“Hayırlı Cumalar” Demekle Olmuyor
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Her Cuma günü telefonlarımız aynı mesajlarla doluyor. Sosyal medya hesaplarında peş peşe “Hayırlı Cumalar” paylaşımları yapılıyor. Dualar ediliyor, ayetler ve hadisler paylaşılıyor. Bunların hepsi, samimiyetle yapıldığında güzel ve kıymetlidir. Ancak asıl soru şudur: Bu sözler hayatımıza ne kadar yansıyor?
Bir toplumun inancı, yalnızca dilinden çıkan cümlelerle değil; vicdanıyla, adaletiyle ve merhametiyle ölçülür. Çünkü din, sadece belirli günlerde hatırlanan bir söylem değil; her gün yaşanması gereken bir ahlak nizamıdır.
Bugün ne yazık ki büyük bir çelişkiye şahit oluyoruz. Bir yanda dini söylemleri sıkça kullanan, her fırsatta kutsal değerlerden bahseden insanlar var. Diğer yanda ise aynı kişiler; iftira atabiliyor, kul hakkını hiçe sayabiliyor, nefret dili üretebiliyor, güçsüze zulmedebiliyor veya zulme sessiz kalabiliyor. Hatta kimi zaman masum hayvanlara yönelik şiddeti meşrulaştıran söylemlerin içinde yer alabiliyor.
İşte tam da burada insan şu soruyu sormadan edemiyor: Eğer din insanı merhametli, adil ve dürüst yapmıyorsa; geriye sadece şekil kalmış olmuyor mu?
İnancın en büyük göstergesi gösterişli sözler değil, güzel ahlaktır. Çünkü insanın gerçek kimliği, kimsenin görmediği yerde nasıl davrandığıyla ortaya çıkar.
Merhamet yalnızca insana gösterilen bir duygu değildir. Yaratılmış her canlının yaşam hakkına saygı göstermek, güçlü olanın güçsüzü ezmemesi, vicdan sahibi olmanın temel şartlarından biridir.
Bir hayvana eziyet ederken veya bu eziyeti alkışlarken, ardından da “Hayırlı Cumalar” paylaşımı yapmak; toplum vicdanında haklı olarak sorgulanır. Çünkü söz ile davranış birbirini doğrulamadığında, samimiyet de tartışılır hâle gelir.
Elbette hiç kimsenin kalbini bilemeyiz; insanların niyetleri hakkında kesin hükümler veremeyiz. Ancak herkes kendi davranışlarından sorumludur ve toplum da gördüğü davranışlar üzerinden değerlendirme yapar. Bu nedenle dinî söylemlerin, ahlaki sorumluluklarla birlikte yaşanması önemlidir.
Din, insanı kibirden uzaklaştırmalı, öfkesine hâkim olmayı öğretmeli, haksızlığa karşı durmayı teşvik etmelidir. İnanç; yalnızca ibadetle değil, adaletle, doğrulukla ve merhametle tamamlanır. Eğer bunlar eksikse, geriye sadece sloganlar kalır.
Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey, dini konuşan insanların çoğalması değil; dini yaşayan insanların çoğalmasıdır. Çünkü toplumlar, güzel sözlerden çok güzel örneklerle değişir. Çocuklar vaazlardan önce anne ve babalarının davranışlarını örnek alır. Gençler sosyal medyadaki sloganlara değil, gördükleri adalete ve vicdana inanır.
“Hayırlı Cumalar” demek elbette güzeldir. Fakat o sözün ağırlığını taşıyabilmek daha da güzeldir. Bir yetimin hakkını gözetmek, bir yaşlının elinden tutmak, bir hayvana eziyet etmemek, yalan söylememek, iftira atmamak ve kul hakkına riayet etmek... İşte Cuma mesajlarının gerçek karşılığı bunlardır.
Dilin söylediğini davranış doğrulamıyorsa, sözün bereketi eksik kalır. Çünkü inanç, yalnızca dudaklarda değil; vicdanda, ahlakta ve hayata yansıyan davranışlarda anlam kazanır.
Gerçekten “Hayırlı Cumalar” diyebilmek için önce hayatımızın hayırlı olması gerekir. Merhametin olmadığı yerde dinin ruhu eksilir; adaletin olmadığı yerde ise toplumun vicdanı yaralanır.