Makamların Gölgesinde Kırılan Kalpler ve Emek Yetimliği

Makamların Gölgesinde Kırılan Kalpler ve Emek Yetimliği

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 12, 2026 - 14:43

İnsan hayatındaki en ağır travmalar, fiziksel ayrılıklardan ya da kayıplardan ziyade, kendi ellerimizle inşa ettiğimiz anlam dünyalarının başımıza yıkılmasıyla yaşanır.

Sevgi ve saygıyı katıksız bir adanmışlıkla sunduğumuzda, muhatabımızın bu değeri değil de yalnızca ona sağladığımız "konfor alanını" sevdiğini fark etmek, ruhsal bir yıkımı beraberinde getirir.

Yaşanan bu durum, bireysel bir hayal kırıklığının ötesinde, toplumsal ve kurumsal ilişkilere sirayet etmiş derin bir üslup ve samimiyet krizidir.

Görmek İstediğimiz İnsana Duyulan Hayranlık

Alimlerin de ifade ettiği gibi; kaderden gelen kayıplar kabullenişle göğüslenirken, insani ilişkilerdeki hayal kırıklığıyla gelen ayrılıklar zihni ve kalbi yorar.

Bunun temel nedeni, karşımızdaki kişiyi olduğu haliyle değil, ona yüklediğimiz yüksek anlamlar ve gıyabında oluşturduğumuz ideallerle sevmektir.

Zamanla ortaya çıkar ki; bazı idareciler veya güç sahipleri kendilerine sunulan katıksız sevgiyi değil, o sevginin kendilerine kazandırdığı ışıltıyı severler.

Geceyi gündüze katan emekleri bir lütuf değil, tabi bir hizmet olarak görmeye başlarlar.

Sıkıntı anında gösterilen bir istişare talebini bile "haddini aşmak" olarak nitelendirip üstenci bir dille karşılık verirler.

Oysa gerçek büyüklük; makam büyüdükçe küçülebilmek, her yüreğin hizasına inip dertleşebilmektedir.

Sivil Toplumda ve Siyasette Samimiyet Sınavı

Halka hizmet etmek, sivil toplumda veya siyasette yer almak özellikle de kadın odaklı çalışmalarda bulunmak yalnızca idari bir görev değildir; bir gönül işidir.

Bir kadının, bir çocuğun ya da imkânsızlıklar içindeki bir öğrencinin derdiyle dertlenemeyen anlayışlar, bürokratik birer tabeladan ibaret kalmaya mahkûmdur.

"Kutuplaşmayı değil kucaklaşmayı seçen, ötekileştirmeden sırf insan olduğu için dokunan iyilik elçileri, toplumun birleştirici harcıdır."

Sırf ötekine dokunduğu, farklı görüşleri aynı çatı altında topladığı için eleştirilen ama yolundan dönmeyen samimiyet; ne yazık ki gücü elinde tutanların soğuk duvarlarına çarptığında "yetim" kalmaktadır.

Başkalarının geleceği için kendi imkanlarını, hatta kendi akademik ve kişisel hedeflerini feda eden insanların gördüğü bu vefasızlık, toplumsal güven duygusunu da zedelemektedir.

Makam Ağırlığı ve İncitme Lüksü....

Hiçbir makam, mevki veya sıfat, bir insanı üstten konuşma ya da muhatabını aşağılama hakkıyla donatmaz.

Asıl asalet, makamın getirdiği ağırlığın altında ezilmeden; incitmeden, zarafetle ve üslubunu koruyarak yönetebilmektir.

Bugün sormamız gereken asıl soru şudur: Bizler gerçekten o insanları mı sevdik, yoksa gözümüzde büyüttüğümüz erdemleri onlarda var sandığımız için mi adandık?

Kendi değerini, başkasının makamdan süzülen bakışına bağlamayan; sevgisini saf tutarken sınırlarını da koruyabilen bir toplum bilincine ulaşmamız gerekiyor.

Söylediğini yaşayamayanların kelimeleri yetim kalabilir; ancak sırf karşılıksız sevgisi ve emeği için bedel ödeyenlerin bıraktığı izler, makamlar yok olduktan sonra da yaşamaya devam edecektir.