelir aklıma… O çakır gözlü delikanlı… Ne yollar izin verir unutmaya, ne o köydeki boş ev… Ne de içimde kalan o eksiklik.

Bir keresinde 7-8 yaşlarındayken birlikte traktör kazası geçirmiştik. Harman derdik o zamanlar… Düvenle harman sürülüyordu. Hıştonun Ahmet, lakabı ile “Homat” diye bilinen kişi traktörü sürüyordu. Ben sağ tekerin üstündeydim, o sol tekerin üstünde. Dar bir yerde dönmek isterken traktör devrildi. Alt taraf uçurum gibiydi. Bir anda her şey karıştı. Komşular yetişti, traktörü kaldırdı ve beni altından çıkardılar. Hafif yaralarla kurtulmuştuk ama o an bile hayatın ne kadar ince bir çizgi olduğunu anlamıştık.

Şimdi geriye dönüp baktığımda, insanın en ağır yükü hatıralarmış diyorum. Çünkü bazı insanlar gider ama yok olmaz… Bir kapının önünde kalır, bir yokuşta kalır, bir traktör izinde kalır, bir çocukluk anısında kalır.

Çakır… Köyün çakır gözlü delikanlısı… Sen gittin ama bizde bir yerin hiç gitmedi.

Bazı insanlar gitmez… sadece sessizleşir.

Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.