Bir Sıfır Atılmalı
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Türkiye’de artık yalnızca fiyatların yüksekliğinden değil, paranın üzerindeki rakamların çokluğundan da konuşur olduk.
Bugün bir vatandaş maaşını çekmek için ATM’nin önüne gidiyor. Hesabındaki para, ekranda öyle büyük rakamlarla görünüyor ki insan bir an durup “Bu kadar para mı oldu?” diye düşünüyor. Sonra markete gidiyorsunuz; birkaç temel ihtiyaç alıyorsunuz ve kasada karşınıza yine binlerce, on binlerce liralık rakamlar çıkıyor.
İşin ironik tarafı şu: Paramızın satın alma gücü azalırken, rakamların kendisi büyüyor.
Bu yüzden artık ciddi biçimde şu soru tartışılmalı: Türk lirasından bir sıfır atmanın zamanı gelmedi mi?
Elbette bir sıfır atmak enflasyonu düşürmez. Maaşın satın alma gücünü bir gecede artırmaz. Domatesi ucuzlatmaz, kirayı düşürmez, faturaları hafifletmez. Yani bu iş ekonomik mucize değildir.
Ama paranın kullanımını kolaylaştırır.
Bugün 50 bin lira maaş alan bir vatandaşın maaşı, sıfır atıldıktan sonra 5 bin lira olarak ifade edilebilir. 2.500 liralık bir alışveriş 250 liraya, 1 milyon liralık bir işlem 100 bin liraya dönüşür.
Rakamlar küçülür, hesap yapmak kolaylaşır.
Çünkü para sadece ekonominin değil, günlük hayatın da dilidir.
Bir ülkede insanlar maaşlarını, kiralarını, faturalarını, market harcamalarını sürekli büyük rakamlarla ifade etmeye başladığında paranın psikolojik tarafı da değişir. 100 lira ile 1.000 lira arasındaki farkı zihnimiz çok net algılar. Fakat yüz binlerce, milyonlarca liralık rakamlar gündelik hayatın sıradan bir parçası hâline geldiğinde para adeta anlamını kaybediyor.
Bugün market alışverişine çıkıyoruz.
Eskiden “Cebimde ne kadar para var?” diye sorardık.
Şimdi “Kartımda ne kadar kaldı?” diye bakıyoruz.
Nakit taşıyan vatandaş ise neredeyse bir çanta dolusu parayla alışveriş yapmak zorunda kalabiliyor.
Üstelik mesele yalnızca vatandaşın cebindeki banknotların sayısı değil. Muhasebeden bankacılığa, fiyat etiketlerinden bilgisayar sistemlerine kadar ekonominin tamamında rakamların büyüklüğü operasyonel bir yük oluşturuyor.
Türkiye geçmişte parasından sıfır attı. 2005 yılında Türk lirasından altı sıfır atılarak Yeni Türk Lirası’na geçildi. O dönemde yapılan işlem, uzun süreli yüksek enflasyonun ardından para biriminin yeniden sadeleştirilmesiydi.
Bugün de benzer bir tartışmayı yapmak gerekiyor.