PSİKİYATRİDE MALPRAKTİS: GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN KÖTÜ UYGULAMALARIN HUKUKİ ANALİZİ
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Psikiyatri, insan zihnini anlamaya çalışan en karmaşık tıp alanlarından biridir. Ancak aynı zamanda nesnel ölçüm araçlarının en sınırlı olduğu branşlardan biridir. Kardiyoloji kalbi, ortopedi kemiği, dermatoloji deriyi doğrudan inceleyebilirken; psikiyatri büyük ölçüde davranışlar, anlatımlar ve klinik gözlemler üzerinden ilerlemektedir.
Bu nedenle psikiyatride meydana gelen kötü uygulamaların ve mesleki standartlardan sapmaların tespiti çoğu zaman diğer tıp dallarına göre daha güçtür. Üstelik bazı zararlar fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve hatta ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir.
Malpraktis; hekimin bilgisizlik, deneyimsizlik, dikkatsizlik veya mesleki standartlardan sapması sonucu hastanın zarar görmesi olarak tanımlanmaktadır. Psikiyatride ise malpraktis yalnızca yanlış ilaç yazmak değildir. Bazen eksik değerlendirme, bazen sınır ihlali, bazen yanlış yönlendirme, bazen de gerçeği yansıtmayan vaatler telafisi güç sonuçlara yol açabilmektedir.
1. Yanlış Tanı (Misdiagnosis)
Psikiyatride en sık tartışılan malpraktis türlerinden biri yanlış tanıdır.
- Bipolar bozukluğun depresyon olarak değerlendirilmesi,
- Şizofreninin kişilik bozukluğu sanılması,
- Travma sonrası stres bozukluğunun gözden kaçırılması,
- Otizm spektrum bozukluğunun yıllarca fark edilmemesi,
- Organik nörolojik hastalıkların psikiyatrik rahatsızlık olarak değerlendirilmesi.
Yanlış tanı, yıllarca sürebilen yanlış uygulamalara ve ağır yaşam kayıplarına neden olabilmektedir.
2. Eksik veya Yetersiz Değerlendirme
Bir psikiyatrist yalnızca hastanın anlattıklarıyla değil; klinik gözlem, geçmiş öykü ve gerekli incelemelerle değerlendirme yapmak zorundadır.
- Ayrıntılı anamnez alınmaması,
- Aile öyküsünün sorgulanmaması,
- İntihar riskinin değerlendirilmemesi,
- Madde kullanımının araştırılmaması,
- Organik nedenlerin dışlanmaması,
malpraktis tartışmalarına yol açabilmektedir.
3. Yanlış İlaç Uygulamaları
Psikiyatrik ilaçlar ciddi etkiler doğurabilecek güçlü ajanlardır.
- Yanlış ilaç seçimi,
- Doz aşımı,
- İlaç etkileşimlerinin göz ardı edilmesi,
- Yan etkilerin izlenmemesi,
- Düzenli kontrol yapılmaması,
- Hastanın yeterince bilgilendirilmemesi,
hukuki sorumluluk doğurabilecek uygulamalar arasında yer alabilir.
4. İntihar Riskinin Gözden Kaçırılması
İntihar, psikiyatride en ağır sonuçlardan biridir.
Her intihar olayı hekimin kusurlu olduğu anlamına gelmez. Ancak;
- Açık intihar düşüncelerinin dikkate alınmaması,
- Risk değerlendirmesinin yapılmaması,
- Yakın izlemin sağlanmaması,
- Gerekli durumlarda yatış seçeneğinin değerlendirilmemesi,
malpraktis tartışmalarına neden olabilir.
5. Zorunlu Yatış ve Özgürlük İhlalleri
Psikiyatride kişinin özgürlüğünün sınırlandırılması son derece hassas bir alandır.
- Gereksiz yatış kararları,
- Hukuki prosedürlere uyulmaması,
- Uzun süreli kısıtlamalar,
- İzolasyon uygulamalarının kötüye kullanılması,
- Fiziksel tespit yöntemlerinin ölçüsüz uygulanması,
hasta hakları açısından ciddi sorunlar doğurabilir.
6. Bilgilendirilmiş Onam Eksikliği
Hastanın;
- Tanısını,
- Olası riskleri,
- Yan etkileri,
- Alternatif seçenekleri,
- Uygulamanın sınırlarını
öğrenme hakkı bulunmaktadır.
Yeterli bilgilendirme yapılmaksızın yürütülen uygulamalar hukuki sorumluluk doğurabilir.
7. Mahremiyet İhlalleri
Psikiyatri, tıbbın en mahrem alanlarından biridir.
- Hasta bilgilerinin paylaşılması,
- Gizliliğin ihlali,
- Terapi kayıtlarının korunmaması,
- Özel görüşmelerin ifşa edilmesi,
malpraktis kapsamında değerlendirilebilecek ağır ihlaller arasındadır.
8. Sınır İhlalleri ve Etik İhlaller
Psikiyatride hasta-hekim ilişkisi eşit güç ilişkisine dayanmaz.
Bu nedenle;
- Duygusal bağımlılık oluşturulması,
- Çifte ilişki kurulması,
- Hastanın kişisel ilişkiye çekilmesi,
- Maddi çıkar sağlanması,
- Güç dengesinin kötüye kullanılması,
en ağır etik ihlaller arasında kabul edilmektedir.
9. Psikolojik Manipülasyon İddiaları
Psikiyatride en tartışmalı alanlardan biri de psikolojik manipülasyon iddialarıdır.
- Sürekli belirsizlik yaratılması,
- Umut verilip geri çekilinmesi,
- Duygusal bağımlılığın beslenmesi,
- Hastanın gerçeklik algısının zedelenmesi,
gibi uygulamalar bazı vakalarda gündeme gelmektedir.
Bu alanın ispatı zor olmakla birlikte, zarar ortaya çıktığında ciddi etik ve hukuki tartışmalar doğurabilmektedir.
10. Kesin İyileşme Söylemi ve Malpraktis Tartışması
Psikiyatride son yıllarda tartışılması gereken konulardan biri de kesin iyileşme söylemidir.
Bugün için bipolar bozukluk, şizofreni, tekrarlayan depresyon ve benzeri birçok psikiyatrik tanının seyri kişiden kişiye değişmektedir. Düzenli kontrollerine giden, önerilere uyan ve uzun yıllar stabil kalan kişilerde dahi zaman zaman yeni ataklar veya alevlenmeler görülebilmektedir.
Bu nedenle hiçbir psikiyatristin gelecekte hiç atak yaşanmayacağı, hastalığın tamamen ortadan kalkacağı veya kişinin ömür boyu hiçbir sorun yaşamayacağı yönünde bilimsel garanti vermesi mümkün değildir.
Psikiyatride kullanılan ilaçlar ve diğer müdahaleler birçok kişide belirtilerin azalmasına ve yaşamın daha yönetilebilir hâle gelmesine katkı sağlayabilmektedir. Ancak bugün için kesin ve geri dönüşsüz bir iyileşmenin varlığını her hasta için garanti etmek mümkün değildir.
Hastanın yalnızca olası faydalar hakkında değil, belirsizlikler ve sınırlılıklar hakkında da bilgilendirilmesi gerekir. Gerçekçi olmayan vaatler, bilgilendirilmiş onamın geçerliliğini dahi tartışmalı hâle getirebilir.
11. Psikiyatri Hâlâ Gelişimini Sürdüren Bir Bilim Dalıdır
Psikiyatri son derece önemli bir tıp alanıdır. Ancak insan beyninin ve zihninin işleyişine ilişkin bilgilerimiz henüz tamamlanmış değildir.
Bugün hâlâ birçok psikiyatrik tanının kesin biyolojik göstergeleri bulunmamaktadır. Tanılar büyük ölçüde klinik değerlendirmelere dayanmaktadır. Aynı tanıya sahip kişiler farklı seyir gösterebilmekte, aynı uygulamalardan farklı sonuçlar elde edebilmektedir.
Bu nedenle psikiyatride mutlak öngörüden söz etmek mümkün değildir. Bilimsel dürüstlük, kesinlik iddiasında bulunmak değil; mevcut bilginin sınırlarını kabul etmektir.
Sonuç
Psikiyatride malpraktis yalnızca yanlış ilaç yazılması veya yanlış tanı konulmasından ibaret değildir. Eksik değerlendirme, mahremiyet ihlalleri, sınır ihlalleri, etik sorunlar, manipülatif uygulamalar, özgürlük kısıtlamaları ve gerçekçi olmayan vaatler de malpraktis tartışmalarının konusu olabilmektedir.
Psikiyatride malpraktis çoğu zaman tek bir açık kusurdan değil; süreç boyunca biriken uygunsuz uygulamalardan, eksik bilgilendirmelerden, yetersiz değerlendirmelerden veya etik sınırların bulanıklaşmasından kaynaklanabilmektedir.
Üstelik psikiyatride ortaya çıkan zararların önemli bir kısmı görünür değildir. Bazı zararlar bir röntgen filminde, bir kan tahlilinde veya bir MR görüntüsünde ortaya çıkmaz. Kimi zaman zarar; kaybedilen yıllarda, bozulan ilişkilerde, sarsılan gerçeklik algısında ve yitirilen yaşam kalitesinde saklıdır.
Psikiyatri son derece önemli bir tıp alanıdır. Ancak insan zihninin karmaşıklığı karşısında hâlâ gelişimini sürdüren bir bilim dalıdır. Bugün birçok psikiyatrik tanının kesin biyolojik belirteçleri bulunmamakta, hastalıkların seyri kişiden kişiye değişebilmekte ve geleceğe ilişkin mutlak öngörülerde bulunmak mümkün olamamaktadır.
Bu nedenle psikiyatri uygulamalarının yalnızca tıbbi değil; etik, hukuki ve insan hakları perspektifinden de sürekli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle kesin iyileşme vaatleri, gerçekçi olmayan beklentiler oluşturabilecek söylemler ve bilimsel sınırların göz ardı edilmesi, hasta hakları açısından ayrıca tartışılmalıdır.
Çünkü psikiyatride asıl mesele yalnızca belirtileri azaltmaya çalışmak değil, insan onurunu, özgürlüğünü ve ruhsal bütünlüğünü koruyabilmektir.