TÜRKÇE EZAN DEĞİL TUĞYANİLEŞME

TÜRKÇE EZAN DEĞİL TUĞYANİLEŞME

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 23, 2026 - 21:37

Bugün Türkçe ezan saçmalığının, yalanının, dolanının bittiği ve ezanın ilahi hürriyetine aslına kavuştuğu günün yıldönümü.

On sekiz sene, on sekiz sene Türkçe yapıyoruz ezanı diye Yunanca yaptılar. Yunan mitolojisine dönüştürdüler. Ezan aslı Kur'an'ı ilahi ve Gur'an Türkçesi. Zaten ezanın aslı Türkçe ama Selçuklu'nun Osmanlı'nın başardığı Kur'an'ı Türkçe. Selçuklu'nun Osmanlı'nın Kur'an'ı Türkçesinden kurtulup Yunan'ın Yunanî Türkçesine yaslanmak isteyenler on sekiz yıl süren bir yalana, bir alavereye bu ülkeyi mahkûm ettiler.

Bakın o Türkçeleştirme hiç kimsenin söylemediği, ne siyasi, ne tarihçi, ne ilahiyatçı, hiç kimsenin dikkat etmediği bir hakikati gündem edeceğim.

O Türkçe değildi.

Kur'an'ın aslı, bu ezanın aslı Selçuklu Osmanlı'nın Kur'an'ı Türkçesidir. Sadece Arapça değil. Kur'an'ı Türkçedir.

Allah Ekber. Şehadet, la ilah illa Allah. Muhammed Resulullah. Hayye sala. Hayye felah. Allah Ekber. La ilah illa Allah.

Bu Selçuklu Osmanlı'nın bin yıl kullandığı Kur'an'ı Türkçesi, Kudüs Türkçesi...

Ama Kur'an'a, Kudüs'e, kutsala sırtını dönen ve yüzünü, kıblesini düşman Yunan'a, Batı'ya dönen tek parti zihniyeti bu ülkede on sekiz sene ezanı Yunanî'yi okuttu, Yunanî.

O Türkçe değildi.

Şu andaki bile Yunan latin alfabesi. Kur'an alfabesinin suyu mu çıktı?

Bakın mesele Türkçeleştirme değil.

Mesele Türkçeleştirme olsaydı Osmanlı Selçuklu'nun yaptığı gibi yapardı. Ama mesele ne?

Mesele Kur'an'a, İslam'a, Kudüs'e yabancılaşma, Allah'a yabancılaşma, Allah'a karşı durma, Allah'a kalkışma, haşa.

Ve bakın ezanda on bir defa Allah ismi geçer.

On bir defa.

Bunun İbrancesi de Allah'tır. Arapçası da Allah'tır. Türkçesi de Allah'tır.

Ama ona ne dediler biliyor musunuz?

Tanrı.

Kur'an'da üç defa da ilah geçer ezanda.

Ezanda üç defa ilah. Onun karşılığı belki Tanrı olabilir.

Ama Allah ayrı.

Allah özel ilah demek. Yahudinin bile yapmadığını, İngilizin bile yapmadığını, tek parti dönemi, partiler, paşalar, ezanın, dinin temeline tepki suyu dökmek için...

Ne dediler? Allah yerine Tanrı dediler. Bu Türkçeleşme değil, Tuğyanileşme.

Allah ismi yerine Tanrı ismi geçti.

Tuğyanileşildi.

Ne dendi?

Tanrı uludur.

Bugün on altı Haziran Türkçe ezan saçmalığının, yalanının, dolanının bittiği ve ezanın ilahi hürriyetine aslına kavuştuğu günün yıldönümü.

On sekiz sene, on sekiz sene Türkçe yapıyoruz ezanı diye Yunanca yaptılar.

Yunan mitolojisine dönüştürdüler.

Ezan aslı Kur'an'ı ilahi ve Gur'an Türkçesi.

Zaten ezanın aslı Türkçe ama Selçuklu'nun Osmanlı'nın başardığı Kur'an'ı Türkçe.

Selçuklu'nun Osmanlı'nın Kur'an'ı Türkçesinden kurtulup Yunan'ın Yunanî Türkçesine yaslanmak isteyenler on sekiz yıl süren bir yalana, bir alavereye bu ülkeyi mahkûm ettiler.

Bakın o Türkçeleştirme hiç kimsenin söylemediği, ne siyasi, ne tarihçi, ne ilahiyatçı, hiç kimsenin dikkat etmediği bir hakikati gündem edeceğim.

O Türkçe değildi.

Kur'an'ın aslı, bu ezanın aslı Selçuklu Osmanlı'nın Kur'an'ı Türkçesidir.

Sadece Arapça değil, Kur'an'ı Türkçedir.

Bakın:

Allah Ekber. Şehadet, la ilah illa Allah. Muhammed Resulullah. Hayye sala. Hayye felah. Allah Ekber. La ilahe illallah.

Bu Selçuklu, Osmanlı'nın bin yıl kullandığı Kur'an Türkçesi, Kudüs Türkçesi...

Ama Kur'an'a, Kudüs'e, kutsala sırtını dönen ve yüzünü, kıblesini düşman Yunan'a, Batı'ya dönen tek parti zihniyeti bu ülkede on sekiz sene ezanı Yunanî'yi okuttu, Yunanî.

O Türkçe değildi.

Şu andaki bile Yunan latin alfabesi. Kur'an alfabesinin suyu mu çıktı?

Bakın mesele Türkçeleştirme değil.

Mesele Türkçeleştirme olsaydı Osmanlı, Selçuklu'nun yaptığı gibi yapardı. Ama mesele ne?

Mesele Kur'an'a, İslam'a, Kudüs'e yabancılaşma, Allah'a yabancılaşma, Allah'a karşı durma, Allah'a kalkışma, haşa.

Ve bakın ezanda on bir defa Allah ismi geçer.

On bir defa.

Bunun İbrancesi de Allah'tır. Arapçası da Allah'tır. Türkçesi de Allah'tır.

Ama ona ne dediler biliyor musunuz?

Tanrı.

Kur'an'da üç defa da ilah geçer ezanda.

Ezanda üç defa ilah. Onun karşılığı belki Tanrı olabilir.

Ama Allah ayrı.

Allah özel ilah demek.

Yahudinin bile yapmadığını, İngilizin bile yapmadığını...

Tek parti dönemi, partiler, paşalar, ezanın, dinin temeline tepki suyu dökmek için ne dediler?

Allah yerine Tanrı dediler. Bu Türkçeleşme değil, Tuğyanileşme.

Allah ismi yerine Tanrı ismi geçti.

Tuğyanileşildi.

Ne dendi?

Tanrı uludur. İlah uludur.

Ezanda ise ilah ve Tanrı kavramı reddedilir.

Allah ululanır. Allah yüceltilir.

On bir defa, üç defa da ilah Tanrı aşağılanır, reddedilir.

Ama Türkçeleşti diye on dört defa, Tanrı uludur'a dönüştü bu.

Peki Tanrı kim?

İlah, otorite.

O gün otorite kimse. Yönetici kimse. Sultan kimse. Sulta kimse, tanrı ilah o.

Böyle bir tuzak kuruldu. Böyle bir şeytani tuzak kuruldu.

Bu tuzağı kim kurdu?

Bu tuzağı Siyoniler kurdu.

Bu tuzağı bakın şu anda en şeriatçı devlet olan Siyoniler, Siyoniler Türkiye'de böyle bir anlayışı kurdular.

Sözde bizim siyasetçiler de Siyoniler'i taklit ederek isteyerek veya korkarak veya aldanarak onların tuzağına geldiler ve ezandan Allah ismini çıkardılar.

Peki sonra ne oldu?

Allah'a saygı duymayan, Siyonizme itiraz etmeyen, satanizme, cinsi sapkınlığa, ideolojik sapkınlığa itiraz etmeyen anlayış ortaya çıktı.

Tanrı uludur diyerek başladı.

On sekiz yıl Allah uludur denmedi.

O gün sultan kimse o uludur anlamına Tanrı uludur dendi.

Ama hiçbir ilahiyatçı, hiçbir siyasetçi, hiçbir akademisyen bu tuzağa, bu şeytani hileye bu ülkenin dikkatini çekmedi.

Kısır kısır tartışmalarla birileri devlet adamını ilahlaştırırken öbürleri de din adamlarını, şeyhlerini ilahlaştırdılar ve birbirleriyle hamasi tartışmanın içine girdiler.

Ama Siyonizm malı götürdü.

Siyonizm bütün Türk ve Arap ülkelerini, Müslüman ülkeleri bu şekilde beyinlerini kirletti.

Gönüllerine pislik etti. Onları Allah'a düşman etti. Hakikate düşman etti.

Şu anda da Siyonizmin, satanizmin bebekleri öldürmesine, dünyayı savaşa ateşe sevk etmesine itiraz etmediler.

Bize neci, bana neci, neme lazımcı bir nesil yetişti.

Tanrı uludur diyerek.

Allah'ı tekbir etmek dururken bizi yaratan, yaşatan, yediren, içiren ve ancak kendisine geleceğiniz, döneceğiniz Allah'ı ululamak dururken ona itiraz eden, ona karşı hadsizleşen, ona karşı Siyoni'nin bile yapmadığı hadsizliği yapan çapulcular, haydutlar, eşkıyalar, cuntacılar, darbeciler...

Bir şekilde Allah yücedir, Allah Ekber ayetini, ezanını değiştirdiler ve insanları satanizme, Siyonizme peşkeş çektiler.

Onun için bu Türkçeleştiriyoruz diye Siyonileştirdikleri ezanın aslına, Kur'an'ı Türkçe'ye dönüşünün hürleşmesinin sene-i devriyesinde biz burada konuyu yeniden gündem ediyoruz.

Ve ezanı aslıyla Kur'an'ı Türkçe okuyoruz.

Allah Ekber Allah Ekber.

Şehadet la ilah illa Allah.

Muhammed Resulüllah.

Hayye salah.

Hayye felah.

Allah Ekber.

La ilah illa Allah.

Bakın bu Osmanlı Türkçesi, Selçuklu Türkçesi, Kur'an Türkçesi.

Biz Yunani Türkçe istemiyoruz.

Biz batıcı, işgalci, Siyoni, Yunan alfabesi istemiyoruz.

Biz Kur'an alfabesi, Kur'an'ı Türkçe istiyoruz.

Onun için ezanımıza da dokunulmasın. İmanımıza da dokunulmasın.

Camilerimize dokunulmasın.

Kutsalımıza, Kudüs'ümüze dokunulmasın.

Ve o Siyonilerle işbirlikçilik yapılmasın.

Oradaki Kuvayi Milliye'ye, oradaki Filistinlilere terör örgütü diyen işbirlikçileri lanetliyoruz.

Ve oradaki Kuvayi Milliye'nin uzantısı Filistin muhafızlarına, Kudüs muhafızlarına ezanımıza sahip çıktığımız gibi sahip çıkıyoruz.

Ve biz başkalarını değil Allah'ı ululuyoruz.

Allah'ı bayraklaştırıyoruz.

Ve bizim bayrağımızda da la ilah illa Allah yazıyor.

Allah'sız bayrak olmaz.

Allah'lı bayrak inmez, ilahi ezan dinmez diyoruz.

Mülk, ülke Allah'ın.

İlahi ezanı hazmedemeyenler, ilahi dünyayı ve bedenlerini terk edebilirler.

Vallahi bu hakka hukukla karşı haksızlaşanlar ancak kendilerine yaparlar.

Ancak kendilerine zarar verirler.

Onun için hakka, hakikate, Allah'a hiç kimse zerre zarar veremez.

Sadece nankörlüklerini, kaybettiklerini, eşkıyalıklarını, vicdansızlıklarını, İslamsızlıklarını açık etmiş olurlar.

Ve bu verilen nimetler ellerinden çekip alınır.

Dünya cehennem olur.

Dünya olmadı, ahiret cehennem olur.

Hâlbuki biz ahireti cennet, dünyayı da cennet yapmak istiyoruz.

Onun yolu da ezana, Allah'a, imana, emniyete, İslam'a, selamete, Kudüs'e, kutsala sahip çıkmaktan geçer diyoruz.

Ve hakka, hakikate sahipliğe davet ediyoruz.

Şu mübarek günde, şu mübarek mekânda bu mekânın ve zamanın hakkını verelim.

Hakka sahip çıkalım.

Kendi insanlığımızı, vicdanımızı ayağa kaldıralım.

Dünyamızı Siyoni işbirlikçilerinin ateşe atmasından dünyayı da kurtaralım.

Geleceğimizi de, ahiretimizi de kurtaralım.

Allah şahitliğinizi mübarek etsin.

Allah'a emanet olun.