Türkiye, Bölgesel Bir GÜÇ Olduğunu Tüm Dünyaya İspatlamıştır

Türkiye, Bölgesel Bir GÜÇ Olduğunu Tüm Dünyaya İspatlamıştır

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 14, 2026 - 22:42

Türkiye’nin son yıllarda izlemiş olduğu istikrarlı, tutarlı ve dengeli dış politikası NATO Zirvesi’nde aleni/açık bir şekilde ortaya çıktı. Türkiye, küresel krizlerde, uluslararası ilişkilerde ve savaş ortamlarında göstermiş olduğu diplomatik faaliyetleri, arabulucu adımları ve çözümleyici girimleri uluslararası arenada gıpta ile izlendi ve takdir gördü. Bilhassa ülkeler arasındaki savaşların yol açtığı küresel siyasi, ekonomik ve tahıl/gıda krizlerindeki gayreti ile dikkatleri üzerine çekerek bölgesel bir güç olduğunu kanıtlamış oldu.

Türkiye’nin bu gücünün ana kaynağı 24 yıldır şu andaki Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ve hükümetlerinin istikrarlı bir politika ile siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri ve istihbarı yönden tam bağımsız bir ülke yapmaya yönelik atmış olduğu adımlardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’nde yapmış olduğu konuşmada “Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında, savaş gemilerinde, dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayisi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz.” sözleriyle Türkiye’nin bu güce nasıl ulaştığını açıkladığı gibi…

Türkiye artık eski TÜRKİYE olmadığını ve bölgesel bir güç olduğunu ispatlamıştır. Gerek ABD, gerek AB ve gerekse Ortadoğu ülkeleri ile siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri ve istihbarı ilişkilerinde dengeli, istikrarlı, uyumlu bir politika izleyerek güven verici bir atmosfer oluşturmuştur. Türkiye şu anda Ortadoğu’nun lideri konumundadır. Bu durum dünyanın en güçlü ülkesi ABD Başkanı Trump tarafından sürekli teyit edilmiştir. Hatta geçen günlerde Türkiye’nin ev sahipliğini yaptığı NATO Zirvesi’nde de yine Trump tarafından gündeme getirilmiştir. ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Türkiye’ye hayranlığı ve güveni de bu yüzdendir.

Daha düne kadar Türkiye’yi küçümseyen (adam yerine koymayan!) Avrupa ülkelerinin liderleri bile Türkiye hakkında çok güzel sözler etmeye başladı. Hatta Türkiye’nin AB’ye (Avrupa Birliği) üyeliği bile daha şimdiden konuşulmaya başlandı. Oysaki Türkiye Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik için 14 Nisan 1987’de başvurmuştu. 1999 yılında Helsinki Zirvesi’nde aday ülke statüsünü elde ederek 3 Ekim 2005’te resmi katılım müzakereleri başlatılmıştı. NATO’da gücünü ispat eden Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne (AB) artık neden almasınlar?!

Türkiye’nin en büyük özelliklerinden birisi de Türk ve İslam dünyasında söz sahibi olarak lider konumuna yükselmesidir. Tüm Türk ve İslam coğrafyasında olağanüstü bir etkisi olduğunu artık tüm dünya biliyor. Bu durum ABD’nin, NATO’nun, AB’nin işine gelmez mi?! Tabi ki gelir. O yüzden çok yakın bir zamanda Türkiye’nin AB üyelik sürecini başlatacaklar. Fakat bütün dünyanın kabul ettiği bu GERÇEĞİ hala Türkiye içindeki ana muhalefet ve diğer muhalif siyasi partiler neden göremiyor anlamıyoruz?! Türkiye’yi 24 yılda bu hale getiren (bölgesel güç yapan) iktidar partisine yönelik bu kin, hırs ve öfke nedendir inanın anlamakta zorluk çekiyoruz.

Gerçi kim ne derse desin meşhur ata sözlerimizle bu konuyu noktalamak istiyorum: meyveli ağaç taşlanır, akan su yosun tutmaz, doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, çamur at izi kalsın, İt ürür, kervan yürür, güneş balçıkla sıvanmaz…